5 Ekim 2009 Pazartesi

Soru;Suadiye'den yola çıkan iki bedevi, saatte...?


-tamam , ama ben arabayla bir yerlere gitmek istemiyorum bugün…ayağım toprağa bassın…(en son arabayla bebek civarı çığlık atmışım”durduuur arabayı,inicem arabadan”)
-peki öle olsun…
-ama taksi gibi bir lüksümüz de olmayacak..vapur,dolmuş,tramvay…ne bulursak…minumum harcama,maksimum keyif…
-ayy tamam, hadi hazırlan…

2 kafadar ilk dolmuşa atlıyoruz.Hanımefendinin dolmuş parasından haberi bile yok. Hatun; bırakın araçsız İstanbul’da yol bulmayı, aracıyla bile bizi Edirne gişelerine götürmeyi başarmış biri. o kadar eminim ki onun sayesinde çok eğleneceğimizden. Hiçbirşey yapmasak bile olur.
Kadıköy’de dolmuştan inip “acaba nerden binicez vapura” derken bi balon görüyoruz.”aaaaa, ne güzeeel, ama benim yükseklik korkum var”…”aaa benim deee”…”hadiii binelim”…”hayyy seninnnn”…biniyoruz. Ama ikimizde tıs tıss.Bizimle birlikte binen çift yüzünden korkumuzu unutup kendimizi gökyüzünün en usta fotoğrafçısı olarak buluyoruz. Abimiz o kadar yüzsüz ki facebook pozları vermeye başlıyor az sonra. Bu arada manzara elden gidiyor tabii. En son “amaaaan beee, bütün günnn sizi miii çekiceeem “diyen bir kadın sesi çınlıyor Kadıköy’semalarında…
Eminönü’ne vapurla çok keyifli bir yolculuk sonrası geçiyoruz. Eminön’de ne var ki.Geziyoruz çarşı pazar filan turist gibi. Ya da esnafla köşe kapmaca mı oynuyoruz desek. “Aaaa yürümeyelim Sultanahmet’e bununla(tramvay) gidelim” diyorum yanlışlıkla. Halka inicez ya anasını satiim.Ankara’da sanıyorum herhalde kendimi. Biniyoruz amaa..bindiğim anda birbirimizden çoktan kopartılmışız…ileriden bağırıyor. ”seeen gel burayaaa geeel, halkaaa inmeeekmişşş, lüks yokmuuuşş, geeel burayaaa”

Bu yazıyı yazabildiğime göre tek parça halinde iniyoruz…sultanahmette hiçbiryere gidemiyoruz . Yani gidiyoruz da ; Dünyaaaca ünlü yapıların olduğu bi yerde, gittiğimiz cami ne camisi, ziyaret ettiğimiz türbe kimlerin türbesi bilmiyorum benn. Neyseki daha önce istediğim gibi dolaşmışım ki içimde kalmamış. Artık akşam olmak üzere 3. kuzen (en zeki olanımız) Eminönü ve Sultanahmeti sevmediği için bizi taksimde bekliyor. Biz taksime gitme yolunu arıyoruz en ucuzundan. Sorduğumuz her tttükkann sahibi, her dönerci ustası, her öğrenci, her polis memuru bize bi metronun varlığından ve “şu” istikamete doğru yürümemiz gerektiğinden bahsediyor. Biz aslında bi kumpasın içerisindeyiz ama farkında değiliz. “ne güzel işte…metroyla gidceeezzz”…Ama o gidilen yol bitmiyor, bitmiyoooorrr, ayaklarımızdaki derman çoktan bitmiş halbuki...Tabanlar uzatmaları oynuyor. Hava kararıyor, tuhaf yollar, tuhaf işporta satıcıları dikkatimizden kaçmıyor.  Veee , yuuppiii,metro girişi, "AKSARAY" . Hiç beklemeden jeton alıp merdivenler apar topar iniyoruzzzzzz...zzzzzzzzzz...

