1 Ekim 2009 Perşembe

"PARE" (by Lâedrî)

İkinci konuk yazar yazısı..Ben baştan uyarıyorum yazıyı benim yazmadığım konusunda, okumak istemeyecek olanlar için!!! Yazıyı çok sevdim, yazanı da çok seviyorum...sabah sabah okuduğumda pek olumlu etkileri olmadı üzerimde...Teşekkür ederim...



Yürüyoruz.. Durmadan sona doğru yürüyoruz bazen yorulup durmak istesek de zaman kolumuzdan tutup sürüye sürüye götürür zaten bu yüzden zamana karşı koymak imkânsızdır. Bu yolda ne kadardır yürüyorsunuz bilmiyorum ama süreniz ne kadar uzunsa ve o tecrübe dediğimiz lanet şey ne kadar çok ise o kadar eksiksinizdir.. Ben gibi.. Sen gibi.. O gibi.. 

Koşar adımlarla yürür kimimiz.. Kimimiz ağır ağır adımlarla yere sağlam basarak yürür, düşmemek için.. Ama her ne kadar dikkatli olsak da her ayazda, her tipide, her fırtınada bir parçamızı bırakırız ardımızda.. Bazen ardımızda bırakmaya cesaret edemeyiz ve tüm şartlara rağmen sıkı sıkı tutmaya çalışırız.. Savrulup kaybolsun istemeyiz çünkü.. O bizimdir, sahiplendiği bir şeyi bırakmak çok zordur insan için, çok iyi biliriz.. Ve ardımızda baktığımızda, kayboluşunu izleriz görüş mesafemizden çıkana dek.. Daha sonra açık ve ıslak bi yara ile yürümeye devam etmek zorunda olduğumuzu anlarız.. İlk başlarda üstünü kapatırız ellerimizle, her ayazda daha da sızlamasın diye.. Kış bitip bahar geldiğinde kimse görmesin eksik parçamızı diye yine saklarız yaramızı.. Sonra bunlara dayanamayıp önümüzde yürüyenlerin arkalarında bıraktıları parçaları farkederiz.. İzleriz önceleri.. Öylece.. Daha sonra eksik parçamızın yerine koymaya çalışırız.. Göz yanılmasıyla, elimize aldığmız parçaların bazıları doldurmaz o eksik parçanın yerini.. yetmez.. Bazıları ise çok büyüktür.. Küçük parçaları tercih etmeyiz.. Büyük parçalardan en beğendiğimizi elimize alır inceleriz ve kendi eksik parçamızın yerindeki o boşluğa uydurmaya çalışırız.. Sonra şekil vermeye başlarız.. Çünkü tam otursun isteriz, kusursuz olsun isteriz, kimse farketmesin isteriz o yitirdiklerimizi.. Kimse bize acısın istemeyiz.. Bu yüzden acınmak o kadar sızının üzerine tuzdan başka birşey değildir ! Yeteneğimiz kadar ince bir işçilikle parçayı ayarlar ve o boşluğa yapıştırız.. Bir süre elimizle bastırırız yerine tam oturması için.. Önceleri dünyanın en mutlu insanıymışız gibi hissederiz.. Hayat artık bize çok kolaydır.. Bahar gelmiş, çiçekler açmıştır artık baktığımız her yerde.. Yürümeyi bırakıp koşmaya başlarız, tüm sorunlarımızı unutup nefes nefese kalana dek koşarız.. huzurlu gecelere uyur güneşli günlere uyanırız.. Günlerden bir gün karanlık bir güne uyandığımızda gökyüzüne uzun uzun bakar ve karabulutları farkederiz.. Önce aldırış etmez yaz yağmuru sanarız ve bir kaç zaman sonra aslında yeniden kara kışın geldiğini ince bir sızı ile anlarız.. Bizi rahatsız eden keskin bir yapıştırıcı kokusu duymaya başlarız, o an ne kadar başarısız ve baştan sağma bir yama yaptığımızı fark ederiz.. Bu keskin koku ve sızı bizi iyice rahatsız etmeye başladığında bu parçanın aslında bizim olmadığını düşünür kendi ellerimizle rüzgara bırakırız.. Bu kez ilk kez olduğu gibi arkasından bakmak için çaba bile sarf etmeyiz.. Bu noktadan sonra bizim için artık her parça “aslında umursamadan” arkamızda bıraktıklarımız kadar değerlidir.. 

