17 Ağustos 2009 Pazartesi

akvaryum mu balık mı....???

en son "vicdan açılımı" yazıma oldukça güzel yorumlar geldi...herkesin düşüncesine saygım sonsuz..ama bu yorum herşeyi özetler nitelikteydi...sevgili abey'e teşekkürler...


abey "Vicdan açılımı..." kaydınıza yeni bir yorum yaptı:

akvaryumu olanlar bilirler. suyun ısısı çok önemlidir. akvaryumdaki su, olması gerekenden biraz soğuk veya biraz sıcak oldu mu bütün balıklar anında ölürler. ama kendini bilime adamış bir manyak şöyle bir deney yapabilir; akvaryumdaki suyun ısısını her gün azar azar artırır ve balıkların buna alışmaları için onlara yeterli zamanı verir, hatta biraz daha abartıp, balıkların bu değişen yeni ısıda üremelerini ve birkaç nesil oluşturmalarını bekler, yani evrimleşmeleri için onlara yeterli süreyi tanır ve sonra yeniden suyun ısısını bir miktar daha değiştirir ve gene aynı sabrı gösterirse balıklar ölmez. bilim adamı belki biraz ihtiyarlar bu geçen sürede evet ama balıklar farklılaşır ortama ayak uydurur ve yeni nesillere bunu aktarır. bunun kaç yıl süreceğini bilmiyorum belki 10 yıl belki 1 milyon yıl. bu balıkların genetik değişim kabiliyetine ve bilim adamının sabrına bağlıdır.

şimdi, bu enteresan ama oldukça gerçekçi örnekten yola çıkarsak sorulması gereken soru şudur; biz balık mıyız yoksa akvaryum mu? üzerimizde deney yapan o manyak bilim adamlarının kim olduğu o kadar belli ki onu merak etmiyorum bile :) ama bazen kendimi hem balık hem akvaryum gibi hissediyorum ne yalan söyliyim. evet yalan söylemek bazen acıları örten sıvadır kabul ama ben yalan söyleyemem. hem akvaryumuz hem balığız işte. ben ama eğer bir çocuğum olursa ona bu aptal akvaryumla ilgili hiçbir şey aktarmayı düşünmüyorum. böyle bir suyun içinde acı çekerek boğulacağına, kendi denizlerinde özgürce boğulsun çok daha iyi.

6 yorum:

  1. bence hangisi olduğumuz değil de çözüm olarak bilim adamı olmaya çalışıp bu deneyden diğer bilim adamlarını vazgeçirmeye çalışmak??

    herşeyi doğaya bırakmak... balığı akarsuya mesela...

    YanıtlaSil
  2. bu tür deneylere karşı türk aklının pratik ama ciddiye pek almadığımız çözümleri vardır. Benim tanıdığım en ünlü düşünür nasrettin hoca'nın yavaş yavaş yemini azaltarak hiç yem yemeyen eşek projesi vardır ki eşeğin ömrü buna yetmez... Umarım korkulan olmaz. Çözüm belki de temel dedir. Zenciler'le beyazlar arasında otobüsteki yer kavgasına hepiniz yeşilsiniz diyerek çözüm bulduğu gibi kimbilir onun yöntemi işe yarar belki de... Yaşadığımız süreç mizah konusu olamayacak kadar ciddidir ama güleriz ağlanacak halimize... umarım herkes için iyisi güzeli olur. Ortak akıl kazanır.

    YanıtlaSil
  3. Ne balığız ne akvaryum be Yesari..
    İnsanız biz direkt yaz-kış yaşayan :DD

    Zaten yaşam denen şu illeti aklım almıyor, bir de deneylerle yorma kafamı be güselim :)))

    YanıtlaSil
  4. e ama ben yazmadım ki zeugma...abey yazdı..."hem kafa yormak güzeldir":))

    YanıtlaSil
  5. Ay canım beniim :)) Sen yazmadın demek..Ben de zaten senin tarzına uyduramamıştım bu yazıyı..
    Sıcakta da kafayı yormak istememişim bak hakkaten. Ta baştan öyleymiş kafam ki oradaki ''abey''le ilgili detayları okumadan yazıya dalmışım :)

    YanıtlaSil

hadi söyle söyle!