23 Temmuz 2009 Perşembe

sakinim ben sakiin...


İş yerim…
Huzurum…bi kanepe atsam tadından yenmeyecek mekanım..
Son zamanlarla iş yerine benim kadar bağlı benim kadar masasını , mekanını, nasıı diyorsunuz “makamını” seven başka biri var mıdır acaba.
Yok yok, hiç sanmıyorum.
Sakiiiin, sessizzz, önünde park yeri var, huzurlu, keyifli…daha bir sürü şey…

Nerden mi çıktı iş aşkı, insanı evinden nefret ettirirseniz olur böyle vakalar…yoksa ben bilmiyor muyum iş yerimden işimden şikayet etmeyi…mızmızlanmayııı…

Akşam eve gitmeden başlıyor bende stress. Denk gelmiş ve biri arabayı bana bırakmışsa(hani olmaz ama) işten mümkün olduğu kadar geç çıkmaya çalışırdım eskiden. Yaşadığımız binanın tamamı iş yeri olduğu için “hadi” derdim dağılsınlar, ben park sorunu yaşamayayım. Genelde yaşamazdım da.
Sonra gel zaman git zaman evin bulunduğu cadde şenlendi, birbirinden güzel tiki tiki cafeler açıldı. Tabii bizim evin önünde bi bayram havası. Herkes birbirini öpüyoooo!!!

Park yerimizde eskiden tek sıra haline park etmiş araçlar birden çift görmeye başlamamla iki sıra halinde park etmeye başladı. Sokaktan bir araç değil 3.tekil şahıs zor geçer oldu mu. Vale (bildiğim değnekçi) alıyor anahtarı park ediyor (biliyor başına gelecekleri) sonra anahtarı giderken bırakıyor eve. Ama tabiiii konu burada kapanmıyor. Bu park eden araçların birde canları eve dönmek istiyor mu, ahhh işte o ayrı bir bahar coşkusu olarak yaşanıyor bende. Nedeeeen, çünkü o saatler benim uyumaya çalışma saatlerim ve benim akıl melekelerim de onlarla beraber coşuyor da coşuyor. O şen kahkahalar, o erkek muhabbetleri, o arabayı bağırta bağırta çalıştırmalar, o hızla uzaklaşmalar. Hepsi birer tını kulağımda, hoş bir seda adetaaaaaaaaaaa. Sizlerle akraba olmak nasıl güzel bi duygu bi bilseniz. Hepinizin yeri ayrı kalbimde.

Aaa bir de karşıda açılan cafe de canlı müzik olduğu geceler var. Varrr varrr, olmaz mı, canlı müzikte varrrr. Doğum günü için aradığım kuzenime o sırada çalan “iyi ki doğdun” şarkısını dinleterek “senin için getirdim bu ekibi” dedim. Müzik o kadar net odamın içindeydi ki ben bile mumlara üfleyecektim neredeyse. Layylayy lay lay layy layyy…la la la lala laaaa..laay layy…ulan bütün repertuarı ezberliceeem, biraz kendinizi geliştirin biraz değişiklik yapın be güzel kardeşim…hep aynı hep aynı…üçyüz beşyüzz üçyüzz beşyüüzzz…

Ahhhh neredeyse unutuyordum…tabii…birde bu kefelerden biri bizim binaya açıldı yakın bi zamanda. Artık sabaha kadar kaç tane beyin hücrem ölmüşse o havalandırmanın sesinden. Hatırlamakta güçlük çekiyorum işte. Kalıcı değildir diye umuyorum. O havalandırma ki bu yaz günlerinde benim pencereyi ve perdeleri tamamen kapatmama neden olan , o havalandırma kiiii kulağımı neyle tıkayabilirim acaba diye beni düşüncelere gark eden. O havalandııırmaanııınnn beeeeeennn…

Aslında beni en çok üzen şey bunların hiçbiri değil. Asıl üzen hergün yaşadığım bu keşmekeş sonunda sabahları karşılaştığım “ sen sabahları hep böyle misin” sorusuuu. “eveeeetttt Allahın cezaasıı, ben mayağım yaaa, hergün böleee uyanıyorum, genetik bi arızaaaaa” demek geliyor içinden. Ama sadece anlamlı anlamlı bakıyorum.

Hala benden normal bir akıl sağlığı bekleyen yakın çevreme sevgilerimle…

16 yorum:

  1. anam ben bile sustum şu yazı karşısında.

