2 Şubat 2009 Pazartesi

tuhaf mı tuhaf bi hikaye...




Uzun zamandır yorum yazmaya değer bir film izlememişim…dolayısıyla nasip bugüneymişşş…

Şimdi öncelikle oldukça sıkıcı sayılabilecek bir hafta sonu geçirdim denebilir…ama evin kalabalık olması(kuzenlerim) beraberce sıkılmamıza olanak sağladı…madem o kadar kalabalıktınız , neden evde oturdunuz demeyin..kalabalık ve hafta sonunu aynı cümlede kullanıldığında kriz ortamında pek hoş olmayan sonuçlar doğurabiliyor…;)

Hoş sohbet, muhabbet gibi şeyleri geride bıraktığınızda ortaya çıkan boşluğu biz film izleyerek doldurmak istedik…her zaman keyifli olur…bizde öle yapalım dedik ve biraz abarttık…yediğimiz patlamış mısırın haddi hesabı yok…tavuk gibi hissetmeye başladım bir ara…

Yorum yapmaya değer filmimizin adı “The Curious Case of Benjamin Buton”

(düşünmeyin öle “nasıl yani” diye…akademi ödüllerinin jürisinde yakinnnnn tanıdıklarım var...kayıtlara geçsin diye tekrarlıyorum…akadami ödüllerinin jürisinde yakın tanıdıklarım varmışşşşşş…J)

Şimdi şöle ki böle bi tuhaf hikaye gerçekten:) konusundan bahsederek kimsenin hevesini kırmak istemem ama herkes zaten aşağı yukarı filmin konusunu biliyor…benim tavsiyelerim olabilir ancak…meselaaa; mümkünse filme ikinci yarı girin ve ya evde izleyecekseniz yarısından başlatın filmi. Neden mi? Çünkü biz öle yapmadık…biz ettik, siz etmeyin durumu yani…eğer öle yapmazsınız düşündüğünüz tek şey “ayyyyyyy bu adam ne zaman normale dönecek” diye düşünmekten , kendinizi filme veremiyorsunuz…benim gibi dikkatini bir yerde toplamakta zorlanan hiper aktif bir tipseniz ohhh…yanınızdakiler halinize gülmekten kendini alamaz…”-ayyyyyy gitmişşşş dağ gibi brad gitmişşş…” gibi veryansınlarımın ardından 2. bölümde ekrana yapıştığımı söylememe gerek yok sanırım…



Yalnız tabi tek bir eleştirim var…sonunu çok iyi bulmadım…başından beri “saat” ve “fırtına” ile ilgili teorilerimin sonuçsuz kalması ve beni cevapsız bırakması üzücüydü…ben biraz tuhaf film izlerim…bunuda iki kuzenimle beraber izlerken fark ettim…onlar da benim gibiymiş ve birbirimizin haline çok güldük…sürekli fikir yürütüyoruz ve konuşuyoruz…teoriler , teoriler , teoriler…yani mümkünse yalnız film izlemek en iyisi bizim için..beraberken izlemek ve bu şekilde bır bır bır susmadan izleyebilmek keyifli de , bi başkası başımıza ağır bir cisimle vurabilir gibi geldi bana : ) bu teorilere sürpriz cevaplar isterdim benn…sadece gevezelik etmekle kaldık…

Bence herkes filmi izlesin…keyifli …biraz uzun…ama normal biriyseniz sabredebilirsiniz…görüntüler ve o yılları canlandırmada çok başarılılar, görsellik , makyaj muhateşem zaten...genelde ödüllü film düşmanıyımdır…özellikle Türk filmleri konusunda…ayyy “Yumurta” geldi aklımaaaa…fiyaskoydu…Nejat İşler sevgisi bu filmle tarih oluyor…izlemeyenler öle kalsın…kalsın öleeee...

Tamam yaa…bitiriyorum yazıyı…(acaba söylemediğim bi ayrıntı var mı)

Eeee…eeee…şeyy…yaa off tamam…sustum...

2 yorum:

  1. ben çok sevdim hatta böhürdüm kendi bloğumda kesin izleyin die ama ben seviorum grotesque öyküleri ondan da olabilir zevk renk olayı:)

    YanıtlaSil
  2. hayata tersten başlasaydık nasıl olurdu acaba merakımızı yendik..

    YanıtlaSil

hadi söyle söyle!