11 Mayıs 2009 Pazartesi

button ailesi

Anammmm ne kada yorgunum ama ne kadaaa. Her yerim ağarıyor ve sadece parmaklarımı hareket ettirebiliyorum. Hayır hayır kaza filan gerçirmedim ama üzerimden tır geçmiş gibi bir duygu içerisindeyim bu da bir gerçek.
Şimdi, malum anneler günüydü Pazar günü. Pazartesi de abimin doğum günü.Dolayısıyla olmam gereken yer kutsal topraklardır(Winstonumun deyimiyle) dediiiim ve cumartesi akşam iş çıkışı kendini otobüse attım. Ve ver elini Kırıkkale(:D:D) (hayır hayır özel bir espri sadece okuyucu,gittiğim yer,doğduğum yer Kırıkkale’ye yakın bile değil, yanlış bilgi vermeyelim)
Kimse kimseyle haberleşmemiş olmasına rağmen şehir dışında yaşayan tüm kuzenler benden önce gidip konuşlanmışlar bile. Eeee, bi tek senin annen yok dediler haklı olarak “ne o beni mi takip ediyorsun uleeyn” dediğimde. Haberleşseydik bu kadar tutturamazdık. Hava mükemmel,bizim havamız zaten güzell. Erikler bile yenecek kıvama gelmiş ama beni ağaca çıkartacak olgunluğa erişememişler henüz. Uzanabildiğim dallarla yetinip, kalanı 15 gün sonrasına sakladım.

Kalabalık olduğumuz için ne yapabiliriz dedik, bari bir mangal eşliğinde piknik havasında hep beraber olalım diyerek dolduk arabalara. Bulduk kendimize geeeniişşşce bir alan. Bu arada mangal dediğim, resmen bir gün önce bir kuzu kesmişler. Şaka gibi.Gerçi anca yeter 2 ye 2 herifler. Bizim klanımız böyledir işte. Büüüyüük Polonezköyde ki (hahahaha , ahh manuk ahhh)çiftlikten bir kuzuyu kesivermişler. Heheheh.şaka bi yana kuzenlerden biri arabayı yenilemiş ve bir kan dökelim demişler. Böylede gelenekçi bir toplumuz, her durumda bir sebep çıkartıp ziyafet çekeriz kendimizeee.

Ayyy anneler günü müydü yoksa bizim “hadi çocukluğumuza dönelim” günümüz müydü bilmiyorum ama ben kendimi 10 yaşımda buldum ya. Neyse ki yalnız değildim, hepimiz bu halimizden memnunduk. Bir voleybol topuyla oynanabilecek bilumum oyunları oynadık. Ama cüsseler geliştikçe oyunun zarar düzeyi çocukluğumuzdakine göre kat va kat artmış. Ben oradan  oraya koşarken sürekli “yaa bu saaadece bir oyun amaaaa, abartıyorsuunuuz sizz, bu kadarrr hırs yapmanıza hiiç gerek yokk, ölmek istemiyoruuuuuuuuum yaa, biraz yavaş ama birazzzz” diye çırpınıp duruyordum. Gerçi kimsenin umurunda değilim, en kolay lokmayım çünkü,sona bırakıyorlar. Bir seferinde alışmışım beni umursamalarına yandakilere laf yetişririrken daan diye bana gelmiş top ve ben şu ağlayarak kendini yere atan msn iconu gibi olmuşum birden. “haksııızlııkk buu amaaaa”. Sadece gülüyorlar, kaç yesari kaaaççç.

