5 Haziran 2009 Cuma

mutlu kim?

Hani içiniz fıkır fıkır olur bazen ya. Sebepsiz neşeli olursunuz, inadına herkes mutsuz ve suratsızdır etraftaki. Sizdeki gereksiz mutluluğa anlam veremezler.Herzamankinden daha hafifsinizdir , neredeyse uçacaksınız. Her şey keyifli, her şey huzur verici. Dünya barışı sağlanmış, açlık, kuraklık çoktan çözülmüş. Cennetle müjdelendirilmişsiniz anasını satiim.
Hah işte, böyle zamanlarınızda sakın bana yaklaşmayın kardeşimmm. Mutluluk tam anlamıyla batıyor gibi davranıyorum ya, batıyor evet yaa, fena halde o mutluluğun içine etme duygusuyla yanıp tutuşuyorum öle zamanlarda. Allahıım hele bir de çocuk gibi konuşup sevimli olmaya çalışmaz mısınız. Anammmm sanırım öldüm ve günahlarım için affedilmedim. O ince kadın sesine gerçekten dayanamıyorum. Ortada kozasından yeni çıkmış kelebekler gibi dolaşmayın yaa yapmayın. Kelebeğin ömrü nedir ki zaten, daha da kısaltmanın ne anlamı var değil mi!!!

Mutluluk karşıtı değilim, isteyen istediği kadar mutlu olsun, neşeli olsun. Ama birlikte mutlu değilsen veya ortamda hep beraber eğlenmiyorsan elbette Hitlerin Yahudileri nasıl bir nefretle sabun yaptığından bahsederim ben.Bunun üzerine, Hitlerin psikolojisine dair nutuk bile çekerim. Sana birini hatırlatıyor olacaktır anlattıklarım.

Siz siz olun, ortamın nabzını ölçün, baktınız ilk 3 sabah şekeri kıvamında ki cümlenize çok kısa ve net cevaplar geliyor, zorlamayın artık. Mutluluk bulaşıcıdır evet, gidin bulaşmak isteyen birini bulun. Bulacaksınız onu, ama benden çok uzaklarda. Ama çoooooooook.

Benim keyifli olmama dış etkenler çok az etki eder. Beni ortam, mekan , olduğum yer keyiflendirir. O keyif çok az insnda karşımdakinden kaynaklıdır. Mutluysam mutluyumdur, değilsem domuz kesilirim. O gülme hareketini mikseler yapamam. Bu durumda gerekli olan sabırdır. Somurtmam çok büyük ihtimalle içimden kaynaklıdır. Yani benim derdim de benimdir dermanım da. Mutlu olmak için sürekli dış uyarıcılara ihtiyacım olmadığı gibi , karaları bağlamak için de birinin bir şey yapmasına gerek yoktur. Yani Türkiye gibi değilim ben. Dışa bağımlı yaşamıyorum.(Lafımıda sokarım , siyasette yaparım)

Keyfimde de bu keyifsizliğimde de. Doğru olanında bu olduğuna inanıyorum. Size keyif veren şeyler, mutlu olmanıza sebep başka “biri” ise, o başka birinin veya birlerinin yanında olmaksa, bir şeylerin olması ve ya olmamasıysa. Bir yerde olmanız ve ya olmamanız ise sizi mutlu eden şey kadar, mutsuz eden “koşulda” var demektir. Bağlamayın kendinizi o sebeplere. “çok özgürüm ben” derken olan veya olmayan şeylere göre duygularınız değişiyorsa sorgulayın o özgürlüğü.

Seni gün içinde sık ararsa mutlusun, keyfine diyecek yok, aramazsa , yoğunsa o gün, yüzünden düşen bin parça. Herkes seni arıyor, her saniyen dolu, sürekli gezip tozup bir şeyler yapıyorsan mutlusun. Yalnızsan evde, telefonun çalmıyorsa , elin sürekli telefona gidiyor ve aranmadığını düşünüyorsan mutsuzdun. Birileri sürekli harika olduğunu söylüyor, çok komiksin, grubu alıp götürüyorsun, o zaman her şey harika. Ama birileri eleştiriyorsa, bir şeyler aslında senin düşündüğün gibi değilse suratını asıyorsun. Yeni bir ayakkabı aldıysan mutlusun, o ayakkabının istediğin numarası yoksa birilerine hayatı dar ediyorsun. Örnekleri çoğalt kendin için.

Arada sırada düşünün. Keyifli anlarınızın ne kadarı sadece ve sadece sizinle ilgili, ne kadarı birilerinin sizin için bir şey yapması veya yapmaması “koşuluna” bağlı. Koşullar doğrultusunda mı belirleniyor o günü nasıl geçireceğiniz. Yoksa bu sadece sizinle ve kim olduğunuzla mı ilgili. Ben bir taş atıyorum kuyuya. Buyurun çıkarsın bir Yahudi, izliyim:)

11 yorum:

  1. Mutluluk nedenlerini kontrol edebilir miyiz?
    Hormonlarımızın hayatımızdaki yeri başlıklı konumuza hoş geldiniz.
    *Bir arkadaşım arkadaşlarıyla birlekte olmaktan mutluluk duyuyor: sıkça arayıp, sıkça buluşmak istiyor. Nasılsın dediğimde yüzü gülüyor.
    *Diğeri sadece işler için arıyor, ve buluşmaya çağırmak için. Onun hayatında olmam yada olmaları mutluluğuna etki etmiyor.
    *Öteki daha farklı, öbürsü çok daha farklı.

