29 Ekim 2009 Perşembe

Hamuş!



Bugünlerde yine döndüm boşluk mahalliğine. Yazılacak her şey yazılmış, düşünülecek her şey düşünülmüş, söylenecek her şey söylenmiş gibi geliyor. Elimi kaldıracak halim yok yok olmasına, ama sözlerim bile zorla çıkıyor dudaklarımdan. Depresyon hali değil kesinlikle. Geçen bi cümle okudum bir kitabın arkada kapağında. Sanırım o olsa gerek. Biri bana söyleme cesareti gösteremeyeceğine göre yine iş başa düşüyor ve kendi kendime konuşuyorum.

“ Mutsuzluğa hiçbir çare aramıyorsun”

Yok aslında arıyormuş gibi yapıyorum ama. İçime sinmiyor işte. İçime sinmeyen eylemlerimin sonu hüsranla bitiyor her zaman. Bir koşu bandının üzerindeyim, ama belli süreler sonunda hızı arttıracağım yerde azaltıyorum. Sonra koşu bandında olduğumu bile unutuyorum kendimi. Eee sonra tabi düşünüyorum. “Huuu, elektrik harcanıyor”. “Kendine gel”. “Devam etmek zorundasın.” “biraz hızlı at adımlarını, yürümüyor emekliyorsun”

Harcanmaması gereken, ziyan olan elektrik benim için; annemin bunları okurken üzülmesi, ablamın gözünden dökülen yaş. Bir iki sevenin halimi görüp hiç bir şey söylemeden destek olmaya çalışmaları. Hiçbir şey yapamadıklarını düşünüp bi de bunu dert yapmaları.

Neyse, uzatmıyorum. Şimdi bu yazıdan depresyonda olduğumu, intihar eğilimim olduğu fikrini çıkaran filan  olursa gelir bloğuna pislik yaparım bu böyle biline. Olay çıkartırım, hiç utanmam. Sonra "uyarmadın", "bilmiyorduk böyle olacağını", "hiç öle çaçaron görünmüyordun" filan olmasın.

Kullandığım fotoğraf FF’in bana kazandırdığı (dedim size ara sıra iyi şeyler oluyor diye) kadim dost Türkay Yılmaz’a ait.(namı diğer antique). Seviyorum siyah beyaz karelerini. Siz de seversiniz. Valla bak.

http://www.turkayyilmaz.com/


Hadi gittim…

23 yorum:

  1. Bu yazıyı sen mi yazdın yesu?

    YanıtlaSil
  2. Valla useniyo musun kendini soguklara mi hazirliyosun bunaliyo musun uyukluyo musun bilemem. Ozledim karrrdesimmm!

    YanıtlaSil
  3. elizaaammmm...mmmm...

    YanıtlaSil
  4. 'isviçreli bilim adamları, koşu bandında 333 kalori (ne bir exik, ne bir fazla) yakılıp, tam o anda eller iki yana açılarak "üçyüzotuüç!" diye bağırılması halinde mutsuzluk hissinin ortadan kalktığını bildirdiler.' (kaynak:aa)

    artık hızla koşarak mı yakarsın, yavaş yavaş yürüyerek mi, orası sana kalmış; çok da acele etmek gerekmiyor bana sorarsan. saygı, sevgi, vd. eyv..

    YanıtlaSil
  5. D.B.P diyorki:Mekan değişikliğinde fayda var:P Bazen bulunduğun ortamdan uzaklaşınca koşu bandına bile gerek kalmıyo...uzaklara gidecen çook uzaklara (Çin olabilir kanımca)

    Yolun açık olsun Yesari...bir de depresyon kimmm Yesariii kim hayatta inanmaammm:)))olacak iş mi caanımmm bi kere adının yanında şık durmuyo:)

    YanıtlaSil
  6. Bazı yerlerde farklı düşünceler okuyunca, bağdaştıramıyorsun. 28 beden giden birine 32 beden vermek ve yakıştırmaya çalışmak gibi, ya da ona yakın. Felsefe oldu biraz :) Demek isterim ki, neşe harici başka duyguları sana uygun görmüyorum, sen ne dersin?

    YanıtlaSil
  7. debepeee; anlıyorum seni ben...havalar çok soğudu...evimden çıkmam...yatağımdan bile çıkmam...işe geliyorum işte evde canım sıkılmasın diye..:)

    Emre; bu konuda yazı yapıp çemkirtme bana yaa..ben de insanım...olmuyo ama böleee...bak sinirlendim yinee:P:p...

    teşekkür ederim...sakil duruyor zaten..baksan bunu sen mi yazdın diye sordu MİM..sonra bin cümleyle anlattırdım ona ne demek istediğimi...arada olsun yaa:)

    YanıtlaSil
  8. off koşu bandı örneğin beni anlatmış :/ ya dün geceki hüzünlü halimden doğumgünü kutlamalarıyla biraz sıyrılıp şımarmışken ne güzel oldu ama bunu okumam :) canım çok beğendim ama yazını..kısa ve içten..özellikle koşu bandı benzetmeni..neden böyle kısa cümlelerle anlatamıyorum ki derdimi ben?

