4 Eylül 2009 Cuma

heyy yolcu!!!

Yollardan bahsettik…

Gidilen değil de, seçilen yollardan…
Herkesin bir yolu var, genelde inanılan “aynı yere” çıktığı…en azından inanılmak istenen..gittiğinde kimse yalnız kalmak istemediğinden olsa gerek…ya da inançlarımızdan…
Benzetmeler yaptık...
“karayolu” “havayolu” “denizyolu”  belli olmaz, belki de “tren yolu”… Bunlardan herhangi biri kullanılabilir dedik…
Benim yolum “patika” dedim...



Tek kişilik bir patika… /Şimdilik/… Sadece bir kişi yürüyebilir. 
Yanında değil ama; önünde ve ya arkandadır sana eşlik etmek isteyen kişi... Yüzünü görmek için başını çevirmen gerekir, ve ya o sana dönmelidir yüzünü, seni görmek istiyorsa…Yan yana yürümek marifet ister...Ama neden olmasın...
Basittir ve ama bir o kadar da güvenilirdir. Ayakların yere basar sımsıkı… Her adımda farklılaşır gördüklerin… Benzerdir belki ama farklı...
Sürekli deniz görmezsin veya gökyüzünde bulutların arasında giderken tüm güzellikleri kaçırmazsın aşağıda olup biten... Tren gibi gürültülü değildir, uçak gibi hızlı da değil.
Her adımda yeni biriyle karşılaşabilirsin ya da yeni bir manzara karşısında ağzın açık kalır.
Toprak bir yol olduğu için elektrik yüklenmez vücuduna. Huzurlusundur, sinirli değil. Yürümeyi bırakmadığın için seni kızdıran ve üzen her ne ise;  hemen gözden kaybolmasa da ardında kalır. Hemen peşinden keyfini yerine getirecek başka bir şey görürsün/umarım/…
Yol şartlarından etkilenirsin, her zaman güneşli olmayacak gökyüzü. Hazırlıklı olmalısın buna. Bir demir yığını korumayacaktır seni, veya kenara çekip bi otelde konaklayamayacaksındır. İhtiyacın olan her şey sende olmalıdır. Sahip olmasan bile yolda sahip olursun şanslıysan. Şemsiyesini senin de başına tutan bi yol arkadaşın olur belki ardında. Veya üşüdüğünde montunu giymene izin verir. Yol ne getirir bilinmez. Her şeyin bilinmez olmasına hazırlıklı olmalısın hava şartları kadar.
Uçak gibi standart değildir etrafında ki herkes. Business class koltuklar yoktur biraz gerinde. Ve ya dağıtılan “soğuk” sandviçler. Meyvelerden toplarsın mevsimine göre. Kendine göre bir şeyler bulacaksındır mutlaka. Hepsini sevmesen de sevdiğin birkaç çeşit çıkar karşına. Tadına bakarsın en azından, sevmezsen bir daha karşılaştığında yemezsin. Ağacını gördüğünde bile yüzün ekşir artık. Sen sevmediğine karar versen de onu da sevenler geliyordur senin ardından çünkü.
Dedim ya, yalnızsındır patikada diye. Bazen patikalar çakışır. Belki çakışanlar yola beraber devam etmek isterler... Neden olmasın… Belki…
Patikada yürüyenler yine patikadakilerle karşılaşır. Uçak yolcuları uçaktakilerle. Zorlamaya çok gerek yok bazı şeyleri. Ne patikada yürüyen uçağa uyum sağlayabilir, ne uçaktaki yürümeye sabredebilir o dar yolda. Trendeyseniz el sallayabilirsiniz en fazla yanından geçerken yürüyen kişiye. Uçakta olanlara ise “minicik minicik” noktalar gibi görünür aşağıdakiler. Onlar da uçağa gülümseyerek bakarlar, kim bilir kimleri nereye götürüyor hızla diye.

Hepimiz aynı yöne doğru gidiyoruz… Yolumuzu kendimiz seçiyoruz ama… Yolculuğumuzu kader belirliyor.

Herkese iyi yolculuklar…

24 yorum:

  1. süper olmuş

    imza : Kul Ahmet

    YanıtlaSil
  2. Kul Ahmet; sağol vağrol da...sen beni mi bekliyorsun bi yazı yazsa da gizemli gizemli yorum yazsam diye...bu ne hızzz...

