28 Nisan 2009 Salı

rağmen sevgiler



Sevgimiz hep koşullara bağlıydı. Daha toy zamanlarda. Marifetti “ ben onu karşılıksız,her şeye rağmen sevdim” cümleleri kurmak. Sevgiye şartlar koşar, daha “azı” veya daha “çoğuna” ihtiyaç duyardık sevebilmek için. Koşullarımıza uymayanı sevdiğimizde “katlanıyorduk”. “tüm olumsuz özelliklerine rağmen seviyorum onu” “herkes gıcık oluyor ama “ben” seviyorum”. Hepsi ne kadar bencilce cümlelerdi. Birinin arkadaşımız olabilmesi veya etrafımızda olabilmesi için koşullarımız vardı. Hâlbuki tek koşul “sevebilmek”omalıydı. Koşullar yerine oturuyorsa ne ala. Ya oturmuyorsa. O zaman lütfediyorduk sevgimizi. Wayyy. Çok büyüktük biz. Onu tüm kötü yönlerine rağmen sevebiliyoruz. Mütevaziliğe bak.Bencilliğin ,ukalalığın, kendini bulutların üzerinde görmenin alasıydı bu, ama fark etmiyorduk bile. Ne büyük erdem sahibiydik çünkü.

Aradan zaman, aradan deneyim, aradan sevgiler geçti. Hala hiçbir şeyiz belki , ya da belki de “her şey”.Hala öğreniyoruz. Bitmeyecek ,tükenmeyecek bu öğrenme süreci. Bitmesin zaten. Ama zaman ve insan “rağmen sevgilerden” sıyırdı aldı bizi. Birini “rağmen” sevmiyoruz. Daha az ve ya daha fazla olduğu için de sevmiyoruz. Seviyoruz işte. Rağmen ile başlayan cümleler ,bunu düşündürtecek özellikleri gelmiyor aklımıza. Sevgiler o kadar azaldı ki “seviyoruz sadece”artık.

Severken fark etmeden bile olsa daha “az” hissettirmemeli karşındakine insan. Bunu anlatabilmenin en güzel yolu da gerçekten böyle “hissetmemek” olmalı. Bunu öğrendik. Ama doğru anlatmayı öğrendik mi acaba. "Senin eksiklik ve hata gördüklerini ben görmüyorum bile." “Senin takıldığın yerler umurumda bile değil, farkında bile değilim” diyebilmeliyiz. Bunu gösterebilmeli., hissettirebilmeliyiz. Ama işin tuhafı bunu bilinçli yapmamalıyız. Öğrenilebilir bir şey mi bu yoksa kendiliğinden mi oluşur bilinmez. Ama bu tür sevgiler istiyoruz ve besliyoruz bahçemizde. “Ne olursan ol gel” cümlesinin “ne olursan ol” kısmını atmak gibi.

Birini sevmek onun gibi olmak demek değil, onun gibi düşünmek, onun gibi hissetmek hiç değil. Kendimizi sevmek için bu kadar çabalarken aynada ki siluetimiz gibi birini sevmek zorunda mıyız ayrıca. Sevmeye çalıştıklrımızı adam gibi sevemeden henüz, belki de birkaç kişiyi , herkesi sevmek de neyin nesi.

Son olarak; “biz”li cümleler kurmam bu tür cümleleri “ben”li cümlelerden daha çok sevmemden.Ve beklide öle olmasını dilememden. Koşulsuz sevgiler dilerim herkese.

21 yorum:

  1. "ben kimim" sorusuna arkadaşımsın, dostumsun, oğlum/kızımsın, eşim/dostumsun, sevgilimsin, hedem/hödömsün şeklinde cevap veriliyorsa eğer işte bu şart koşma gerçekleşmiş oluyor. kızı olduğun için seviyor, arkadaşın olduğu için, sevgilin, eşin, dostun olduğu için seviyordur.

    "ben kimim" diye sorar ve karşısında (adını sallıorum rumuzundan dolayı) "yasemin sin" cevabını duyarsan eğer, harbiden olduğun gibi kabul etmiş oluyor işte seni. şarta, koşula bağlamadan hemde. önemli olan onun beni nasıl gördüğü değil, benim kim olduğum, değil mi?

    YanıtlaSil
  2. nokta atışı derler bu yazıya :) saatler sürebilecek bi muhabbet konusu :)
    kimileri hiç bir zaman öğrenemez "rağmen sevgileri" aşmayı, kimileriyse sevgi kelebeği olur hiç ayrım yapmadan sever herkesi.
    aslında ben iki grubu da sevmiyorum.
    insan, fıtratı gereği kendine meyyaldir, başkasını severken bile onu kendine benzettiği, onda kendinden bişeyler gördüğü için sever. yani aslında hep kendini sever. o yüzden biraz normal bize benzeyeni sevmemiz.
    ama bi de kendi kalıplarımıza sokma çabalarımız var ki, tam bir lüzumsuz ve imkansız sıkıntılar yumağı. kimse başkasının kalıbına girmekten hoşlanmaz, bi de bunu anlayabilsek belki senin dediğin güzel sonuca çıkabiliriz.
    ve bir de, önüne çıkan herkesi seven kişinin kişiliği gelişmemiş olabilir ancak. ben onun yerine hoşgörü kavramını koymayı tercih ediyorum :)
    sevgiler...

