15 Haziran 2009 Pazartesi

evcil nee evcilll??

Eva anlatmış, okurken aklıma geldi.Bu bir post konusu hırsızlığıdır.

İlk evcil hayvanım. Onun ki civcivmiş. Yani ne olur büyüdüğünde “tavuk” . ben nerde büyüdüm. “köyde” ve bu bana ne kazandırdı, civcivden bi halt olmayacağını bilme erdemi. Hemen ölür onlarrr. Bizim orda civcivleri tavuklar yapar bakar büyütür. Ben çabuk keşfetmiştim civcivlerin hızlı ölümlüler olduğunu. Zaten gece uyurken bıraktığım o sarı şeyleri sabah kutuda boylu boyunca uzandığını gördüğüm için elimi ayağımı çabuk çektim ve tavuklara bıraktım asli görevlerini. Aman o tavuklar ve horozlarla hiç başım hoş değildi zaten. Gözümde böle kocaman beyaz bir horoz var beni kovalayıp durannn. Komşunun pitbullundan korkmadım horozundan korktuğum kadar. Sürekli bi çocuk çığlığı “kezbaaaan teyzeeeee, annemmm şeker istiyooooooo”. Peki nedeen , çünkü bahçede konuşlanmış beyaz horoz beni didiklemek için hazırolda bekliyor.Ben bahçeye bile giremiyorum. Ulan o horozun döllediği yumurtalar yüzünden mi bu hale geldim ben acabaa.

Neyse konumuz bu değil. Neydi benim ilk evcil hayvanımmm. Çabuk ölmemesiii(hiperaktif çocukluğum düşünüldüğünde elimde kalmaması da denilebilir buna), etindeeen, sütüüünden, derisindeeen, hatta bağırsaklarından yararlanabileceğiniz bir “ buzağı”. Ne varrr beeeee. Ne yani kediyle köpekle mi uğraşacaktım. Onları herkes büyütür , herkes onlara emir verip uygulatabilir. Kedi zaten sevmem, mıyyy mıyy mıyyy. Köpek , ehh işte. Vardı böle iki tane kangalımız. Yanına yaklaşamazdım bir lokmada yutardı beni alimallah. Geriye ne kaldııı, buzağııııı. Allahıımm ilk sorumluluğumm, nasııl seviyorum o kızıl küçük buzağıyı. Aramızda manevi bir bağ var, herkes biliyor. Yesarinin buzağısı aşağı , yesarinin buzağısı yukarı. (sen bu yazının nereye gittiğini anladın okuyucu ama ben küçüktüm, küçücüktümmm, sabret az)

Eeee bu hayvan durduğu yerde durmuyor tabi, her geçen gün serpiliyor. Bu arada tüm aile fertlerine almış babam bi tane. Geçmiş başımıza bir hayvanın sorumluluğunu almaktan bu sorumluluğun ne kadar önemli olduğundan bahsetmiş.Sen yemeğini vermezsen aç, sen suyunu vermezsen susuz kalır. Yalnız en küçük ve en aptal olan benim , çünkü aşık olmuşum nazlıya. Aaaa adı nazlı , söylemedim dimi. Ne diyordum, bu hayvanlar bizim bahçenin boyunu aşınca evden biraz uzakta besihaneye götürüldü ve bakıcı bakmaya başladı. Ama ben sürekli gidiyorum ziyaretine. Buzağı olmuş artık bi genç bir inek, ama o benim gözümde hep buzağı olarak kalmış. “gel nazlııı” diyorum koşarak geliyor “ git nazlıı” diyorum gidiyor. Maymun etmişim hayvanı, oyuncak etmişim. Bide hava atıyorum bununla arkadaşlarıma, bi tek benim sözümü dinliyor. İşte onunla iligli hatırladığım son şey çağırdığımda bana doğru koşan görüntüsü
: ((((

Benim dilim varmıyor nazlıya ne olduğunu söylemeye, ama duyduğum ve bana yapılan açıklamaya göre önce çok iyi birine satılmış , çook iyiymiş sahibii çook, ona çook iyi bakmışşş, sonraaa , offf sonrası sanırım bir kasapp.
Ohh bunu da yazdım ve bir çocukluk travmamla daha yüzleştim. Geriye kaldı 243235 travmaa.

