9 Eylül 2009 Çarşamba

kürk mantolu yesari...

Canı sıkılan insanoğlu ne yapar? (hayır o diil bee) Kendini meşgul edecek bir şeyler bulur. Nedir bu antin kuntin şeyler. İşte bilgisayar, internet, bilog, friendfeed, twitter,msn…:P…(hhehehee)…
Neyse ,ciddi olalım…Çok uzun zamandır kitap okumadığını fark eden ben, gittim idefix’ten( gittim diyorum bak hala) bir yığın kitap aldım.
Pek alışkın değilsiniz biliyorum benim öle film ve kitap yorumu yazılarıma. Ama en azından bir iki faydalı iş yapmış olurum. Mesela merak edersiniz ,siz de alırsınız. Şu dünyada faydalı bi eyleme sebep olmuş olurum. Hani olmaz ama…Belkiii..

Kitaplar için öneriler almıştım, karışık bi liste oldu o yüzden…/tam bana göre/... Ben pek çok satan kitapları okumayı sevmem. En azından o popüler zamanlarında. Popüler olana antipati duymak nerden peyda oldu bilmiyorum ama öle. Herkesin sevdiği müzikleri, renkleri, kıyafetleri sevmemek gibi uzar bu liste. Şimdi konumuz bu değil, karıştırmayayım aklınızı…

Pek kitap,film tanıtımı yapmıyorum blogda…Ama bi süre konu sıkıntısı çekeceğim gibi…Bu kitaplar bittikçe bir iki anlatırım. Sonunu da söylerim bi güzeeel.Ohhhh…(taam , çemkirme, sölemiceem,latife yaptım)
Yalnız ben bu kitapları okudukça farklı bir dil geliştirirmişim edebi yoğunluktan. Kimse anlamazmış yazdıklarımı.;)

Geç keşfettiğim bi kitap.(öneren kişiye teşekkürlerimi bir borç bilirim) Genelde böle incecik romanlara alışık değilim. Ne anlatabilir ki bu kadar sayfada derim. Ama “Kürk Mantolu Madonna” öle değil. Diğer kitaplarını okumadım Sabahattin Ali’nin…Ama bir yazarın bir kitabını sevdiğim için diğer kitaplarını aldığım da, o ilk kitap hep “en sevdiğim” olarak kalıyor nedense.
Çok şey anlatıyor kısa hikayesinde yazar. İlk defa ,gerçekten ama gerçekten bir roman karakterini kendime benzettim./maria puder/ Biraz kendimi okudum, biraz düşündüm, biraz hüzünlendim, biraz sorguladım.... Bir de komik tabi, bitmesin diye kitabı iki gün süründürmem. Muhakkak okunmalı diyebileceğim bir kitap. Aldığım kitaplardan 3. olduğum kitap. Öncekilerden bahsetmiyorum bile dikkat ederseniz…

Bu arada annem blogumu keşfetmiş…Cidden keşfetmiş yani…Yazmaya başlamış kendiside , ben bilmiyorum onun blogunu…ama ortak bi izleyicimiz sayesinde denk gelmiş blog…Header resmi ilgisini çekmiş,sonra bir iki yazı derken…Kendisiyle ilgili yazıyı görmüş...Ve deşifre aaanı…dadada damm…İnanamadım telefonda anlatırken…Yüzlerce blog arasında eliyle koymuş gibi buldu beni yaa..Şimdi bu kitap resimlerini görünce eminim “Bunca kitap alınır mıııı, yine gömüleceksin kitaba ,yüzünü göremeyeceğiz” diyecektir eminim…

Hafta sonu gidiyorum ve bayram sonuna kadar Ankara’da olmayacağım nihayet… İnşallah diyelim…Planlarım pek bana uymayı sevmiyorlar…Ama iyice sıkıcı olmaya başladı bu şehir…Üzerime üzerime geliyor artık…Yazı yazmaya devam ederim diye düşünüyorum… Yazmak dışında bilgisayarın kapağını açmam yine de…kitaplarımı alacağım yanıma…Aneminde gönlünü yaparım bi şekilde…Gece okurum mesela…