    YanıtlaSil
  2. susma susma aklınca korkutuyoo..
    korkmadım ben aynen devam,
    çünkü;
    sen sabahları hep böylesiiin...

    YanıtlaSil
  3. :)) efsa sen susma yaa...kimleri dinliyorum ,seni de dinlerim seve seve hemde...seni seniii...

    "LA7"yi hep laz gibi okuyorum...sen de mi öle sanıyorsun kendini acaba diye düşünmeye başladım...bu cesaretinden ötürüü...

    YanıtlaSil
  4. bu, senin neden devamlı iş yerinde olduğunu açıklıyor. saygılarımı sunarım.

    YanıtlaSil
  5. sana sakin bir hayat olmazz :)) sukunet seni bozar:))kafe muzikleriyle sen de tempoya devamm:))

    YanıtlaSil
  6. ah bu arabalar var ya... varlığı derttir, yokluğu yara :)

    kafeler olmasa da araba park etmek başlı başına çıldırtıcı bir eylem yahu, boş arazide ağaç gölgesi takip etmişliğim var.

    YanıtlaSil
  7. sami; o konuyu o kadar basite indirgemeyelim...derim mevzular onlarrr:))

    >>D.B.P; ben de çevremde ki insanları bozmaktan korkuyorum amaaaaaa:((

    :P

    YanıtlaSil
  8. pusarık; babamın bana ilk araban kullanmayı öğretmek istediği zaman ki sözü geldi aklıma...
    "şööööleee geniiiş bi arazi olacaak"

    zavallı adamı daha ilk seferde ağaca çıkartıyordum...bir daha arabama binmedi...:))

    YanıtlaSil
  9. ben sana aylar önce teklif etmedim mi?
    gel alalım başımızı,bi sahil kasabasında, ben balıkçılık yapayım, hale satayım; sen evimizin önünde taze biber, kabak yetiştir.
    akşam koyalım 2 duble, gramafonumuza bi taş plak, sen ud çal ben söliyim.
    demedim mi!
    hiç mızmızlanma şimdi.

    YanıtlaSil
  10. dediiin di miiiiii ww...dedin valla...kayıtlarda duruyordurrr...ahhh yine hatırlattıın...

    ben maydonoz da yetiştirmek istiyorum ama...

    bak düşününce bile hoşuma gitti yineee...

    YanıtlaSil
  11. tam 4 yol ağzı , sonunda 2 yıl önce bi komiser komşu kapattırdı bizim sokağı anayola. Allam o ne keyif 2 yıldır kornasız, kazasız, kırosuz yaşarken yeni belediye tekrar açtırdı. Sonradan öğrendim ki açtıran esnafmış. Esnafa bak, internet cafeci, bakkal, kuru temizlemeci, telekom bayii. Gerekçe, işleri açılsınmış. Ne olacak adam kırmızı ışıkta dur ben 2 dakka gidip maillarimi kontrol edeyim mi dicek, yada ütü mü yaptırcak napıcak?, bunlar hakikaten laz.

    YanıtlaSil
  12. uykusuz; aradım taradım daha kibar bi tabirini bulamadım...

    "eceli gelen köpek cami duvarına işermiş"

    yani diyeceğim o ki; ben de hakikaten lazım...hemde bildiğin lazz...

    ve bilirim o 4 yol ağzını..bilme miiii

    YanıtlaSil
  13. hiiiiiiiii, sensin dimi o börekçi!

    YanıtlaSil
  14. hı hı o börekçi benim... o bakkal da benim...sonra o kuru temizlemeci...hepsi benim hepsii...
    hayır kara murat benimmmm...

    ay bu burda değildii...

    YanıtlaSil
  15. bir kaç gündür bizde de garip bir durum var. sigara yasağı var diye karşıki kahvede tv dışarı çıktı, okey masalarını aldılar sokağa, müziğin sesi açık, çadır bile gerdiler ya... bi polis geldi emniyetten ellerini göğe kaldırdı. hey allahım dedi dedi arabesk birşeyler söyledi gitti...

    YanıtlaSil
  16. aaaa ben o kahvelerin bulacağı çözüm yollarını keyifle izleyeceğimizi düşünüyorum İbrahim...
    Türk insanı bu... eğlence başlasın:)

    YanıtlaSil

hadi söyle söyle!