24 Temmuz 2009 Cuma

ortama karışık...


Şurada hiçbir şeyden bahsettiğim günler daha dün gibi aklımda…
Üzerinden henüz çok geçmedi ama şimdi size birçok şeyden bahsetmek istiyorum.
O yazıyı okuyan bunu hayli hayli olur sanıyorum. Yok öle bir mecburiyet ama güzel oldu böyle söyleyince yazının başında. Giriş kısmını da halletmiş olduk
Bir çok şey anlatacağım her birine tek cümle harcayarak. Bakalım insan tek bir cümlede ne kadar derdini anlatabilir. Benim insanlardan beklediğim en büyük erdemdi bana bir şeyi iki kere tekrar ettirmemeleri. Olmayacak galiba benim tek cümleyle bir şey anlatmayı başarabilmem. Daha yazıya başlama başlayamadım yahu. Kalbim kadar temiz word sayfasında.

Biraz hızlı olacak, karmakarışık olacak, hiç söylenmemiş “gibi” olacak.

Yazarlarından biri olduğum kadınlar yazıyor blogunu tavsiye ediyorum şiddetle ama ben yazı yaz(a)mıyor olmamdan dolayı şutlanacağımı da düşünmeden edemiyorum… Bu aralar damacanalarla ilgili bir espri daha görür, duyar, alırsam çığlık atabilirim …Nedenini bilmediğime göre neden göstermeden belirtmek isterim ki; bu sıralar canım hiç sıkılmıyor...
“Kalbim” dediğim, bir kuzenim var önümüzde ki ay Ankara’ya taşınacak olan… Karar verdim en arızaya bağladığım zamanlar kafamın en boş olduğu zamanlar...
Bu yazıyı yazarken yapmam gereken onlarca şey neden geçiyor aklımdan..15 yaşında ki kuzenimin ısrarlarıyla seyreylediğim “17again” filmini izlemiş olmanın ezikliğini yaşıyorum geceden beri… Ruh halim şaşkın, üzgün, meraklı, endişeli, stresli, durağan olma arasında gidip geliyor pinpon topu gibi...”adres tarif edemeyen insan kendini de ifade edemez” diye bir şey duygum geçenlerde… Geçenlerde kuzenim şöyle bir cümle kurdu;”Gel, ne olursan ol yine gel, ama sen hariç”…Ne yazacağını hiç bilmeden aklına ilk geleni yazmak süpermiş... Bütün yemek boyunca dırdır dinlememek için salataya doğranan domatesin başları itinayla kesilmeliymiş...Herkesin çılgınlar gibi kutlama yaptığı Cuma günü benim için Pazartesi’den farksız 4 yıldır… Saçlarımı kestirdiğimden beni “nedir bu erkeklerin hatunda uzun saç sevgisi” cümlesini kafamın içinde tekrarlayıp duruyorum... “Erkeklerime” ithaf ettiğim yazımın devamı olan “yorumcuları” konu alan bir post yazmayı düşünüyorum… Bir fare bile en kısa sürede peynire gideceği yolu bulabiliyorken ben nasıl bunca yıldır kendi yolumu bulamıyorum hayretler içerisindeyim... Halka küpeyi tek takmayı seviyorum... Okulu ve öğrencilik yıllarımı hiç özlemedim…ahh şu kuşlar ağaçççlarrr, binbir renkli çiçeeekleerrr, nasıl yakalamışşştıkk, saçlarından baharııı….Biriyle sessiz kalabiliyorsam uzun süre, onunla her şeyi yapmaktan keyif alır mışım gibi geliyor… Kımızı rengini çok sevmeme rağmen maçlarda giydiğim Türk bayrağı desenli t-shirt dışında hiçbirşeyim yok... Telefonla konuşmayı sevmiyorum… “sıradan olmanın dayanılmaz hafifliği” çok güzel konu başlığı olurdu…. Acaba bir paragraf yapsam mı ,yok sa yazıyı mı bitirsem?... Eğer biraz daha yıllık iznimi ertelerlerse oruç tutarken tatil yapmak zorunda kalacağım…Her şeyi bırakıp babamın dizinin dibine dönsem bir kelebek etkisi yaratır mıyım?...O kadar kararsızım ki ;aynaya baktığım da görüğüm şeyi bile bi sevip bi sevmiyorum bi sevip bi sevmiyorum…. “Cumaya gittim gelicem” klişesini çok seviyorum… Acaba bende bir gün “bir süre bu blogda yazı yayınlanmayacak, dönücem ben size, belli olmaz dönmem belki de” tartzı bir yazı yazmak zorunda kalır mıyım...Kendime sürekli “4ağustosu unutma “diye telkinde bulunur oldum. Bir şeye tepki göstermek bile tepkiye neden oluyor bu ülkede… Beni yemeğe çağırdıklarına göre bu yazının bitme zamanı gelmiş bile...