Böyle işte…Bu aralar yazmak değil okumak geliyor içimden daha çok…Sonbahar etkileri sanırım…

10 yorum:

  1. İçindeki düş kırıklıklarından korkan ve bir yandan da aşık olmak isteyen bir kadn Maria Puder. O olmasaydı Raif'in aşkı neye yarardı? O olmasaydı umutlarını kim canlandırırdı? Özetle kürk mantolu ya da mantosuz, yalın, çırılçıplak, herkesin bir Madonnası vardır... Olmalıdır!

    YanıtlaSil
  2. Cok guzel kitapti uzun zaman olmus okuyali...Senin de kacasin var bu ara Yesu, bi gitmelerdesin belli..Al kitaplarini mantonu, firla :)

    YanıtlaSil
  3. ahh Eliza...o gitmeler işe yarasa keşke...yanıma kitaplarımı alıp kafamdakileri bırakabilirsem işte o zaman kusursuz olur...

    YanıtlaSil
  4. Adsız kahraman; Teşekkürler kitabın anlamına daha da anlam kattığın için...

    gönül ister ki Raif'ler aramak zorunda kalmasa Maria'lar...

    YanıtlaSil
  5. annemin blogumu keşfettiğini düşünemiyorum..sanırım evlatlıktan reddeder :/

    YanıtlaSil
  6. çok cazip duruyolar bu kitaplar yahu..Kitaplığımda okumadığım yığınla kitabım var evet sonbahar ve artık bende başlamalıyım ucundan kenarından ..

    YanıtlaSil
  7. yesari sen hiç istanbul anadolu yakasında bostancı köprüsü altındaki otobüs duraklarında(maltepe istikametinde)7-15 mart tarihleri arasında bulundun mu ? kendi üslübunla bir makalende cevablarsan mutlu olurum.

    YanıtlaSil
  8. Bir zamanlar bende de popüler olanlara karşı alerji vardı. Ne zaman birilerinin çok tuttuğu şeylere yaklaşsam, “reklam bunlar, realite yok” gibi sözler diyordum. Sonra “bu adamlar niye bu kadar popüler? Gizli kalanları da keşfetmek, bilinmeyenleri de okumak var ama bunları da bilsek daha iyi değil mi?” dedim kendi kendime. Popülerliğe örnek, “olasılıksız” ve “Da Vinci şifresi”ni, popülerleşmemiş ama güzel örnek tony parsons’un “adam ve çocuk” kitaplarını verebilirim. Hepsinden büyük keyif aldım.
    Bir dönem adı sanı duyulmamış kitaplardan çok alıyordum. (Evde koyacak yer olmadığından toplu kıyım yaptım bir ara :(
    Neyse, yani o popüler sıkıntı anlayışından vazgeç diyorum yesari, beni dinle :)
    Bir ay içinde ben de çok fazla kitap aldım. Eski hastalığım geri geliyor, kurtulmam lazım. (okuyabileceğimden fazlasını satın almak) Hani dursun bir köşede diyorsun ama olmuyor. Aldıklarını düzene koyup okumak lazım. Ben çok yazım, o yüzden de kaçtım :)
    Bayrama kadar iyi dinlenmeler veya okumalar…

    YanıtlaSil
  9. aaa Emre; bak öle dediğime...olasılıksız ve da vinci'nin popüleritesinin geçmesini bekleyemedim...çok sevdim...

    kitapları okuma konusunda sıkıntım yok...kütüphaneye kaldırmıyorum...ortalıkta görünmesinden de rahatsız olunca...mecburen okuyorum...o yüzden kütüphanemde okunmamış kitap yok diyebilirim...ama bu sıralar orda burda salonda filan çeşit çeşit kitaplar görmek mümkkün:))

    YanıtlaSil

hadi söyle söyle!