Sonunda bize kalan tek şey; o keskin yapıştırıcı kokusuna ve ara ara vuran ince sızılara alışmaktır.

Ve siz herhangi bir parçasını rüzgara kaptıranlar..Ne kadar tam olmaya çalışırsanız çalışın.. Siz.. Siz hepiniz eksiksiniz !.. Benim gibi !..
Lâedrî

10 yorum:

  1. eksiğiz evet ve asla tamamlanamayacak olmamız en acısı..harika bi yazı olmuş..

    YanıtlaSil
  2. perdeleri aç..içeriye güneş girsin...yoksa hep karanlık günlere uyanırsın...

    YanıtlaSil
  3. Eksigiz ve tamamlanmaya calisiyoruz elimizden geldigince, ne zaman bu ruh bu bedenden cikti, iste tamamlandigimiz gündür o gün...

    YanıtlaSil
  4. Sevgili yazi sahibi Laedri, eksilten yasanmisliklara agit cok guzel...Ama sadece yaninda cogaltan anilara sarkiyi da ekledigin zaman! Hayat med-cezirli bir sey, karamsar sularda cok da bogulmamak lazim bazen.
    Eline saglik. (Gelecek yazilar icin kucuk ukalalik: "bastan sagma" demissin. Bastan saGilmaz, bastan saVilir)

    Sevgili blog sahibi Yesari, operim ;)

    YanıtlaSil
  5. baştan da sağsan, baştan da savsan perdeleri aç..içeri güneş girsin..

    YanıtlaSil
  6. Gormemisim guzelmis perdeleri acma mesaji...Gunesi doya doya al, ama dili bu kadar guzel kullanirken bosver bastan sagma!

    YanıtlaSil
  7. Öncelikle yorum yapan arkadaşlara ve yazdıklarımı paylaşmak isteyen yesari'ye çok teşekkür ederim..

    Lâedrî

    YanıtlaSil
  8. Sevgili Eliza, öncelikle yorumun için çok teşekkür ederim .. Her zaman söylerim bu karamsar sular için çevremdekilere, "yüzmeyi bilmiyorsanız fazla açılmayın kumda oynayın !" diye..
    Ayrıca dikkatin için seni kutluyorum yapmamam gereken bir hata yapmışım sabahın 5'inde, daha dikkatli olmaya çalışacağım.. Gelelim şimdi fasulyenin aslında çok büyük bir faydası olmadığı bölüme.. Blog'unuzdaki son yazınızın ikinci paragrafının giriş cümlesinde.. "Dun aksam aysonu yogunlugundan bunalmis 2 bankaci cift olarak gidip bir guzel beslendik," yazmışsınız. (Şimdi izninizle bende küçük bir ukalalık yapmak isterim, aysonu değil ay sonu) Ayrıca afiyet olsun efendim.. ;)

    Lâedrî

    YanıtlaSil
  9. halet-i ruhiyemi cuk diye anlatan bişey olmuş, tevafuk olmuş, çok güzel olmuş.

    YanıtlaSil
  10. Hahhahhaaa, harikasin Laedri demek okudun buldun sen de! Ama "aysonu" bankacilikta bir tabir haline geldiginden, benim bildigim kadariyla bitisik yazilir. "Aysonu yapmak" ya da "Faiz tahsilatları günlük, aysonu ya da dönem sonlarında yapılabilmektedir." vs gibi...
    Bakicam yine de..
    Sevgiler

    YanıtlaSil

hadi söyle söyle!