17 Mayıs 2009 Pazar

"Şimdi öp beni Behlül"

Gerçekten "iletişim" sorunumuz var gibi geliyor bana. Türk dizilerini pek takip etmiyorum. Valla ukalalıktan değil. Artık yabancı menşeili dizileri izledikçe basitlikleri karşısında kendimi aptal gibi hissediyorum. Takip ettiğim, bölüm yayınlandığında indirip izlediğim bir kaç yabancı dizi var. Diziyi izlerken genelde hayran kaldığım tek iletişim yetenekleri. Hepsi senaryo biliyorum elbette. Ama hiç değilse zekice hazırlanmış ve profofyonel bi r ekip hazırlamış diyorum . “insanları aptal yerine koyuyorlar “gibi bir cümle zor çıkar izlerken. Senaristler çalışıyor , araştırıyor ,yazıyor . Kurgu mükemmel, cümleler olağan üstü etkileyici filan.

Grays Anatomy izliyorum. Hatta Lost dışında bir tek o. (çünkü dizi takip etmek biraz zamanınızdan çalar , ne kadar az o kadar iyi)Lost ayrı bir kategori ama G.A ‘de insan ilişkileri ve iletişim ön plana çıkmış durumda. Aşırı gelişmişler bu konuda. Bu kadar da olmaz dedirtiyor. O kadar uzak ki bizim kültürümüze.

Mesela son bölümde” izz” ameliyata girecek ve alex(kacası) ile vedalaşıyor.
“-Umarım o sırada burada olabilirim... Ama olamayacaksam diğer...tarafa gitmek istiyorum...Orada ne olduğunu bilmiyorum,ama hastane yataklarından...ve boğazımdan geçen..tüplerden daha iyi olmalı...Lütfen...Sadece eğer o noktaya gelirse..bırak gideyim.Şimdi, öp beni.”
Ve ya acil serviste ilgilendiği tüm travma hastaları ölmüş genç asistanın, onu yüreklendirmek için bağlı olduğu doktor;
“-Evet, çünkü ona ben müdahale edebildim...Ve bunun tek sebebi, tek sebebi,senin takımımda olmandı...Bugün benim kadar o kızın hayatını sen de kurtardın...Travma bir takım oyunudur O'Malley...Kahraman olmak zorunda değilsin. Sadece...Sadece nerede bulunman gerekiyorsa orada bulunmalısın.”
Yada mezuniyete giderken kaza geçiren genç kız operasyon öncesi mezuniyet konuşması;
“-Bugün, hayatımın başladığı gün...Bugün...bir dünya vatandaşı oluyorum...Bugün, bir yetişkin oluyorum...Bugün, ailem ve kendim dışında birileri için önemli biri olmaya başlıyorum...Aldığım notlar haricinde|kazandığım bir önem...Bugün dünya için önemli biri oluyorum...gelecek için...hayatın sunabileceği her olasılık için...Bugünden başlayarak...”
Yani sadece örnek bunlar. Bizim dizilerde ki iletişim örneklerini veremiceeem. Alt yazı yokk çünkü: )) Ama behlüle “Şimdi öp beni” demesi o ailemisin kaşarı kadının, kapı arkalarında gizli kapaklı yasak aşk yaşarken oluyor, bunu tahmin etmek zor değil benim için. (evet okuyucu mecburuum aileyle vakit geçirmek için bu replikleri duymaya )

Hayatımın sadece” iletişim” bölümünün bu dizilerde ki gibi olmasını isterdim. İçimde ki herşeyi çatır çatır söylemek, bir yerde bir arıza olduğunda o arızayı kendiliğinden çözülmek üzere kara deliğe atmak değil konuşmak ve halletmek. Aman karşımda ki incinir, o ne düşünür, diğerleri ne düşünür, evren ne düşünürrr. A.q Hepimizin klasik tavırları vardır. “Yokmuş gibi davranmak”. Bir tür savunma mekanizması. Kiminde çok gelişmiş ,kiminde az devreye sokulan ama herkesin hayatında başurduğu bir sistem. Yokmuş gibi, olmamış gibi,duymamış gibi yaşamak. Bir de bunun “mış gibi yapma “ durumu var ki sanırım o daha vahim.

