13 Temmuz 2009 Pazartesi

ruh rehberi...


Şehirden uzaklaşma, ayağını toprağa basma aşkı bu hafta depreşmedi ve Pazar günü şehirde geçirildi…

Toprak çekiyor mudur nedir kahvaltıyı açık havada yapıldı yine…Daha önce bahsettiğim “Simit Sarayı”(gönül bahçesi de deniliyormuş şimdi aldığım haberlere göre) mekanımızdı…eski yazıda fotoğraf istenmiş, bu sefer üşenmedim çektim…valla neden böyle cennet mekanların işletmeleri bu kadar kötüdür de biz müşteriler “biz olsak şölee yapardık, böyle yapardık, şuraya iki minder, renkli renkli, çıtır çıtır güzel elemanlar, yakışıklı gençler, fişek gibi koşarlardı, bi kere gözleme 3,5 çay 2 tl olmazdı, denge nerde burada” gibi bi sürü gereksiz cümle kurmak zorunda kalırız…yani benim genelde bi mekandan tamamıyla memnun ayrılmam zaten zordur…ama olay da çıkartmam arıza gibi…bu özelliğimi ileri ki yaşlarıma saklıyorum…

Daha sonra uzun zamandır gitmediğim 7.cd (Bahçelievler) yoluna koyulduk...neden bu kadar uzun ara verdiğimi hatırladım hemen…vasat piyasa şartları aynen devam etmekte…uzun süre sonra sözlü taciz olaylarıyla tekrar karşılaşıldı…ama suratımda ki ifade tamamen “ben mi uzaydan geldim, sen mi” şeklindeydi abinin ne dediğini anlamaya çalışırken…
Bu arada insanlar bence ekonimik kriz yüzünden değil kalabalıktan alış veriş yapamıyor gibi bir durum var o taraflarda…bilen bilir 7.cd mangoyu…yaa bu neee bu neeeee…ama güzel kardeşim o çektiğin benim kolum ve annem onu sen alıp götüresin diye yapmadı…mağazada 5 metre ilerleyebildim ve sonrasını hatırlamıyorum…zateeen basık bi hava vardı Pazar günü…sadece mağazaların vitrinlerine bakmakla yetinmek en iyisi, daha doğrusu en sağlıklısı…zaten 7.cd bence artık eskisi gibi de değil...okul zamanımız da çok takılıyorduk ama ne demişler “nerde o eski bayramlar”:)

Akşam nihayet kendi çöplüğümüze döndük, yemek yiyelim dedik ama anladım ki Pazar günü herkes kös kös evinde oturuyor…bizde yeni mekan dedik, yeni bir heves, beni bir nefef, tebdil-i mekan dedik, bi deniyelim beğenmezsek yerden yere vururuz dedikkk(atıyorum demedik, hadi gidip birşeyler yiyelim, mutfak henüz kapanmamışsa dedik sadece) ve gittik “Eat’n Joy”a(filistin caddesinde yeni açılan mekanlardan biri)…ne demiştim yazının başında tamamıyla memnun ayrıldığım mekan çok nadirdir…hah burası oralardan biri işte…yemek ,içmek, hizmet 10 numeroo…yalnız siparişlerinize dikkat edin...ben sadece dana bonfile istemiştim onlar ineğin tamamını getirdiler...yan masalardan insan evladı çağırmak zorunda kalacaktım...ziyan olabilir dikkat...

yağmur başladığında terastan nasıl kaçacağımızı şaşırdık ama kalkma vakti gelmişti zaten…bu arada kuzenimin bana “-kızım, peçetendeki ruj izine bak, ohaaa yani ,bari arkasını çevir “demesi üzerine(bariz Bülent Ersoy dudakları yaa) “-benimle dalga mı geçiyorsun,istersen kendi peçetene bak” dememle gülme krizine girmesi bir oldu. Siz de giderseniz “şuna bak,kullanılmış peçete getirmişler” demeyin sakın. peçetelerde ki kadın rujlu dudak ekli yanıltıcı olabiliyor:))
haa, bi de yediğim inek gece beni yedi...hiç mi uyuyamaz insan...1 saat filan uyudum, inekti, sıcaktı filan derken...pazartesi sendromunu da çok mu zorluyorum nedir...neyse gün bitti..geçti gitti...ama bende bittim...

6 yorum:

  1. gağyet de güzel bi pazar olmuş.. darısı bi sonraki pazarın başına olsun.. bu kısmı yazıyla alakalı olsun diye şeyettim.. aslında yorum yazma nedenim şu yan taraftaki arz odası şeysinde kendi biloğumun linkini görmekten duyduğum iç kıpraşmasıydı.. valla böle bi hoş oldum la.. duygulandım falan..

    YanıtlaSil
  2. direkt konuya girsen de kabulümdür fevkalade fevki:))

    YanıtlaSil
  3. her gunun pazar tadında olsun :)

    YanıtlaSil
  4. aman dolunay....ağzından yel alsın...dokunduğun altın olsun gibi bi dua oldu bu...her günün değeri ayrı gönlümde...

    YanıtlaSil
  5. yaşanılası bir pazar günü

    YanıtlaSil
  6. Son Ankara seyahatinde gormustum mekani ama firsat olmadi, gelecek sefer deniyim :)

    YanıtlaSil

hadi söyle söyle!