19 Kasım 2009 Perşembe

deneyim herşeydir...


7-8 yaşlarında bir kız çocuğu, kaşının üzerinde çizgi şeklinde kanayan derin bir yarayla , anne babasının ısrarlı sorularını yanıtsız bırakıyor. Endişeliler. Her ne kadar sabıkalı olsa da çeşitli yüksekliklerden düşme konusunda, bu sefer ne olduğunu merak ediyorlar. Çocuk inatçı, ağzını bıçak açmıyor. Bu daha fazla meraklandırıyor anne-babayı. Yalan söylemeyi beceremeyeceğini anlayan utangaç kısık bir sesle dile geliyor. “ Yolda körlerin nasıl yürüyebildiğini merak edip gözlerimi kapattım, sonra yolun kenarındaki, dikenli tellere çarptım”.

(Gülmeeee okuyucu gülme. Bak hiç mana bulma, senin çocuğunda böyle olur görürsün. Ne var canım biraz meraklı bir çocuksa)

Girizgahı yaptığımıza göre bu kısa , gerçek kişi ve kişilerle hiçbir ilgisi olmayan , ilginç öyküyü, neden anlattığımız kısmına geçebiliriz.(niye çoğul konuşuyorum benn:S)
Ben bu blog sayesinde tüm çocukluk travmalarımı dökecektim, lakin fark ettim ki aslında ben pek aptal bir çocuk değilmişim. Henüz o zaman deneyimle sabitlemiş ve görmüşüm ki “empati” diye bir şey yoktur. Yok yani, var da “yok” mu diyoruz. Hiç yaşamadığınız bir duyguyu nasıl olur da “mış” gibi yaparsınız ki. Gerçi her duyguyu “mış” gibi yaşadığımız bir zamandayız. Ama önce kendini, sonra da “seni çok iyi anlıyorum” diyerek karşındaki insanı kandırmaktan başka bir işe yaramaz bu. Sonunda geldiğimiz noktada hepimiz kendi şartlarımıza uygun donanımlara sahip oluyoruz. Süreç bunu gerektiriyor. Kendimizi uydurmaya çalıştığımızda üzerimizde sakil duracaktır edinilmeye çalışılan yenilikler. (çok teknik bi anlatım oldu sanırım)

Yani demek istediğim şu ki; kimsenin makoseni kimsenin ayağına uymaz. Boşuna sindrellacılık oynamaya gerek yok. Ayağınıza geçirmeye çalıştığınızda, ya vurur yara yapar ya da takılıp düşmenize sebep olur. Hepimiz hayata farklı farklı yerlerde başlayıp benzer ama sonuçta apayrı insanlar haline geliyoruz. Birini anlamaya çalışırken kendimize zarar veriyorsak, kendimizden ödün vermeye başlamışsak, orada durmak gerekir diye düşünüyorum. Alışık olmadığımız duygularda, bize ait olmayan düşünce ve davranışlarda bulunmamalıyız sanki. Empatide amaç, biraz daha hoşgörülü ve anlayışlı olmaktır sadece. Yalan söylüyorsa yalan söylemeye, kayıp bir hayat sürüyorsa o hayata girmeye , onu anlamaya çalışırken sahip olduklarını yitirmeye gerek yok. Sevgi ve bağlılık bir yere kadar , o yerde “kendinden geçtiğin” yerdir sanırım.

13 yorum:

  1. İlim kadını yesu, bir yazısında daha bizleri aydınlatıyor. :))
    Daha çok girizgaha takıldım. Eski işyerime haftada bi dilenci gelirdi. Çocuk ben yaşta benden daha zayıf ve bi kolu omzundan kesilmişti. Onu ne zaman görsem şükredesim gelirdi. Şükretmek için illa görmek mi gerekli? Değil. O zaman?
    Toplumsal mesaj vol2.

    YanıtlaSil
  2. Sadece üzülebiliriz karşımızdakine, anlamak gerçekten de gerçekçi değil. Çok üzüldüm demek bana anlıyorum demekten daha sahici geliyor.

    YanıtlaSil
  3. Göğsü kınalı bir serçe varmış. Gök gürlediği zamanlar tir tir titreyerek yere yatar, gök yıkılmasın diye de ayaklarını havaya kaldırırmış. Bir yandan da "korkumdan kırk kantar yağım eridi" dermiş. Birgün birisi demiş ki "sen kendin beş dirhem gelmezsin; nerden oluyor da kırk kantar yağın eriyor?"Bunun üzerine serçe şu cevabı vermiş; herkesin kendine göre dirhemi, kantarı var; siz ne anlarsınız".

    sevgiyle...