Bitti

40 yorum:

  1. aman deyim ben sana damacana kelimesinin yanında çığlık atma daha çok tahrik olurlar nemelazım..

    insanın devamlı kafasının boş gezmesi ne güzel bi ben yapamıyorum :P

    sanırım senin "nedir bu erkeklerdeki uzun saçla" aynı nedenden.. :P

    tam o sırada göz kırpıyosun o yüzden bi sevip bi sevmiyosun.. puhahahahahaha...

    "cumaya gittim gelecem" ben de diyemiyorum yaa çünkü, bu tiple gidersem gelemeyebilirim.. :P

    haa bu arada ben de halka küpeği tek takmayı seviyorum.. :)))

    neyse bu kadar yeter, fazla yıpratmamak lazım :P

    YanıtlaSil
  2. ıı ııhhh....uymicaam sana...

    bak yukarda ne yazıyor...1 yoran...ömrümü yediiin ömrümüüüüü...

    YanıtlaSil
  3. demek kısasa kısas diyorsun...tuhaf yazıya tuhaf yorum...pekii...gördüm...

    YanıtlaSil
  4. Fare peynire giderken ne istedigini biliyo olabilir, sen kendicagizini yol bulamamakla suclarken boyle bir ne istedigini bilme kararliligi icinde misin ki? Hmmm? :)

    YanıtlaSil
  5. Ne gördüğünü de söyle...

    YanıtlaSil
  6. Eliza; fare benden üstün o halde...çünkü doğduğu andan itibaren ne istediğini her hücresinde hissediyor...

    YanıtlaSil
  7. casaubon; resmin bütününü...

    YanıtlaSil
  8. Resim bu mu?

    http://durum-casaubon.blogspot.com/2009/06/be-different.html

    YanıtlaSil
  9. :) durum'a bağlı...

    YanıtlaSil
  10. Hic de diil. Sadece duyularini acik tutuyor ve kokunun pesinden gidiyor. Sen cok daha ozel ve geliskinsin, sadece 5 duyuyu ac, yol kendiliginden gelir anlaminda soylemistim..

    YanıtlaSil
  11. aaaa...tamam ne kızıyorsun yaaa...rejim sana yaramadı söyliim beennnn:))

    YanıtlaSil
  12. "sıradan olmanın dayanılmaz hafifliği" haketten de çok güzel konu başlığı olur.. hatta "olağanüstü sıradan" olursa tadından yenmez.. sıradışı olmaklık adına kıç yırtmanın pek bi kabul gördüğü bi dünyada sıradanlığın hafifliğini farkedenleri de alınlarından öpüyorum..

    YanıtlaSil
  13. o değilde sıradan olmak tuhaf olmaya başladı...yanarım yanarım ona yanarım...sıradan olmaktan 3 yıla kadar hapis yiyebilirsin bu ülkede....

    YanıtlaSil
  14. Bütün mesele peynire odaklanmakta..

    Ama yazdıklarını okumak büyük keyif...Sevgiler..

    YanıtlaSil
  15. yani İtalya'ya mı git diyorsun cosmos...olabilir mi...

    hmmmm...fena değilll:)

    YanıtlaSil
  16. Yazını bir daha okudum neden bilmiyorum bana sade ve çikolatalı dondurma tadında geldi. İyi hafta sonları dilerim...Sevgiler...