İşte o sahne. Neyse ki daha önce metro görmemiş masum köylü değilim. Tepki şu “ havalimanı mııııııı?”:S:S 30 sn sonra şok atlatılmış en yakın telaşlı yolcuya anlatılmış meramınız, onun gülümseyen ifadesini arkada bırakarak merdivenler inilen hızı hiçte aratmayan bir şekilde ,koşar adımlarla çıkılmış. 3 dakika sonra; bir otobüs durağında, bizimle hiç mi hiç ilgilenmeyen bir polis memuruyla iletişim kurulmaya çalışılıyor. Hatunun gözü durakta duran takside. “-hayıırrrr, taksiye binmiceeez”. Yaklaşık on dakika sonra bizi hiç takmayan polis memuruna, bizi hiç takmayan otobüs yolcuları ve şoförleri ekleniyor. Nihayet görünmez olduğumuza karar veriyorum ve taksiye binmeye ikna oluyorum. Haliç üzerinden geçerken ertesi günün kişisel iletisi geliyor benden;

“Hazarfen hiç değilse galata’dan uçmaya çalışmıştı, biz haliç'i metroyla geçmeyee çalıştııık “

Taksimde yaşananlar ayrı bi yazı konusu. Ama bu anlatılan hikayeden çıkarılacak sonuç “sanırım ben İstanbul’u özledim”

:)

Cevap; gece yarısından sonra 02:00 gibi;)

20 yorum:

  1. Herkes kendi halinde boş bir şehir desene.. Korkarım ben..
    Bizim burda sorsan tarif eder, tarif eder, tarif eder.. Olmadı çocuğu çağrır: götür ablanı şuraya der :)

    YanıtlaSil
  2. yaaa sen de öve öve bitiremedin memleketini...tamam tamam...gitmek değil önemli olan...yol:))

    YanıtlaSil
  3. Yok anacım yook, eski memleketim bu, artık ne biz orada yaşıyoruz ne oralar eskisi gibi.. Yeisini kabullenmediğimden eskileri yaşıyorum kendimde..

    YanıtlaSil
  4. kadıköyden vapura binicen, sirkecide inicen, hemen karşıya geçip sirkeci garına yönelcen ordan metroya atlıcan Sultanahmette inicen. Artık nereyi gezersen ama hava sıcaksa en son yerebatan sarnıcına giricen. En sevdiğim yer. Orada 1 saat takılcan, karnın acıkmaya başlayınca Sultanahmet köftecisine giricen bi güzel karnını doyurucan. Çemberlitaşa doğru yürücen , Beyazıta varmadan istersen soldaki yokuştan aşağı inicen, Kadırgaya, bi gezinicen, yarım döner pilab yicen çok ta güzel bi tarihi hamam vardır. Yok aşağı inmek zor gelirse bu sefer Beyazıta gidicen. Hukuk fakültesiyle yabancı dillerin arasından Süleymaniye camiine yönelcen. Tam karşısında kurufasülyeci vardır, hem de turşu da vardır kışın. (olayım bu , yemek). Oradan sağa dönücen, mercan yokuşuna. Rozetçileri, plastikçileri, sobacıları gezicen. İstersen Mahmutbeyi gez. Oradan yeni caminin arkasındaki evcil hayvan dükkanlarını gezicen. arada sağa seğirtip kurukahveciden Türk kahvesi karşısındaki marketten pastırma alıcan. İstersen Sirkeciye yönel doğubankı gez, ama vapura binmeden mutlaka balık ekmek ve turşu götür. Aldınmı 3 kilo, afiyetle otur vapura yak cigaranı , martıları izle. Ufak bir tur attık ama napiim daha çoook yer var oralarda. Mısır çarşısının karşısından kalkar Taksim otobüsleri :)

    YanıtlaSil
  5. aaa , ne güzel yorummmm:))

    1 yıl kadar geciktin ama...

    YanıtlaSil
  6. Olsun bi daha gidersin diye kulağına küpe olsun işte, hem başkaları sebeplenir?

    YanıtlaSil
  7. Uykusuz'un cizdigi yol muthis! Ben Kadikoy diil Avrupa tarafindan gelirken Findikli'dan tramvaya binmeyi (tramvayin baslangic duragi oldugu icin illa ki yer bulursun)de severdim. Beyazit Kapalicarsi'da inmeyi, carsiya girmeden Suleymaniye Camii, sonra carsi ici, iceride Havuzlu'da kallavi bi yemek, daha hafif gececeksen Fes Cafe'de mis gibi cay saati, alisveris gez dolas, sonra tramvayla ya da yuruyerek geldigin yolu geri don yavas yavas, evet mutlaka Yerebatan Sarnici'na da ugra..hatta donuste Findikliya kadar gitmeyip tramvaydan Tophane'de in, birer cay yanina nargile de patlatip, gerisingeri..ruya gibi istikamettir. En harikasi da zamandan calabildiysen bunu haftaici yapmaktir..bi dahaki gidis icin :)

