13 Mart 2009 Cuma

ahkam ahkam ahkammm...(1)


Kimden blog


Madem adı ahkam defteri...kesiyorum efendilerrr... peki ne zaman ahkam kestiğimi düşünüyorum ; deneyimlemediğim bir konuda yazarken...konumuz ilşkiler ve evlilik...ne kadarrrrrrr değişik bir konu değil mi...ama en fazla “atma” imkanı olan konu bu ve malzeme asla bitmez...

İlşkilerle ilgili düşüncem şu...mantıklı olan tarafın ölee diyoo...sizin için uygun kişi, değer yargıları , yetişme şartları, aile yapıları sizinkine yakın kişilerdir...herzaman 2 kere 2 dört etmeyebilir ama genelde eder...çünkü başta olmasa da ilerde aradığınız şey evlilikte de ilşkide de “huzur” olacaktır...anlık hormonel halüsinasyonlara kapılmamayı başarbiliyorsanız sizin için doğru insanı da seçebiliteniz vardır...elbette bu “ortak özelliklerden” kastım, birbirinizin kopyası olacaksınız demek değil...aslında tam tersi...farklı alışkanlıklar ve farklı ilgi alanları çok önemli...hayatta önem verdiğiniz değerler aynı olduktan sonra günlük alışkanlıklar, keyif alınan aktivitelerin farklı oluşunun bir önemi yok...zaten günü eğlenceli kılacak olanlar da onlardır...

ben kimsenin kimseyi değiştirmeyeceği bir ilişkiye inanmam...(kaldıki öze kimse kimseyi değiştiremez, alışkanlıkların değişmesi özü değiştirmez) tam aksine eğer bir ilişki seni geliştirmiyor ve farklı alternatifler sunmuyorsa ne anlamı var...sen zaten aynı süreç içerisinde, tek başına da yürüyordun...birinin sana bambaşka bir seçim sunması keyiflidir...dikkat edin değişim demiyorum , gelişim diyorum...(dikkatli okuuuu:P) daha önce deneyimlemediğin birşeyi beraber yapmaktan ve bundan keyif almaktan bahsediyorum...hiçbir zorunluluğa gerek olmadan ve belkide hoşuna gidecek bir şekilde...daha önce dinlemediğin bir müzik tarzı bile olabilir bu...sevmediğin türde filmleri beraber izleyip keyif aldığını görmek...farklı alışkanlıklar edinmek...farklı bir bakış açısına sahip olmak...daha önce hassa olmadığın konularda hassasiyet kazanmak...ilişki dediğin gelişmeyip bir yerde kendini tekrarlayıp duruyorsa bitmeye mahkumdur bence...

(Çok mu eğitim kitabı havasında oldu allaaaaseniz bu yazı...ama daha bi sürü şey yazıcam...durun dayanınnn...)

Genç yaşta olan evliliklerin daha doğru ve sağlam olduğunu düşünüyorum...nedenine gelinceeee...(evlilik koçunuz yesari konuşuyorrr)

Biriyle bir yola birlikte başlayıp aynı yolda yan yana yürümek , birbirinizden fazla uzaklaşamayacağınız anlamaına gelir...beden olarak demiyorum...aradan 10 yıl geçsede normal bi birliktelik sürecine göre hareket etmişseniz(özgür ilişki , herkes kendi hayatını yaşasın, benim kendi hayatım var , senin kendi hayatın var , ben arkadaşlarımla takılırım, sen de arkadaşlrınla vakit geçir safsataları değil kastettiğim), herkes evlilikte ki sorumluluğunu bilip o taşın altına elini sokmuşsa, kendinizi o kişiden çok uzakta bir noktada bulamazsınız isteseniz bile...yani beraber gelişmişsinizdir ve büyümüşsünüzdür...beraber yürümek öyle birşeydir çünkü...”yol arkadaşım” ne demek düşünmek gerek biraz...eğer aradığınız gerçekten bir yol arkadaşıysa tabiki...
Ama eğer tekseniz o yolda , arada yolda karşınıza birileri çıkmış veya yollarınız çakışmışsa birileriyle ve onlarla kısa yolculuklar yapmışsanız, sadece o yolun uygun bir yerinde sizinle aynı noktaya, belki yan yana değil ama, paralelinizde gelmiş birini bulmak çok zor...(ne dedim ben şimdi)...

Bazen arkadaşlıklarda bile yaşanır...”ortaokuldan beri birlikteyiz, en iyi dostum, oooo kaç yıl oldu ...beni ondan iyi kimse tanıyamaz “dersiniz...ama hayat çoktan sizi farklı şehirlere, farklı hayatlara sürüklemiştir...hala sizi ondan daha iyi tanıyan biri yok mudur gerçekten...ya da siz onun tanıdığı kişisiniz midir halaa...sanmıyorum...yollar ayrıldığında, herkes kendine farklı bir rota çizdiğinde bir karar verilmiştir...iyimser olmayın lütfen...bazen tek bir gün bile çok şey değiştir insanda...

Keşke herkes kendi iklimine uygun birileriyle karşılaşsa ve mutlu olsa...ama zaman zaman telaştan, zaman zaman ümitsizlikten, zaman zaman da hayat koşulları sizinkiyle alakası bile olmayan biriyle çarpıştırıveriyor çizginizi...sizin sade patikanızın üzerinden bir otaban geçiyor yani...onun izleri ve yarattığı yıkım geçmiyor uzun süre...belkide hiç...kalbinizde ve aklınızı darmadağan ederek herşeyi değiştirebiliyor hatta...

(amma benzetme yaptım yaa...umarım benim dışımda birileri bu yazdıklarımı anlar,laa havleee, gittikçe anlaşılamayan şu okumaktan nefret ettiğim yazarlara dönücem)
Doğru insan , doğru ilşki diye birşeye inanmıyorum...herkesin seçimleri şekillendiriyor ve o ilişkiye “doğru” sıfatını ekliyor...bakmak değil görmek gerekiyor bu kısa yolda karşımıza çıkan “o” kişiyi...görebilmek doğru seçimler yapabilmek bir erdemse eğer, umarım zamanı geldiğinde devreye girsin...

4 yorum:

  1. Ah ne güzel ve keyifli anılar..

    :))

    YanıtlaSil
  2. huuuu ne keyfi ne anısııı...ama anladım benn seni:D

    YanıtlaSil
  3. Ah yanlış yere yazmışım mezuniyet ile ilgili yorumu:)

    Hay allam kafam nerde:)

    YanıtlaSil
  4. anladım demştimmmm...görebiliyoruuuummm görebiliyoruuummm aklın nerdeee görebiliyorummmm...zampara seniiiii:))))

    YanıtlaSil

hadi söyle söyle!