    YanıtlaSil
  3. kaderci bir insan değilim bu konuda sana katılmıyorum ama şu yol benzetmen o kadar hoşuma gitti ki anlatamam. tebrikler güzel yazı olmuş, bu kıvamda daha daha yazılar bekliyoruz:)

    YanıtlaSil
  4. teşekkürler..çok naziksiniz...

    amaaa...

    zor o biraz:))bu kıvamı tutturmak ne kadar zor biliyor musunn senn:P:p(yalan söylüyorum, 10 dk da yazdım..ama hiç kusura bakma sürekli böle yazama)

    YanıtlaSil
  5. yüreğimden koptu bi şiyir yapıştırıcam..

    gidilmeyen yol
    sarı bir ormanda ikiye ayrıldı yolum,
    ikisinden birden gidemediğim ve yoldaki
    tek yolcu olduğum için üzgün, uzun uzun
    baktım görene kadar birinci yolun
    otlar çalılar arasında kıvrıldığı yeri;

    sonra öbürüne gittim, o kadar iyiydi o da,
    ve belki çimenlik olduğu, aşınmak istediğinden
    gidilmeye daha çok hakkı vardı; oysa
    ordan gelip geçenler iki yolu da
    eş ölçüde aşındırmıştı hemen hemen,

    ve o sabah ikisi de uzanıyordu birbiri gibi
    hiçbir adımın karartmadığı yapraklar içinde,
    ah, başka bir güne sakladım yolların ilkini!
    ama bilerek her yolun yeni bir yol getirdiğini,
    merak ettim geri gelecek miyim diye.

    iç geçirerek anlatacağım bunu ben,
    nice yaşlar nice çağlar sonra bir yerde:
    bir ormanda yol ikiye ayrıldı, ve ben –
    ben gittim daha az geçilmişinden,
    ve bütün farkı yaratan bu oldu işte.

    YanıtlaSil
  6. :) şiiri sen mi yazdın bilmiyorum ama..
    fevkalade olmuş gibi sanki..ben şiirden pek anlamam...odundan mı yapılmışım nedir..hepiniz topraktan ben meşe odunundan ..biliyorsun işte..

    teşekkürler...

    YanıtlaSil
  7. yok şiyiri robert frost di ye bi amca var.. o yazmış.. selahattin özpalabıyıklar çevirmiş.. ben yapıştırmış.. sen okumuş.. serçe parmak da hani bana hani bana demiş..

    şiyir yazmak bana dokunuyo.. çarpıntı yapıyo.. bi kaç denedim.. şiyir olarak başlayıp başka bişeye dönüştü.. belki çok israr ederseniz ilerde yayınlarım..

    YanıtlaSil
  8. yine merak duygusu ile başbaşa bırakıyorsun beni...ve bunu hep yapıyorsun...

    ısrar ederiz müsait bi zamanda öleyse:)

    YanıtlaSil
  9. Yanyana yurumek marifettir...Harikasın Yesucum be, cumartesi sabah kahvesi yanına un kurabiyesi oldu bu yazın valla...
    Varmak icin yapar olduk ya cogu yolculugu zamansızlık/fırsatsızlık/hissiyatsızlıktan ne dersen de; gitmek icin yapılan yolculuklar hatırına...

    YanıtlaSil
  10. afiyet bal şeker olsun Elizama:)) beğenmene çok sevindim...

    YanıtlaSil
  11. Sen varya sen..böylesi güzel anlatılabilirdi ancak..eline sağlık.

    YanıtlaSil
  12. sağol garip kızıım beniiim:))

    YanıtlaSil
  13. Anam desene benim gittiğim yol yol değilmiş.
    :))))

    YanıtlaSil
  14. hehehehheeh...herkesin yolu kendine:))yolum yoluna kurban olsun Efsammm:))

    YanıtlaSil
  15. ben koyumun patika yollarinda yurumeyi ozledim. bunaldim istanbulun asfalt yollarindan.

    YanıtlaSil
  16. fevkaledenin fevkinde bir yazı olmuş. kalemine sağlık.

    YanıtlaSil
  17. aaa Cevdet abi aykan olmuş:))

    YanıtlaSil
  18. ilk zamanlar oyle idi. simdi ozume dondum..

    YanıtlaSil
  19. Neslihan ; teşekkür ederim...şımartıyorsunuz benii:)

    YanıtlaSil
  20. Yolcu demişken;

    Birgün bir çocuğa sormuştum, denizler neden tuzludur diye. Babası uzun bir sefere çıkmıştı. Çocuk hemencecik cevap verdi: Denizler tuzludur çünkü denizciler durmadan ağlarlar! Neden denizciler böyle ağlarlar ki! Çünkü, dedi: yolculukları hiç bitmez.. onun için mendilleri hep direklere asıp kuruturlar! Yine sordum: ya niçin insanlar üzgün olunca ağlar? Çünkü, dedi: Daha duru görebilelim diye gözlerin camını ara sıra yıkamak gerek!

    August Strindberg / Düş Oyunu

    YanıtlaSil
  21. çok lezzetli bi paragrafmış...

    YanıtlaSil
  22. Ne kadar güzelmiş. teşekkürler adsız.

    YanıtlaSil
  23. millete "adsız" lar küfür yazar...benim adsızıma bakar mısın efsaa..sorsan söleemez şimdi bi de kim olduğunu..işin yoksa merak et dur...İstanbul'dan giriş yaptığını biliyorum sadece:(((

    YanıtlaSil
  24. özgürce kendi yolunu buldun ya özgür olmıyanlar

    YanıtlaSil

hadi söyle söyle!