    YanıtlaSil
  8. hmmm nedense her vukuatınızda bu kuzen var.. hiç sorguladın mı bu durumu? yani var bişey ama neyse demiyim buralardan polemik yaratmayayım. :P

    YanıtlaSil
  9. Doolittle hanımcım, şimdi kaybolmasın diye mecburen Kadıköyden başlayıp Sirkeci de indiriverdim oysa, öyle olabilir mi? Aslaaaa. Geziye Sütlüceden başlanacak, sabah erkenden 7:30-8:00 gibi kelle paçanı içiceksin (bu sabah içtim, İzmirde en SÜPERİ Bornova Küçükparkta TEPSİ). Sonra Sahil boyunca ilerleyip Bulgar kilisesine geleceksin, gezmeden olurmu, tek portatif demir kilise ( http://www.svetistephan.com/images/11.jpg ) Sonra oradan soldan gireceksin, sağlı sollu eski birsürü kilise vardır, sularından içiceksin, efsunludur. Fener Rum erkek lisesine uzaktan da olsa bakacaksın ( http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/1/14/Fener_Rum_Lisesi.jpg ). İlerliceksin o daracık sokaklarda, solundaki marangoz aslında Sinagogdur. Devam edicen, Bulgar Sırp prenslerinin şatosuna varacaksın, şato dediğin sürgün, hapis. Ha sonra ordan geri dön çık mercan yokuşundan gerisi sana kalmış. Tophane olayınıza da bayıldım,nasıl karşılaşmamışız sizinle?

    YanıtlaSil
  10. yorumcu yorumcuyu yorarmışşş....:))

    LA;senin varlığın polemik konusu...bence birşey söylemene gerek yok...

    teşekkürler Elizamm...

    YanıtlaSil
  11. Belki de karsilasmisizdir Uykusuzum efendim, duman alti gorememisizdir birbirimizi..Sutluce'ye uzanmisken, uykuluk da patlatsak mi?! :)

    Yesum, gez dolas..

    YanıtlaSil
  12. hay Doolittle hanımcım, keyif p.. siniz dicem pek abes kaçıcak, yememmiiii sömürürüm bile

    YanıtlaSil
  13. Oyleyim dogru soze ne hacet! WinstonWolf'cugum da oyle demisti bi gun sagolsun :)
    Gel gor ki bunca formulun icinde oglen yokluktan hem gozum hem karnim ac kaldi, az once yazdim, ondan gicik olmus haldeyim...
    Yasasin Uykuluuukk!!

    YanıtlaSil
  14. ne yalan söliim açtım google görsellerden baktım , üşenmedim teker teker tıkladım sevdim onları, ama rakı da içmek lazım

    YanıtlaSil
  15. Ben de okurken, yesari ne ara İstanbul'a gitti geldi dedim. Meğer geçen seneymiş :)Valla bak bilmeyene göre gene iyi ucuza patlatmışsınız olayı. Taksiye kadar herşey gayet hesaplı :) Dikkatimi çekti, ikimiz de son konuda soru sorup cevapla cümlemizi bitirmişiz :) Güzel bir tesadüf, seviyorum düşüncelerini yesari...

    YanıtlaSil
  16. Sevgili Emre; taksim bölümünü anlatmadığım için haklısın "gündüz" bölümünü masrafsız atlattık...bi kestane aldığımızı hatırlıyorum...bi de malon pahalıydı yanii...Taksimm ahh taksimm:))

    teşekkür ederim..ben de seni seviyorum:P

    YanıtlaSil
  17. taksim anılarını merakla bekliyoruz

    YanıtlaSil
  18. biri uykuluk mu dedi, ulen 3 aydır uykuluğa aş eriyorum ben

    YanıtlaSil
  19. ben yazmadım onu...çünkü istesem de yazamam...çünkü ne olduğunu bile bilmiyorum...çünkü hiç yemedim..aha orda ikisi karşılıklı ağızlarını sulandırdılar..ben geçtim gittim...

    YanıtlaSil
  20. Hehe pess :) Ben o balona kimsenin gazıyla binmem binemem geberip giderim beee :)) Takdir ettim ayrıca özenmedim de değil hani :)

    YanıtlaSil

hadi söyle söyle!