29 Eylül 2009 Salı

"Tevazu ve alçakgönüllülükte toprak gibi ol"

Hayat bu işte....

Onlar kendilerine benezeyeni sevdiler. Kendileri gibi düşünenleri, kendileri gibi yetişenleri ve hayata kendileri gibi bakanları. Kendilerinden ne kadar çok özellik varsa o kadar çok pohpohladılar. O kadar sevdiler, alkışladılar. Doğru orantı vardı sevgi ve saygılarında. Ne kadar çok ortak yön o kadar sevgi.
Hayat böyle güzeldi aslında. Herkesin keyfi yerindeydi. Nasılsa hepsi aynı şekilde bakıyordu , aynı şekilde giyiniyordu ve davranıyordu.

Erdemi yanlış bilenler, kendileri gibi olanları onaylarken farklı olanla karşılaştıklarında hemen ağız burun büktüler. Ne aciz ve zavallı bir duygu bu. Oysa bütün hayat boyu edindiğim ilkelerdi hoşgörü, sabır ve yargısız olmak. (ya da olabilmek diyelim) İnsan önce kendine saygı duyduğunda daha sonra karşısındaki insana saygı duyabilir. Ama bu kendi gibi olana saygı duymak anlamına gelmezdi elbette. Kendiniz gibi olmayanı gördüğünüzde dürüstçe hiçbir olumsuz cümle geçmeden aklınızdan, devam edebiliyorsanız yolunuza“saygı” duymayı öğrenmişsiniz demekti.

Birine saygı duymak onu onaylamak, yaptıklarını onaylamak demek değildi. Birine saygı duymak kendine karşı dürüst olmaktı. Birinin yaşam şekli , hareket, düşünceleri sizi rahatsız ediyorsa dönüp kendinize bakmalıydınız önce. Bir yerlerde bi eksiklik vardır muhakkak, ki o eksiklik size hoş olmayan şeyler düşündürüyordur muhakkak...

Belki de gördüğünüz en önyargılı, en sabit fikirli insan olabilirdim. Tüm imkanlarım vardı bunun için. Çok küçük bi yerde büyümüştüm, köy ilkokulundan mezun olup İmamHatipLisesi’nde okumuş , üniversiteye kadar o küçük ilçede küçük düşünen bazı insanlarla büyümüş, arkadaş olmuş ve ahbaplık etmiştim. Üniversiteye kadar türban takmıştım. Çok temiz, steril, hiçbir kirliliğin içine alınmadığı bi ortamda geçmişti ergenliğim. Ağzıma sigara ve içki sürmemiş, ailemin onaylamadığı hiçbir yere gitmemiştim. Bir kez aşık olmuş onu da abim kızıyor diye bırakmıştım. Yani anlayacağınız hayatta gördüğünüz en dar kafalı, sabit fikirli, yobaz, “kendine benzemeyeni taşlayan” kişi bendim aslında. Ama tercihimi bu yönde yapmadım. Önce sevmeyi değil saygı duymayı öğrendim çünkü. Öğretildi diyeceğim ama öğretilmez böyle şeyler, kimseye de öğretmeye çalışmıyorum şuan. Sadece dikkat çekiyorum. Kendinize....

Neyse, ben bir çeket attım ortaya. Alan aldı, paralayansa paraladı. Bazıları ise hiç bakmadı bile...


17 yorum:

  1. bizim kiz kesmis yine ahkamini

    YanıtlaSil
  2. Önyargı ayrı şey,tasvip edilmeyen hal ve sözlere tepki göstermek ayrı şeydir.
    Dar kafalılık ayrı, medeni cesaret adıyla sunulan her türlü yozluğa karşı çıkmak farklı şeydir.
    Dar çevrede ve kalıplarla büyüyüp farklı bir çevreye uyum sağlamak için herşeyden taviz vermek bir yere kadar hoş ve normal görülebilir ama fazlası zarardır, insanı hiç ummadığı mecralara sürükler.
    Bir de herkese hakedilen değer verilmelidir, fazlası değil.

    YanıtlaSil
  3. açıkçası saygı duymaktan ne anladığını ben anlamadım.. ya da bi şeyi beğenmediğini ifade etmek bi saygısızlık mı.. ya da alçakgönüllülük dediğin şey "beğen ya da sus" dan mı ibaret.. ya peki beğenmeyenin bunu ifade etmesine saygı duymayı napıcaz..

    bir önceki yazıyı hiç beğenmedim.. onu neden yayınladığını anlamadım.. eleştirenleri saygısızlıkla itham etmene de şaşırdım.. bakalım sırada ne var..

