31 Ekim 2009 Cumartesi

bilseydim ağlamazdım...



"Koşullar" canımı çok sıkmaya başladı. Her şey doğduğum andaki gibi olsa istiyorum. Doğmuşum sadece, yapmam gerekeni yapmışım yani. İnat etmemişim. Geriye bi tek şey kalmış,  büyümek. Oohh ne güzel lay lay loom. Umurumda mı dünya. Ama annem doğduğum anda değil de ağladığım anda vermiş ya bana sütü. Hah orda batmış her şey. Ağlamayana da meme verseler ne olurdu sanki. El kadar çocuk , biliyorsun işte acıkacak bu. Annesi sensin, en çok seni seviyor, babası var ama onun sütü yok. Yegane besin ve sevgi kaynağısın yani. Aklına geldikçe doyur karnını ne var yani. Hep senin yüzündennn, yeminle...Bilseydim ağlamazdım, beklerdim ölee mağrur ve gururlu...

Bak sonunda sen böyle yaptığın için neler oldu anlatayım sana.

İnsanlar birini ona iyi davrandığı için sevmeye başladı. Biri diğerine sadece kendisini sevmesi için güzel şeyler söyledi. Açlık gibi işte. Sevgi açlığnı, beğenilme duygusunu doyurmak için bir nevi. Sonra “hayır , gerçek sevgi bu değil” dedi ve yoluna devam etti. Tekrar acıktı çünkü. Birinin ilgisini çekmek için “ağlamıyordu” şükürler olsun ki. Düşünsenize bir kızın karşısında/ve ya tam tersi/ zırıl zırıl ağlayan bir adam. Bunun yerine kendini farklı kılıklara soktu kendini. Havalı , karizmatik, bilgili , kültürlü görünmeye çalıştı. Başardı da aslında, çünkü karşısında onun öyle olduğuna inanmak isteyen bir insan vardı/bakın cinsiyet belirtmiyorum halaa, oyunu iki kişi oynuyor hikayenin bu bölümünde/ her şey güllük gülistanlık ilerledi. Alan memnun veren memnun. Ee , kaynaklar sınırlıydı ve tükendi. Hooppp yeni rüzgarlar yeni sular v.s. Güvenemez oldu kimse olduğu gibi göründüğünde karşısındakinin onu sevmeye devam edeceğine. Hep bi atraksiyon , hep bi hareket, hep bi farklı olma hali. Bi durr, rahat durr, sen öle durgunken, kendi halindeyken , senken, hatta en çok sadece kendinken sevecek belki seni. Yazıyorum ama, ben bile inanmıyorum yazdığıma. Arkadaşlarınla beraberken onlara uyman, onlar gibi olman koşulu ile yanlarında kalabildin en basiti. Ait hissetmesen de , mış gibi yapmayı öğrendin...Onlar gibi olmazsan gruptan dışlanma korkusu sardı...Neyse…

Başka örneklerde var elbette…Her şey koşullara uygun…ne kadar para o kadar köfte mantığını istediğiniz sektöre uygulayınız…ben balık tutmayı öğrettim..gerisi size kalmış…

Aaaa, bu arada "koşulsuz seviyorumcu” tipler çıkmak zorunda kaldı devamında. Aşmışlardı sebepleri sonuçları. Ne güzel önlerine kim gelirse, tüm insanları sevdiklerine inandırmışlardı kendilerini. Onlar başka hikaye, zavallıların başka başka arızaları var ama uyuyan aslanı uyandırmayalım şimdi...

Gerçi senin hatan değildi. Sen sütü her ihtiyacım olduğunda versen bile memnun kalmazdım ben kesin. Ağlamayı öğrenemezdim bi kere. Gerçi hala öğrenebildiğimden emin değilim. İstediklerim için ağlamayı , yakarmayı, çabalamayı henüz öğrenemedimmm. Onun çırpınışları bunlar.

Not; Bir önceki uyarıları yapmıyorum. Valla iyiyim ben..Kimse de bana Pavlov denilen o adamdan bahsetmesin. İyi ki onunla aynı dönemde yaşamamışız. O köpeğin  neyle beslendiği sizi dehşete düşürecekti çünkü..
Genellemiş gibi olsam da istisnaların olduğunu ben de biliyorumm ;)

14 yorum:

  1. bunlar hep doğru.. orda bi sokak var.. ama çıkmaz sokak.. yanisi burdan başka bi yere gidilmiyo.. o fena..