Akşama doğru ben bitmişim, ölmüşüm ama henüz yaşam belirtisi var. Bilmem ne oynayalım diyorlar. İs-top(böle de anlamsız isimleri olur bu oyunların) , topu atıyorsun bir isim söylüyorsun o topu alıyor bilmem ne de bilmem nee. Önemi yook. Biri benim ismimi söyledi , tuttum , havaya atıcam ama ağzımda bi isim geveliyorum. "mimimim mii,myym" Iı ııhh. Olmadı çünkü ismi söyleyemiyorum zaten , artı ismin sahibi oyundan çıkmış kural gereği çoktaan. Bir hak daha veriyorlar. Ben bu sefer çift isimlerden birini geveliyorum “büyük F, yok hayır küçük F” anammm bittiğim andır. Diyorlar ki “bu gerizekalıı, bunu oyundan atalım” İnanamıyorum saçmalamalarıma ve kendimi sahanın kenarında diskalifiye edilmiş şekilde buluyorum. Birazdan diğerleri de yanıma tek tek düşüyorlar ama ben üzgünüm ve onlara diyorum ki “ne kadar güzeeel siz kurallara göre oyundan çıkıyorsunuz, ben sadece gerizekaalıı olduğum için oyundan çıkartıldım”.” Gülmeyin beeeee”. Oyun tekrar başlıyor, iki saf kuzen daha isim söyleyemedikleri ve aval aval baktıkları için atılıyorlar. Oyunun sonunu getiren cümleyi yeni evlenen kuzenin eşi kuruyor. “aman allahıııııım bennnn nasııl bir sülaleye düştüüüm, bu neee, daha isim söyleyemiyorsuunuzz sizzz” . İşte o dakikada hepimiz kendimizi çimlere atmışız gülmekten ve toprağı eşeliyoruz dibine girebilmek için.

Bütün bunlardan sonra evin önünde kendimizi çardağın altına atmış dinlenelim derken benden abimin doğum gününü kutlama fikri çıkıveriyor. Pişmanım hem de çook ama iş işten geçmiş. Çıkmayan candan ümit kesilmez sözünü bizzat yaşıyor ve yaşatıyorum herkese. Bir alış veriş turu ve geçen iki saatin sonunda enfes bir sofra ortaya çıkıyor. pasta hazır ,bööğğreekk, kısıırr, artıı ennn sevdiğim sütlü adı olmayan bir tatlı.Ama ortada olmayan şey “iyi ki doğdun” seranomisini yapacak enerji. Pastanın mumlarını yakmışız ve uyumakta olan abimin odasındayız. Ama hepimizin sesi başka bir taraflarından çıkıyor. Abim artık ümidini yitirmiş sanırım ama her şey saat 24 ten önce hazır. Çok seviniyor ve teşkkür ediyor. Biz yorgunluktan çatalı ağzımıza götüremiyoruz ama ortada bir doğum günü kutlaması var. Varr varr. Mumlar bile var. Valaaa.

Gece böyle biter, yesari sabah 6 otobüsüyle kürkçü dükkanına döner .

Biran önce eve gidip uyumak istiyooruuummmmm. Ayy ama çok eğlendim yaa. Süperdi valla. Herkes acıyarak bana bakıyor “-değiyor mu bir buçuk gün için gelmeye ?” diye soruyorlar.” Değiyor, hemde nasılll” diyorum. Bir sürü yeni yazı birikmiş readerda. Akşam okumayı çok istiyorum. Ama halim kalır mı hiiiç bilmiyorum.

10 yorum:

  1. ellerinden öperim(öpermiş gibi yapıp, bir kurbağanın havada uçuşan sineği yakalaması misali 6 dan 4ünü alır, usul usul giderim,anlayamazsın bile)

    YanıtlaSil
  2. Böyle güzel bir gün, bütün yorgunluga deger:))

    YanıtlaSil
  3. !!bana da edaaaaaaaaaaaaaaaaaa:)))'' vah benim garip başım,millette ne kuzenler var yaa kıskanmamak elde değil bende de topu topu bi Eda kuzen var:P
    bnde şans olsa eriği de bahçemden yerdim

    YanıtlaSil
  4. hahahaah...bana 2 tane bıraktın ya Allahhh razı olsun winstonuuummm...

    Belgin;aynen öleee:)ama valla hamlık yaptıı heryerim ağarıyooorrr:((

    YanıtlaSil
  5. ohaaaaaa nası canım çekti! yesari saçını başını yolarım senin!!!! :D

    YanıtlaSil
  6. hahaha...eda mı...bizde de var edaa:P

    capo;dur seeen durrr...onlar daha uğruna saç baş yolunacak kıvamda değil..o günlerde gelecek..

    YanıtlaSil
  7. eriklerde gözüm yok,bir parça börenk bir tabak kısır yeter bana.

    YanıtlaSil

hadi söyle söyle!