    YanıtlaSil
  4. ben senin yazılarını daha yeni okumaya başladım ama seni okumak için buraya giriyorum sonuçta, canım seks maceraları okumak isteyince başka siteye girer okurum
    ben sanmıyorum ki kimse tasvip etmediği veya kendi gibi görmediği için de seni görmek istediği için paralamıştır o kadar seni yazıyı ya da yazanı, herkes adına değil de kendi adıma konuşayım.

    YanıtlaSil
  5. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  6. Bakmak ve görmek diyorum ben buna.
    "Birine saygı duymak onu onaylamak, yaptıklarını onaylamak demek değildi."

    YanıtlaSil
  7. bismillahirrahmanirrahim... noluye leeen..
    kız yesari kim kızdırdı seni böööle...
    valla irkildim yazıyı okuyunca ulen La yine ne yaptın dedim kendi kendime..
    ama yok yok ben bile bu kadar kızdırmıyorum seni.. dimi??? di di.. ;)

    YanıtlaSil
  8. Yazinin basini tuylerim diken diken, sana saygim ve yuzunu bile gormeden sevgim daha da artarak okudum. Universiteler bitene kadar farkli gezegenlerde yasadigim engin mi engin bir kadinla simdi benim ve onun ve LA78in ve winston'un ve baskalarinin yazilarinda ne guzel paylasimlar yasiyoruz diye dusundum. Yazi bitene kadar da dunku yaziyi okumamistim bile! Geri donup okuyunca acikcasi ben de hic begenmedim be Yesu! Hosgorusuzlukten degil, sex dusmanligindan hic degil, ahlak kumkumaligindan da degil, ama bloglarimiz her telden calsa da kucuk ipuclariyla en cok bizi anlatmaz mi? Tamamen ilgisiz, bazen ciddi bazen sacma konularda, gundelik ayrintilarda, her ne anlatmak istiyosak o noktada, bizim sozlerimizi, bizim bicemimizi, bizim kimligimizi tasir ufakli-buyuklu..bence! Oyle ki ben duzenli okuduklarimdan birinizin sayfasinda baska birinizin yazisini gorsem bunu dusuk yanilma payiyla tahmin edebilirim, senin de bence oturmus bir uslubun var. Yani bence hikayenin ana fikir ozetinden ziyade, anlatilis bicimi de olmamis senin sayfana, sen bugune kadar hangi yazinda yuzelli kere a.q. dedin ki en basta?! Seni severek okuyanlar da bunu demis sadece.
    Kendine benzeyeni sevmek diil bu. Cunku bana hic benzemiyorsun ve seni seviyorum!

    YanıtlaSil
  9. hmmm tabi önce son yazılan postu okursam hiç bi bok anlamam yazıdan, demekki bir öncekiyle ilgiliymişşş. yeni okudum.. bu sıralar çok fazla lazlarla birlikteyim sanırım ters işlemeye başladı beynim :P şaka şaka..
    bende iyi kaşınıyorum ama hayret bişi...

    eeee ben elizanın yorumunun üstüne ne diyebilirim ki... gerçi yorumum altında kalıyo ama olsun.. anladınız demek istediğimi.. :))

    YanıtlaSil
  10. hadi yesariiiii....
    sen zeki kızsın.
    böle bişi yapmadan önce,
    alacağın tepkileri eleştirileri göze almışsındır.

    buraya bişi yazarsan...
    yazdırırsan...
    alıntı yaparsan...
    gelecek olumlu-olumsuz eleştirilere de "saygı" duymak zorundasın.
    saygı böle garip bişidir çünkü...
    karşılıklı olur...
    yoksa eksik kalır...

    okuduğum kadarıyla hiç kimse sana ve yazan arkadaşın şahsına yönelik hakaret aşağılama ve saire yazmamış...
    hoşuna gitmemiş bu iş...
    gitmedi demiş.
    gitti mi deseydi "saygılı" olacaktı annamadım.

    böle bişeye neden ihtiyaç...
    ya da gerek duydun anlamadım ama...

    özünde senin sayfandır...
    dilediğini yaparsın...
    dilediğini yazarsın...
    dilediğine yazdırırsın...

    okuma-okumama
    yorumlama-yorumlamama
    tercih hakkı da seni okuyanlarda saklıdır.

    nökta.



    ben aslında yorum yapmıcaktım :)
    bi kaç kere de sildim ama...
    duramadım yine.
    ah beni beni.

    :)

    YanıtlaSil
  11. Söylenecek çok şey var aslında.. Ama şu dar vaktimde tek kelimeyle mükemmel bir yazdıydı demekle yetinip.. teşekkür ederim :)

    YanıtlaSil
  12. Yesari, hayırdır sana neler oldu böyle ya?