Neyse dağıtmayalım konumuzu. Yokmuş gibi yaptığımız şeyler neler? Bir kaç örnek size;

-Anne baba veya kardeşlerimizle iletişim kuramamak, bu iletişimsizliğin devamında birbirinden uzaklaşmak ve bir süre sonra bunun normal olduğunu düşünmek.
-Aile ,arkadaş, sevgili,eş, çocuk,patron,iş arkadaşı,müşteri farketmez. Biriyle bir sorun yaşamak, (her ne olursa ) ve bunu çözmek yerine olmamış gibi davranmak veya ertelemek, ertelemeekk ve yine ertelemekk. Sonucunda o kişiden farkında olmadan uzaklaşmak.
-Yaşadığımız olayların başka davranışlarımızı etkilemesi fakat bunun farkında olmamamız. Yaşadığımız an farketmiyoruz ama kelebek etkisi tüm davranış ve dolayısıyla tüm hayatımızı etkileyebiliyor çoğunlukla.
-Hoşumuza gitmeyen düşünce ve fikirleri kafamızdan ve düşüncelerimizden uzaklaştırmak . Ama uzaklaştırdığımızı düşündüğümüz şey aslında hiçbir yere gitmiyor Kendimizi kandırmayalım.
-Katlanmak, katlanmak,katlanmak.
-Susmak
-Kendine karşı bile dürüst olamamak. Kendini “mış gibilerle”kandırmak.

Eee, peki biz yapıyoruz bunları da bu dizi karakterleri ne yapıyor. Önce sorunu görüyorlar, sonra çatır çatır konuşuyorlar ve her ne ise sorun çözülüyor. Sonunda üzücü olsa bile , seni kırsa , yıpratsa bile en azından sorunları gözardı etmiyor ve gerçekten onu kafasından çıkartıyor, vedalaşıyor. Ohh ne güzel memleket. Söyle kurtul, özgür bırak yahuu. Kimsenin karşısında ki ne düşünecek kaygısı yok aslında. Önemli olan “sen”sin.
Bu olumsuz gibi görünüyor olabilir. Ama herkes kendini kapattıkça herşey çok fazla karmaşık hale geliyor. Hani klasik cümleler vardır kadın ve erkeğe yönelik. “kadınlara; biz basit canlılarız, ne düşündüğünüzü tahmin etmemizi beklemeyin. Ne düşündüğünüzü söyleyin. Trip yapmayın, asıl söylemek istediğinizi saçma sapan şekilller ve tepkilerle göstermeyin. Problem her neyse dolandırmadan söyleyin.” Derler ya hanii. Bunu bu kadar açık dile getirmezler ama aslında hepsinin basit olduklarını biliriz. Buna uygun davranmalıyız. Gerçi ben genellemeleri sevmem ve kimseyi kategorize etmem. Pek basit ve sıradan olmayan , komplike , bir kadını bile isyan ettirecek şekilde karmaşık erkekler yok değil. Ben biraz gizem olması gerektiğine inananlardanım. Keyiflidir gizem ve çözülmeye layık olan biri olduğunda eğlencelidir de aslında. Ama bu iletişim konusunda olmamalı. Temel konularda kişi açık olmalı, tartışmalı gerekiyorsa bangır bangır. Gereksiz trip ve alınganlıklara bu noktada gerek yoktur işte. Direk erkek ve kadın ilişkisine indirmeyelim konuyu ama iletişim kuramamak tüm sistem içerisinde sistemin çalışmasına engel olan yegane error sanırım. Bi anda tüm düzen sekteye uğruyor bir yerde iletişim koptuğu anda. Elektrik kesintisi gibi. Kavga etmeyi severim mesela ben. Sırf eğlence olsun diye tartışma çıkarırım bazen çevremdekilerle. Elbette çok ciddi konularla ilgili değil. Ama tartışırken ve ya abartalım iş kavgaya döndüğünde kişi çok daha açık ve kalkanları inik olur. Herşey dürüsttür. Suyunu çıkarmamak kaydıyla. Öfkeye yenik düşmeden karşındaki insanı kırmadan , geri dönüşü olmayan sözler sarfetmeden. Tartışmak” muhattabınızla “ güzeldir. Gereksiz kişilerle gereksiz tartışmalara girilmemesi taraftarıyım. Söyleyeceğiniz şey hiçbirşey değiştirmeyecekse söylemenin anlamı var mı?
Değer verdiğiniz insanlarla tartışırsınız. Veya haksızlığa uğradıysanız . Her iki durumda da bir şeyleri açıklamak, kendinizi ifade etmek amacıdır sonuçta.