    YanıtlaSil
  17. cosmos ben bile okumuyorum yazımı bir daha...sen de kendine bunu yapmaaa:))

    YanıtlaSil
  18. =) bir tebessüm bir yazıyla ancak bu kadar aktarılabilir.eline sağlık.

    YanıtlaSil
  19. Ne yazacağını hiç bilmeden aklına ilk geleni yazmak süperdir...

    ne yazacağını bilmemenin dayanılmaz hafifliği..

    :)


    senin tatilin gelmiş yesari.

    YanıtlaSil
  20. O hamletlerde gelmişşşlerr...cıstak cıstaakkk...
    piyanist şantörlük ne eğlencelidir di miii:))

    hehehehe...Absalom o başlık çok çakma oldu söliiim...taklitin takliti çünküü:))

    YanıtlaSil
  21. boşverrrr...
    hayatımız imitasyon zaten...
    başlık ne ki :))

    YanıtlaSil
  22. :)) yok ölee bişiii :P

    YanıtlaSil
  23. Resmin bütünü hâlâ görünüyor mu?

    YanıtlaSil
  24. :P

    matrix seyretmek lazım ara ara.

    YanıtlaSil
  25. tamam tamam biliyoruz hepimiz artık...

    eğilen kaşık değil:))

    YanıtlaSil
  26. casaubon; hayır, ben ağaçları değil ormanı görmeye başladım...yeşil indi gözüme hattaa:))

    YanıtlaSil
  27. ayyyyyy amma felsefik bi post ve yorumları oldu bu böleee...bi pazartesi sendromu yaşatmadınız ağız tadıyla yaaa...:))

    YanıtlaSil
  28. e senin yüzünden halla halla :)

    3 gün kaçıyorum yesarinin erkekleri...
    3 gün kaçıyorum matrix...

    ağız tadıyla sabah kahvemi içemedim tasavvufa döndüm.

    YanıtlaSil
  29. dergaha geeel dergahaaa:))

    "...Bazıları var ki buraya gelir ve huzur bulur, yine bazıları var ki buraya gelir ve bizler onda huzur buluruz..."

    :P:P

    YanıtlaSil
  30. mevlana celaleddin rum-i

    :P

    neyse...

    bak üç nokta var ona göre.

    ehe.

    YanıtlaSil
  31. Bırak ormanı. Tek tek ağaçlara bakmaya devam et. Her ağacın hikayesi ayrı. Hepsinin toplam hikayesi ormanın ortak hikayesi yapmıyor. Her bir ağaç, ayrı bir orman. O gözündeki güneş gözlüğünü de çıkar...

    YanıtlaSil
  32. ihsan oktay anar-suskunlar...

    YanıtlaSil
  33. casaubon; tammaaam seninle başedemiceem...tamaaam...uzaktan bakmayacağım orman....yakından ağaçlarla ilgilenip her birini tanıyacağım...ama ağaç uzamanı olmak bana ne kazandıracak onu bilmiyorum...
    zaten ağaçların olduğu yerde gözlüğe ihtiyacım yok...

    YanıtlaSil
  34. öle deme yesari.
    casaubon haklı.

    her odunun kendine özgü bi hikayesi vardır.

    :)

    YanıtlaSil
  35. ben de size ormancının hikayesini anlatırım...olur mu??:))

    YanıtlaSil
  36. temem olur :)

    ben severim odun orman ormancı hikayelerini.
    kendimden biliorum.

    ehe

    YanıtlaSil
  37. bi suuuss bee adaam bi suusss... cevap verme banaa...

    :D:D:D

    YanıtlaSil
  38. mevlana celaleddin rum-i --suskunlar

    :))

    YanıtlaSil
  39. puuahahahhbdnsflsdnkglsnglnbfnfdb...

    :)))) hay bin kunduzzzz...

    YanıtlaSil

hadi söyle söyle!