    YanıtlaSil
  13. Merhaba Sevgili Yesari;

    Öncelikle cesaretin için tebrik ediyorum..
    Yaptığın şeyin, hata olup olmadığı konusunda da hiç bir söz söylemek niyetinde değilim.
    Eğer, yaptığın bir hata ise; bu hatanı da anlayıp dönecek yaş ve zekaya sahipsin.
    Hangimiz hata yapmadık ve halen de yapmıyoruz..?
    Önemli olan, yaptığımız hatayı anlayıp bundan dönebilmek ve bu hatadan dersler çıkarabilmek.

    O yazı, Yesari'nin blogunda değilde, Adil'in blogunda yazılmış olsa ne farkederdi..?
    Veya, Adil'in blogunda değil de benim blogumda yazılsa ne olurdu..?
    Yahut da, şöyle söyleyeyim, acaba hangimiz içimizdeki gerçek duyguları, heyecanları, aklımızdan geçenleri, blogumuza yansıtıyoruz..?
    "Çoğumuz yansıtmıyoruz" cevabı, en gerçekci olanı bence..

    Fakat, bir gerçeği kabul etmek gerekirse; Adil'in yazısını ben de beğenmedim.
    Fakat, senin cesaretini beğendiğimi söyleyebilirim.
    Bu nedenle sana saygı duyuyorum.

    Sevgilerimle..

    YanıtlaSil
  14. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  15. Sevgili Arzu,

    Zaten benzer minvalde yazmisiz, saygi kismina yukaridaki yorumumla birlikte ben de 100% katiliyorum ama, senin ikinci paragrafina, "bu blogda diil de, Adil'in blogunda olsa ne fark ederdi....." kismina hic katilmiyorum.

    Mahlas kullanabilir, hic gundelik hayatinla ilgisi olmayan tamamen fiktif seyler anlatabilir, yemek tarifi verebilir, film kitap elestirebilir, ya da bildigin gunluk tadinda takilabilirsin. Ama kimliginin, heyecanlarinin, aklindan gecenlerin, gercek duygularinin, yasanmisliklarinin, anlattiklarinda olmasa bile, anlatim tarzinda minicik ipuclariyla da olsa etkin olmamasi mumkun mu? Bence degil..

    Birak weblog'lari, edebi eserlerde bile, anlattigi seyler kendi hayatindan ne kadar uzak olursa olsun, en azindan tarzlari, antolojileri benzesmiyor mu yazarlarin?

    Boyleyken boyle...sevgiler

    YanıtlaSil
  16. Sevgili Eliza;

    Yazdıklarıma katıldığın ve aynı yönde düşündüğünü belirtmene çok teşekkür ederim.. :)
    Diğer yandan katılmadığın kısımlar için ise diyebileceğim tek şey olabilir..
    Benim eksikliğimden kaynaklanmıştır..
    Çünkü, ben fazla uzatmamak adına anlatmak istediklerimi yazıya dökememeiş, eksik ssöylemiş veyahut da yanlış beyan etmiş olabilirim..

    Sonuçta, olan olmuş, biten bitmiş, yapacak bir şey yok..

    Sevgilerimle.. :)

    YanıtlaSil
  17. sanırım şöyle bir saygı açılımı söz konusu burada; prensibe ve alınan karara saygı. yesari'nin deplasman olarak sıfatlandırdığı bir bölgede yesut adına verdiği masum bir karar bu sonuçta. sonuçta ikisi de kendi kararı ama ironik bir hal almış durumda. yesuta yazılan bu yazı her ne olursa olsun bir özelliği var; ilk post olması. saygı burada devreye giriyor işte. o tuhaf yazıya veya yazana değil bu beklenen saygı. yesari'nin bu deplasmandaki ilk postu, yesut adına kendi blogunda yayımlama prensibine bu saygı beklentisi. yani resme değil çerçeveye ve onun asıldığı duvara olmalı buradaki saygı. yesari'nin de beklediği buydu bence. ama eminim yanılıyorumdur şimdi ben gene :) neyse, kısacası diyeceğim şudur ki, kötü bir yazıyı okurken zeka arayanlar eleştirirken de zeki olmalılar en azından. kötü kaka berbat demek yerine hiç konuşmamalılar ya da. yorum bile olsa dahi. ben mesela hiç beğenmememe rağmen o alıntı yazıya yorum yaparken yorumun kurgusunu 15 dakika düşündüm valla :) çünkü yesari'ye saygım var benim ve onu hiç tanımasam bile ben de onu çok seviyorum :)

    YanıtlaSil

hadi söyle söyle!