    YanıtlaSil
  2. hmmmm...çok iyi oldu bak bunu söylediğinnn..bi ferahlık geldii...ohh..misss
    :)

    YanıtlaSil
  3. hayat böyle işte...

    en dost bildiklerimiz bil (nokta)

    buda benim yazacak olduğum ama hala başlayaadığım sitemim olsun birine yada birilerine...

    YanıtlaSil
  4. sevgili adsız;

    'hayat böyle işte' ok..

    ama sonraki cümleler için şunu sormak istiyorum..

    yazar burada ne söylemek istemiş?

    YanıtlaSil
  5. Kimi süt veriyor da ağlanmadan veriyor diyemi kıymeti olmuyor? Neden ağlanır, neden süt verilir, neyin çabası bu? Ne isteniyor ki..?
    Hayattaki tek yol çıkmaz yol değil...tercihler...

    YanıtlaSil
  6. sevgili yesari

    yazar yazacağı siteme başından değilde sonundan başlamış yazmaya anlayacağın pek bi işe yaramayacak yazılsada ama ne kadar işe yaramasada yazar sessiz sessiz haykıracak içindeki kırgınlığı tabi yazabilirse

    gelelim yazarın orada ne söylemek istediğine yazar yani ben ne kadar yazar olmasamda senin deyiminle yazar hep dostluklarından hüsrana uğramış biridir (gerek .......... olsun gerek paylaşamamazlık gerekse yanlış anlaşılmalar)sebepleri böyle türetilebilir.Yazar hep (her kusuruyla kabul etmesine rağmen) arkasını dönüp giden veya bir başkası için yüz çeviren dostlarına bişeyler söylemek istemiştir ama nafile 2-3 cümleyi bir araya getiripte bir paragrafımsı bir şey oluşturamamıştır

    ben derimki bu yazar daha çok dost vurgunu yiyecek ama bu yazıyı hiç bir zaman yazmayacak

    YanıtlaSil
  7. 10.köyün adamı; benden çok soru soranları sevmeeeemmm:))

    YanıtlaSil
  8. adsız; kendi blogun gibi kullan...bak ben bir ara ne yazmışım...

    http://4haziran.blogspot.com/2009/05/dost-alma-tost-al.html

    YanıtlaSil
  9. güzel olmuş yesari

    YanıtlaSil
  10. Yesu, bi kere kosulsuz sevmek bence sirf annelige mahsus, ona cok yakin ama bir kalem eksik olarak da babaliga ozgudur. Onun disinda hicbir sevgi kosulsuz degildir, iliskiler, yasanmisliklar, guven, sevgi katmanlariyla cok yuksek, sonsuza yakin, sifir faizli kredileri olur insanlarin yasantimizda ama, kosulsuzluk, hayir.
    Bu tip dar basti durumlarda bazen hicbir sey anlatmadan (anlatmadan anlamak da anneligin iksirlerindendir yine), sadece basini omzuna yaslamak iyi gelir. Gerisi icinse, su akar yolunu bulur. Guzel kalbin ferahta olsun...

    YanıtlaSil
  11. aslında koşulsuz sevgi konusunda anne baba dışında da şanslı olduğumu düşünüyorum elizamm...aile bağlarından mı...artık özel insanların arasında doğmuş büyümüş olmamdan mı bilmiyorum..ben de o karşılıksız sevgi besleyenler fazladır..ama gel gör ki doğum ile elde ettiğim şansı sonradan eklediklerimde bulamadım nedense...

    gerçi buna bile sahip olamayanlar olduğunu düşünüp kendimi şanslı sayıyorsum çoğu zaman...

    YanıtlaSil
  12. sen ağlamasını yine öğrenememişin her zamanki gibi

    YanıtlaSil
  13. ilk paragrafı çok sevdim, hiç bu açıdan bakmamıştım doğum-yaşam olayına

    YanıtlaSil

hadi söyle söyle!