8 Şubat 2009 Pazar

yaralarından sevmek...



Hangi ara aşka inanmayı bıraktık...kimle konuştuysam ağızbirliği yapmış gibi “valla aşk en fazla 21 yaşına kadar, daha sonra aşk dediğin şey pek olmuyor” diyor...işin kötü kısmı herşeye muhalefet olmayı seven ben, sırf tartışalım ve ortaya yeni yeni fikirler çıksın, alevlensin, düşünceler değişsin, bakış açısı genişlesin diyen bennn...sadece haklısın diyebiliyorum...

Sanırım 23 yada 24 yaşındaydım...evlilikten bahsediyorduk ve nasıl evleneceksin dedi annem...”aşık olduğum adamla” dedim...ne kadar basit değil mi...annem güldü hafifçe...17 yaşında aşık olursun kızım dedi...nasıl da karşı çıkmıştım..sesli değil ama...aslaa olamazdı öyle birşey...oluyormuş...şimdi konuşuyorum birileriyle... çok fazla insan tanımıyorum ama tanıdıklarımı iyi tanıyorum...çok çeşitli insanlar...birbirinden çok farklı...

Ben hangi ara aşka olan inancımı kaybettim onu kestiremiyorum...şöle çocukluğuma dönelim...yok orda birşey...lisede aşıktım...hemde nasıl...tüm okul biliyordu...okulun en popiler çocuğu...onun da bana aşık olduğunu söylemesi biraz geç oldu ...ben farklı hedefler belirlemiştim...o farklı...başka bir yazı konusu o...sanırım daha sonra hiç açık olmadım zaten...ne acı...başkalarının aşk acısı aşka inancımı kaybetmeme neden oldu...her geçen an o kadar değiştiriyor ki insanı...

Neden evlenmeyi düşünüyorsun??? “İşte bi düzenim olsun artık, evin düzeni olsun, bi sıcak yemek olsun, gömleklerim ütülü olsun”diyor...şaka olduğunu düşünebileceğim şekilde söylese keşke...kızabilirim, sinirlenebilirim, deliye dönerim normal de böyle bir cevaba...o kadar ciddi ki...artık herkes böyle diyor...herkesin düşüncesi böyle...sen diyor , aşk için mi evleneceksin...hayır diyorum , çocuk için...ben diyorum bunu yaa...anneme verdiğim cevabı çoktan unutmuşum...sonradan aklıma geliyor...

Ne oldu bize..ben eminim 25 yaş üzeri çok fazla insan böyle düşünüyor...18 li yaşlarında gerçekten aşık olup evlenmedilerse...eskiden erken yaşta evliliklere kızardım...ama en doğrusu öyleymiş...gerçekten aşık olduğun ve birlikte büyüdüğün bir evlilik...aynı yönde ilerlersin..eğer seviyorsan farklı yönlere doğru ilerlemeyi tercih etmezsin ve değişmezsin...ama şimdi işler ne kadar zor...yola beraber çıktığın insanla bambaşka bir yerde buluyorsun bir süre sonra kendini...birileriyle paralel yollardan ilerlemiş olmak ve yolun bir bölümünde karşılaşmak o kadar zor ki...

inanmak, güvenmek, yolun o bölümüne gelene kadar yaşadığın tecrübelerden çekinmemek, yaralarını o kişiye göstermek, onun yaralarını görmek ve kaçmamak...birini yaralarından sevmek...ne büyük erdem...kuzenim söylemişti..."onu yaralarından sevdim ben"...offffff....aşık olmak...sevmek...sevmesine izin vermek...
çoğumuz kandırıyoruz kendimizi...o olduğuna inanmak istiyoruz...kendimizi tamam da karşımızdakini ikna edemiyoruz...ya da bizi ikna edemiyor birileri...söylenecek ne çok şey var...yazılar hep kadın erkek ilişkileriyle mi ilgili olmak zorunda demişti bi arkadaşım yazdığım bi yazıya yorum olarak...zorunda değil belki ama bir şekilde hep aynı yere çıkıyor...

bu yazıyı yazma nedenim inanmayı istemem büyük bir ihtimalle...aşka inanmak...her ne inancımı yitirmeme sebep olduysa yine aynı şey inanmamı sağlayacak...derde sebep olanla derman aynı bu oyun da...görelim bakalım...

tek dileğim kendimi kandırmak zorunda kalmamak yarın bir gün...annesine o cevabı veren kız olabilmek belki de...

5 yorum:

  1. kendimi bildim bileli aşk faso fisodur.. aşk karın doyurmaz, aşkla samanlıkta seyran olunmaz...
    benim için önemli olan güvenebileceğim sırtımı yaslıyabileceğim bi adam bulabilmekti ki buldum... aramız da otuz küsür yaş farkı var bu başkalarına batsa bile kimin umurunda.. ben halimden memnunum.. zengin, karizma, güvenilir,saygı duyulan biri ve bana tapıyor olması yeterli unsurlardır...

    YanıtlaSil
  2. aşk bu...herkes tamameeen farklı düşünmekte serbest...hep aynı densede hayattan beklentiler, aşka dair hayatta gördüklerimiz, aşk için inandırıldıklarımız, aşka bakışımızı şekillendiriyor...biri güven ararken biri ayaklarının gerçekten titrediği , başının gerçekten döndüğü o aşkı arıyor...buluyor ve bazen bulamıyor...ama bir şekilde aşkı öğreniyor...

    senin dediğin gibi bir aşk manukyan senin inandığın aşk...

    diğerleri onların inandığı ve öğrendiği...

    başın bir kere döndümü başını döndürmeyen hiçbirşey herşey olsa bile yetmeyebilir...belki o sınırı aşmamak çok daha iyi...herkes o kadar şanslı olamaz...ve olsada devamı olmaz kim bilir...ama inanıyorum ki herkes o riski almak ister...bir günlüğüne bile olsa belki...

    YanıtlaSil
  3. çünkü o yaşa kadar daha az beklenti sahibi ve daha az menfaatçi insanlarızdır. sonra hesap-kitap ve bir sürü sorumluluk girer işin içine. biz de belki yarım bir şak ve çoğul ilişki yaşıyoruz artık.

    YanıtlaSil
  4. Eskiden aşk için ölüneceğine inanırdık, şimdi ise mantık çerçevesi içine yerleştirdiğimiz insanların fiziki biyografisine bakıp ruhunu göremeyecek kadar körleşiyoruz.

    YanıtlaSil
  5. Kimse tehlikeli bir güzellikten kaçamaz.

    Evlendiğimde 29 yaşındaydım,30 yaşındaykende aşk yaşanıyor "http://elki.blogcu.com/sevgiliye-1_62363.html"

    Evlilik hakkında düşüncem http://elki.blogcu.com/cok-ozel-ve-cok-guzel-gun-bugun_60533.html

    elki .:.

    YanıtlaSil

hadi söyle söyle!