Şimdi bu öyküden çıkartılacak sonuç, çocukluk travmalarımız geçicidir.Ben hala kırmızı et yerim ve çok severim. Hani gözümün önünden uzaylılar tarafından kaçırılmış izlenimi verildiği için bu kadar kolay atlatmış olabilirim belkide , kesilmesini filan izlemedim. Yemedim böreğin içinde de: )))) Kız eva sen çok yaşa emi. Bak nelere vesile oldunnn. “Uzan şöylee, ver 100 doları “seranomisi yaşatmadın bana.

16 yorum:

  1. ben de fil beslemek istiyorum.
    o fili büyütmek istiyorum.
    artık sinefil mi olur, hemofil mi olur ne olur büyüyünce bilmiyorum.
    karışmak da istemiyorum, kişilikli olsun, seçimlerini güzel yapsın istiyorum.

    YanıtlaSil
  2. :))
    senin ki büyüdüğünde aslan olurrr...

    YanıtlaSil
  3. gel nazlı gelllll:))
    dua et de tabağında pişmişken ..aha da bu nazlı dememişler sana::)

    YanıtlaSil
  4. benim de atım vardı. doğumunu izlemiştim gecenin bi yarısı. Dedem daha sonra sattı onu, çok inatçıydı ve zaptedemiyodu. Çok üzülmüştüm hala düşündükçe içinde bi burukluk olur ama tek tesellim at etinin yenmiyo oluşu:) (gerçi istte ne yediğimizi kestirmemiz zor ama en azında köylerde yenmediğini biliyorum:))

    YanıtlaSil
  5. d.b.p; o kadar da diil artıkkk...köpek eti yedirirlerdi onu değil...sonra zaten küçük başlarla hiç haşır neşir olmadım...keyfime baktım...

    nadirrrrr...ahahhahahahahahahaaha....evet en azından eceliyle ölmüştür diye umuyoruzz senin atın:)))

    YanıtlaSil
  6. dimi:) yiyecek o kadar çok nazlı vardı ki:D (şaka tabii:))

    YanıtlaSil
  7. bende bi keresinde lepistes balığı almıştım. lan erkeğini kakalamış olmasın? düşüncesiyle tutuştum eve gidene kadar.
    Baktım ki doğurmuş yolda (10 civarı). Meğer yüklüymüş :) Eee uvuçlarımın sıcaklığını da hesaba katmak lazım :p

    YanıtlaSil
  8. ahh ahh..senin resmini hastanelerin duvarlarına aslamlılarr...baş hemşiremm benimmm:D

    YanıtlaSil
  9. eheheh travmalar diyarından ben Eva sevgi ve selamlarımı yolluyorum Yesariciim:=) Buzağılar da ne tatlıdır, ne sevimlidir:)

    YanıtlaSil
  10. :)) fazla dolanma o diyarlarda...çarparrr havası dikkat ettt...

    YanıtlaSil
  11. O zaman bu iş sana düşer, avuçlarımı açıp fotoğrafını çekiyorum. Çevredeki hastanelere gidiyor acil girişlerine asıyorsun. Bu amme hizmeti için hiç bir ücret talep etmiyorum :) Bi tane de odana as nolur nolmaz :D

    YanıtlaSil
  12. yahuuu ne işi var senin fotoğrafının duvarımda...sibel can, seda sayan, hülya avşar filan var benim duvarlarımla...ne alakası var senin resmin...töbeee töbeeee:)))

    YanıtlaSil
  13. Hahahaa her önüne gelene çatarsan :)
    Bööğ ciddi olmazsın.
    İsminide buldum: şifalı eller :)

    YanıtlaSil
  14. yazık yaa:(hakkaten travma olmuştur

    YanıtlaSil
  15. babe; olmaz mı yaaaa...bi daha beslemedim hiçbir hayvan...ama şimid geçti...gidip bir hippopotamus amphibius alıp büyütüceemmm...

    YanıtlaSil
  16. bütün bunlara boşverip küçük prens okuyun siz. 'tilki ve güller' bahsini.
    ve 'tilkinin beni evcilleştir' isteğine kulak verin.

    YanıtlaSil

hadi söyle söyle!