    Bize verilenlerle mi yaşıyoruz? Seçtiklerimizle mi?

    Yani şimdi kimler oturup düşündü, karar verdi ve uyguladı: X olayında mutlu olacağım, Y olursa biraz üzüleyim. Z de karmaşık duygular içine girerim...
    Varmı böyle bir şey? Yada anamın karnında daha 8 aylık iken (ve şuana dek) kimse önümde mutlulukla ilgili "seçenek" sunmadı.
    "Çoktan seçmeli sorulara cevaplarım: Yeşili görünce sevineyim, mavide üzüleyim, sevgilimle konuşurken mutlu olayım, aramayınca kahrolayım....."
    Bunları ben seçmedim. Seçenler varmı? Siz seçtiniz mi? Kontrol edebiliyor musunuz? Sadece ben mi "beni mutlu eden şeyleri" seçemiyorum??

    Durduk yerde surat asarım, hayatı ve içindekileri seven arkadaşım asık suratımı görünce üzülür. Onu üzdüğümü görünce daha çok üzülürüm. Yani isyana yüz tutmuş bedenim.
    Şu sorularımın cevabınıda ver bi zahmet "doğumgunu çocuuu".
    Yorumuma cevap vermedikleri zaman adet'in 3. günündeki gibi hem bedenim hem ruhum yoruluyor.

    YanıtlaSil
  2. :))anladım çok çalıştırıyorlar seni...
    istediğinle mutlu ol elbette..ama mutluluk kaynağın tamamen başkalarına bağlıysa savunmasız ve kırılgansın demektir...ve çok zarar görürsün...suratın asıksa ve arkadaşın bu duruma üzülüyor diye daha çok üzülüyorsan durumun vahim...
    sadece ona üzülmemesini ,geçeceğini söyle...o üzülüyor diye daha çok üzülmek ne kadar doğru...
    bu arada mutluluk öğretilmez...
    aslında söylemek istediğim sanırım mutluluğun kaynağı sen olmalısın...kaynak sen olursan yaşam çok daha katlanılabilir oluyor...
    ayy senin yorumlarına cevap vermeden ne zaman es geçtim yaa...:))

    YanıtlaSil
  3. lan afferin, güzel mantık şeettirmişsin! bak misal bu sabah ne güzel uyandıydım ben, sora sabah başkası nası mikti neşemi ve ulusal yas günü ilan ettirtti! o kelebeğin var ya, kanatlarını yolup dötüne zokiim:D

    YanıtlaSil
  4. ayyyyyyy sen numunesin....elalemin dudağının üstünde ki bıyık bile yas ilan etmene neden oluyorrr...ama tabii sen de haklısın...ne o öleee:))))sen kelebeği bırak,bıyıkları yok tek tek:)))

    YanıtlaSil
  5. Valla öyle, kaynak bende değil. Değişmiyorda zamanla negatifleşip başkalarına da zarar vermeye başlıyorsun.
    Burayı bile karıştırmak için elimden gelni yapıyorum, zarf atıp duruyorum :)
    Böyle pozitif olanlara bayılıyorum be.

    YanıtlaSil
  6. seni de bu mutlu ediyordur belki Bilal:)

    YanıtlaSil
  7. Sana kesinlikle katılıyorummm.. Yer yer egoizme hatta narsistliğe de girse bu mevzu aynen öle.. Ben mutuszsam herkes mutsuz olcak kardeşim.. Mutlu vıc vıc birilerini görünce kan beynime sıçrıyor :)

    YanıtlaSil
  8. Koşullar falan değil önemli olan. sizin içinizdeki, yapınız, kişiliğiniz sizi mutlu yapan ya da mutsuzlaştıran... o şekilde oturmuş kişiliğimiz. ya da karakteriniz her ne derseniz işte...
    küçük şeylerden mutlu olabilir ya da çevremizdekilerle mutlu olabilirsiniz. ama bir gün durup dururken ben de küçük şeylerden mutlu olabilirim diyemezsiniz... zaten mutlu olamazsınız da... içinizde yoktur çünkü...

    YanıtlaSil
  9. Ben brini tanıyorum inanın hayatında mutsuz olmak için o kadar çok şey var kiiiiiiiiii..Ama yine O kişi hayatındaki insanlara neşe dağıtan biri çünkü o mutsuz olmayı seçmiyor ahh vahh bu benim başıma neden geldiii ben bunu haketmiyordum gibi şeyleri söylemektense mutlu olmayı seçiyor hayatı seviyor ve girdiği heryere neşe getiriyor en önemlisi bunu zorla yapmıyor..
    Mutluluk gerçekten kişinin kendiyle barışık olmasımıdır yoksa mutluluk denen bilinmeyen başkalarını mutlu ettikçemi çoğalıyor ...yoksa herikisini karmamız mı gerekiyor..
    Hayatımızın ne kadarı mutlu geçiyor onu göz önünde bulundursak mutlu mu huzursuz mu olduğumuzu anlaya bilir miyiz...

    YanıtlaSil
  10. mutlu ve mutsuz seçimler tartışmsız bence
    ama kelebekleri rahat bırakın bebeğim:)))

    YanıtlaSil
  11. takıl kaldım sımdı kosullarmı benmı...

    YanıtlaSil

hadi söyle söyle!