Nerden nereye geldim yine.

Farklı kültürde yetişiyoruz, belki de sadece dizilerde böyledir hayat bilemiyorum.Ama iletişim konusunda daha çok yol almamız gerekiyor ülke olarak. Dedikodu yapmayı iletişim kurmak sanıyoruz. Aptal bir kutuya bakma olmamalı ayrıca "amaç"televizyon izlerken. Ama bizim televizyonlarımız bizi aptallaştırmaya çok meraklı, biz de düşünmeyi pek sevmiyoruz millet olarak. Başkaları bizim yerimize düşünsün karar versin konuşsun.Zaten amaç daha az düşünen ve etkili iletişim kuran bir toplum. Alan da veren de memnun üstelik.

6 yorum:

  1. sanat toplumun aynası ise eğer, cidden acınacak haldeyiz...

    YanıtlaSil
  2. birincisi, ağlamayı çok seviyorum yesari.
    İkincisi, taklit etmeye çalıştıkça batıyoruz, o yüzden dizi yapmayı beceremiyoruz. Çoğu programlarımız yabancı kaynaklı kopyalardan oluşuyor. Tüketime alıştık heralde, düşünsel üretemiyoruz. Bir gün yapacağız, ben inanıyorum :)
    Çok ciddi bir yazıyla günü bitirmişsin. Bu konular üzerinde çokça duran biri olarak, kendimizi anlamaya çalışıyorum. Bu nedenle, iletişimi düzgün kurma konusundaki eğitime, önce kendimden başladım.

    YanıtlaSil
  3. İşin doğrusu bu konuda söyleyecek lafım
    çok da...
    Ancak yeni olunca insan çekiniyor.
    En iyisi kimseyi kırıp dökmeden
    şöyle söylemek:
    -Okudum

    YanıtlaSil
  4. ''Kavga etmeyi severim mesela ben. Sırf eğlence olsun diye tartışma çıkarırım bazen çevremdekilerle'' BU cümle bana bi hayyyyli tanıdık geldii mesela:)))
    bir de ya sen bütün gün hiç cümle kurmuyo musun bu ne uzun yazı yaa neyse ki seni sevenler büyük bir sabırla :P sonuna kadar okuyorlar yazını:))
    Biz böyle bi milletiz alışığız bizim yerimize düşünülmesine bu gidişatı sen mi düzeltecen yani:))iyi ya da kötü herşeyi sineye çekmeye alışmış milletiz(bu çok tuhaf )ama öyleyiz ki onun için saçma sapan aile(ki nasıl aile buuuuu)dizileri tavan yapmış bizim ülkemizde...amannnnnn işte kafalarını kullansın insanlar koyun gibi dolaşmasınlar ortalarda okusunlar gezsinler kafalarını kullansınlar koyun olmadıklarını bilsinler napalım yaaaa:) akıl dağıtılırken insan seçmemişki verileni kullansınlar..iletişim kurmakta bilinmiyorsa öğrenilir:))
    aman be yesari sende kafanı neler için yoruyon sonuçta senin izlediğin dizilerde de amaç insanı hayal dünyasına çekmek değil mi:))onlar iyi kandırıyo bizimkiler iyi saçmalıyor sonuçta her iki tarafta insanı kara kutuya bağlıyo...iyi dizi yapan en çok parayı alıyo işte...
    bunlara kafa yorma uyu dinlen sen tüm gün yoruluyon zaten:))

    YanıtlaSil
  5. Maydanoz sözünde durdu..

    YanıtlaSil
  6. "ben kırmızılı
    anlatsamda blogumun adresini değiştirdim,
    artık alık kırmızı balık olarak bu yeni adresimde,devam ediyorum...
    bilgilerinize..."

    YanıtlaSil

hadi söyle söyle!