    YanıtlaSil
  9. yaaa gitsene sen...doğum günü kutlamalarınla ilgilen..okuma böle şeylerr...aaaaa...git istemiyorum seni bugün burda...:)

    uzun cümlelerle anlatırsam bunları sonunda deliririm de o yüzden kısa kısa yazıyorum delicim...böle üzerini biraz kapatıyor gibi, üstün körü geçiyorum gibi..seninki doğru olan:)

    YanıtlaSil
  10. Yazından alakasız olacak ama bende şu resme bayıldım. çok güzel, duru.

    http://www.turkayyilmaz.com/#/content/pictures2/003.jpg

    YanıtlaSil
  11. sana kızını hatırlatmıştır o resim...:)) çok güzel yaa fotoğrafların hepsi...

    YanıtlaSil
  12. sevgili yesari, sonbahardayız, hem de tam göbeğinde. bu dönemde bunları hissetmen zaten normal olan, hoppibdi bidi bidi yapabilenlerde var bi teslik canım kardeşim, öyle düşün :)bu sabah miss gibi kokan yağmurlu bir ankara'ya uyandık. doğayla beraber biz de tazeleniyoruz, sana da iyi gelmiştir diye umuyorum :)

    YanıtlaSil
  13. kestane şekeri.. eet bunu bul al ye.. her türlü depresif iç sıkıntılı illete iyi gelir.. yakında doktorlar reçetelerine yazmaya başlıycak..eczanelerde satılcak.. sigorta kurumları ücretini karşılıycak.. valla bak.. çalışıyorum üzerinde.. ama şimdilik kafkas var.. ordan alınılılıyo..

    YanıtlaSil
  14. nil; mevsimsel dedim ben kendi kendime zaten..ama bu yağmur olayı çok iyi gelmiyor bana...herşey yolunda ..sorun yok:)

    YanıtlaSil
  15. fevki;bu söylediğine sen inanıyor musun...yok yani inanıyorsan söz bende inanıcam...doktorları beklemicem...

    YanıtlaSil
  16. Güzel ve özel yavrukuşum,
    Size oldukça uzun yaşamımdan, inc ince süzdüğüm bir tek şey söylesem ne derece anlamlı olur bilmiyorum ama söyleyeceğim yine de...
    ..
    Eğer insanın içinde- taa yüreğinde, Tanrı'nın ve O'nun izdüşümlerinin sevgisi varsa; ve eğer yetişmiş/yaşamış olduğu koşullar birazcık olsun verimliyse, o zaman, hiç birşeyden, hiçbir durumdan korkmamalı; geri kaçmamalı; bezmemeli...
    Emin olun, bu koşullar varsa, insan başına gelen, son derece ciddi, olumsuz olaylarda bile, bir bütün olarak; üstelik,acılaşmamış; sevimsizleşmemiş; katılaşmamış ve hala "Sevgi Dolu" bir insan olarak yoluna devam edebiliyor.Çok örselenmiş olsa da!.
    Üreterek, severek, ve anlamlı olarak yeniden, bize verilmiş olan armağanı; yaşamı; hoşluklarla sürdürebiliyor hem de.
    ..
    Epey yaşadım, ve bunları öğrendim.
    ...ve Tanrı'ma çok şükür, muhteşem bir evlat yetiştirebildim, nice zorluklara karşın!
    ..
    Sizin aklınızda ve yaşınızda; üstelik henüz,çok iyi yetiştirmeye gayret ettiğiniz yavrularınız da yokken; aileniz de hala bir şekilde yanınızdayken; bunca donanımla, zaten, daha kolayca çıkarsınız böyle yersiz bunalımlardan...
    Darılmayın lütfen, bunları yazdığım için ama...
    Sevgiyle.

    YanıtlaSil
  17. ... ve ASLA öğüt falan vermek istemedim Yesari. Yalnızca, kendimi ve yaşamımı da katarak, birşeyleri paylaşmak istedim. Yanlış anlaşılmasın lütfen.

    YanıtlaSil
  18. Sevgili Aycane;

    hiç öle şey olur mu, yanlış anlamak ne demek..sizin bu şekilde ara sıra uğrayıp düşüncelerinizi paylaşmanız o kadar mutlu ediyor ki beni bilemezsiniz...

    ben öyle çok dertler sıkıntılar paylaşan biri değilim, siz de takip ettiğiniz kadarıyla biliyorsunuz...ama bazen böyle anlık düşünceler gelip geçiyor...kıymetini bilirim bana verilmiş hayatın...ama hakkını veremediğimi düşündüğüm anlardan biriydi işte bu yazıyı yazdığım zaman dilimi...

    neyse...geçsin gitsin...lütfen uprayın ara sıra...gülümsetin beni...

    YanıtlaSil
  19. Hep gülün İnşallah...
    Biliyor musunuz, her şey bir yana, bence çok olumlu kişilik özelliklerinden biri de, kişinin, olumsuz serüvenlere, med-cezir süreçlerine karşın, ve o durumlarda bile, yine de mizah duygusunu koruyabilmesi:-))

    İyilikler diliyorum.

    YanıtlaSil
  20. yesari hiç hamuş gibi durmuyosun ama son zamanlarda bloğun hamuşa dönmüş, keyifli yazıların yok, bir blog yazarınıda kaybediyoruz sanki, gazetelerin pazar eki gibiydin, olsun, yinede keyifli yazılarını bekliyorum. bu bloğa keyifli olmak yakışıyor...

    YanıtlaSil

hadi söyle söyle!