    YanıtlaSil
  3. japon yazar Masumi Toyotome üç tür sevgi ayrımı yapar: eğer, çünkü ve rağmen sevgi. 3. tür sevgide belli koşulları karşıladığı için ya da bir şey olduğu için değil, "bir şey olmasına rağmen" sevilir der ve diğer sevgi türleri karşısında rağmen sevgiyi güzeller. ve der ki, dünyadaki en büyük kıtlık rağmen sevginin yeterince olmayışıdır. bence kıt olmasının sebebi böyle bir sevgiyi yaşatabilmenin zorluğu, insan elinde olmadan belli beklentiler geliştirebiliyor ve bir süre sonra bunları dayatabiliyor. karşısındakinin biraz olsun adım atmasını beklemeyi hakkı olarak görüyor, hepimiz hissetmişizdir mutlaka bir zaman. karışık bu meseleler diyorum, koşulsuz sevgiler dileğine yürekten katılarak sevgili yesari :)))

    YanıtlaSil
  4. Yesaricim bu ne??
    Yanlış blogdayım sandım bu sefer de :))
    Bizi ''delidolu yesari''olarak kandırıyordun demek :D
    İmlan tavan yapmış,duygusallık arşa çıkmış..
    Yazı süper akmış yüreğinden,şahane olmuş..
    Yaz böyle sık sık..Çok güzeldi,bayıldım :)
    Sevgiler

    YanıtlaSil
  5. yazıya katkılarınızdan dolayı çok çok çok teşekkürler "gerisi önemli değil" "pervane" ve "nil"...çok doğru hepsi de...ama nil;sanırım benim bahsettiğim sevgi o 3. tür sevginin bir adım ötesi...zor ama neden olmasın;) oluyorda zaten...

    seyrüsefercimmmm teşekkürler...içime kaçan cini ehlileştirdim benn...şimdi onu salıyorum arada bana başka hayatlar başka hikayeler getiriyor...(yuhh bu iş gittikçe tuhaflaşıyor)

    yahu zeugma...sana ne diim benn neee:)teşekkürler diyorum...herşey için..anlayışın için ayrıca:)

    YanıtlaSil
  6. Onu tüm kötü yönlerine rağmen sevebiliyoruz. Mütevaziliğe bak

    :)) koptum bu cümlene..

    Yanlız sevdiğini farkettirmeden hissettirenlerdendim, şimdi çok pişmanım belkide yanlış insana denk geldim ve bir daha öyle olmak istemiyorum açıkcası...

    YanıtlaSil
  7. :)hoşgeldin redirection to life...

    YanıtlaSil
  8. bahar gelmiş sizin oralara.

    YanıtlaSil
  9. :))ne demek istedin acabaaaaaa

    YanıtlaSil
  10. bahar diyorum,neden bahar diyorum?çünkü bahar ayları aşk ayları sevgi ayları demek.yazıda çokça "sevgi" kelimesi geçmesinden mütevellit böyle bir sonuca ulaştım.şahane komplo teorisyeni olurmuş benden,şimdi farkettim.gelmiş oralara bahar gelmiş hehehe.

    YanıtlaSil
  11. yahuuu sami ...aşk dedim mi benn..hani aşkk hanii...tmam aşk kelimesine takılmayalım...o resmi sırf yanlış anlaşılmalara engel olsun diye ekledim...

    :Sgerçi düşündüm de sen de ki bu potansiyel teorisyen merakı burdan hafif şiddette bie hemcis ilişkisi çıkarabilir...

    vazgeçtiiiiiiiiiiim....açıklıyorum...aşk dostluk arkadaşlık entrikaa...hepsi varrr hepsiii...ortaya karışıkk...

    YanıtlaSil
  12. olma mı aşk annem ya,bırak allasen ya.aşk olsun,aşk güzel,aşk cici.bütün aşklar tatlı başlar diye bir beyaz kelebekler şarkısı var ama konumuzla alakası yok.olursa eğer böyle bir şarkı var.saygılar,sevgiler.

    YanıtlaSil
  13. aaaa bu ne samii..sen bi cümle yazar giderdin...herşeye bir cevap herşeye bir cevaappp...:))sevgiler canım sevgiler

    YanıtlaSil
  14. demiş ki cemal abi;

    sen eteklerinden erdemler sarkan
    kırmızı başlıklı pis kız;
    ne tuhaf,
    seninle bir bölüğünü kullanamasak bile,
    gerçekleştiremeyeceğimiz hiçbir özgürlük yok.

    ( anladın sen onu :) )

    YanıtlaSil
  15. darıldığımı belirtmek isterim.sevgiden bahsediyoruz ama bir garibin kalbini de kırabiliyoruz.e nerde kaldı bu sevgi? darıldığımı daha evvel belirtmiştim zaten,e trip atıcak bişeyim kalmamış.görüşürüz o zaman,kendine iyi bak annem.

    YanıtlaSil
  16. anne ile evlat arasında olur böyle şeyler , çabuk unutulur çabuk affedilir..."alıngan hazinses"ile nasıl başedeceğini bilemez bu bünye...

    YanıtlaSil
  17. sevgili winston...çok güzel anlattın...

    YanıtlaSil
  18. ben nasıl yorum yapmamışım bu yazıya... :P

    işte altına imza atılabilecek bir yazı...

    herşeye ve herkese rağmen seven birinden, tebrikler...

    YanıtlaSil
  19. :))çünkü sen aslında yorum yazmayı pek sevmezsin!!!:P:D
    teşekkürler...

    YanıtlaSil
  20. Sevince tüm insanlar bir başka.....
    Erkin Koray'dan



    elki .:.

    YanıtlaSil

hadi söyle söyle!