    YanıtlaSil
  4. Gözünü kapatıp yürüme egzersizleri; aynı zamanda duyuları harekete geçirmek, işlevsel özellikleri ve hissiyatı arttırmak gibi kavramları beraberinde getirir. Empati, bize doğru hareket etmeyi, ihtiyaçları anlamayı, eski bir deyimle “nabza göre şerbet vermeyi” öğretir.
    Çocukken, zeki olacağının sinyallerini vermişsin zaten yeso :) Öpüldünüz…

    YanıtlaSil
  5. Empatide amaç, biraz daha hoşgörülü ve anlayışlı olmaktır sadece. Eferiim yaaa günün ayın belki de yılın veciz sözü ilan ediyorum bu sözü ..hangi yetkiye dayanarak dersen tüm yetkisizliğimle ilan ediyorum:) Empati zor zanaat çocukluktan yetiştirilmek lazım diyorum ben de...

    Çocukken aptal bi çocuk değilmişsin öyle mi...Bu ne güzel bi haber ..Aptallık veya zekilik nedir ki ?

    Seviyorum seni ve yazılarını ,tanışalım seninle Yesari :)

    YanıtlaSil
  6. seni anlıyorum diyeceğine, ne anladığını, ne kadar anladığını anlatan insan istiyoruz, kaybolmayan insan istiyoruz.
    çıkarsın kağıdı yazılı yapıcam yiyorsa, ne anlamış bakalım

    YanıtlaSil
  7. sensin dimi o çocuk..
    hakkaten normal değilsin sen yaaa..

    bu arada foto çok yaratıcı gidiyim de bizim okulun bayan amerikan futbolu takımının antremanını izleyeyim.. :P

    YanıtlaSil
  8. "her duyguyu “mış” gibi yaşadığımız bir zamandayız."

    Bu cümlen gerçekten de çok etkiledi beni ve düşüncelere sevk etti...

    YanıtlaSil
  9. yaşlandıkça daha da duygusallaştım sanırım ben, empatiyi sollamışım.

    YanıtlaSil
  10. Winston'a tamamen katılıyorum. Anlayışın bir boyutu, bir özü, bir yardım değeri olmalı...Çok seçilmiş, belli duygusal elek ve ortak yaşanmışlıklardan geçilmiş bir avuç insanla kurulan empatik birlikteliğin, bazen konuşmadan, bazen hesaplaşmadan anlaşmanın tadı çok ayrıdır ama...emek ister, destek olarak döner..hayat ve insanlar kadar anlayış ve empatinin türlerini de anlamak lazım galiba Yesum...

    YanıtlaSil
  11. hiçbirşey zorla olmaz. anlıyorum deyince anlamış olmazsın karşındakini. ama anladığın, benzer duyguları hissettiğin zamanlar da olur.
    empati de zorla olmaz. anlamaya çalışmak güzel bir yolculuk ama anlamak zorunda da değilsin. sürekli ve herkese karşı yapmayı başaramamak empatinin olmadığı anlamına gelmiyor.

    YanıtlaSil
  12. İlgiyle okudum yine sizi...
    Mesleki deformasyon bu ya; yazmasam-anlatmasam olmazzz! :-))
    Bi minik "kavram" açıklaması:
    Empati dediğimiz, insanın gerçekten kendini diğerinin yerine koyup; eğer "O" olsaydı, "Onun" her türlü verili koşullarında; "O" durumda, nasıl düşünür; hisseder; davranırdı diye yoğun bir akıl-ruh örtüşmesi haline girebilme yetisi. "Empati" dediğimizde, mutlaka, duygu-akıl-düşünce-davranış birlikteliği ya da onayını kastetmiyoruz!..
    Eğer bunlar varsa, o vakit, bu empati değil, "SEMPATİ" oluyor! Sempati'de kabul vardır. Özdeşleşmek vardır.
    Dolayısıyla, sempati, empatiyi içerir; ama, empati, mutlaka sempatiyi içermez.İkisi farklıdır kısacası...
    ..
    Her neyse... Gözlerini kapatıp, o dosdoğru yürüyen çocukta kendimi buldum!
    Çocukluk yıllarımı da; erişkin yıllarımı da hem de:-))
    Hep düşünürüm; öyle bir çocuk ve yeni-ergen olduğum için mi psikolog oldum; psikolog olunca mı, empati yeteneklerimi öğretiyle geliştirdim diye!
    Emin olun ikisi birden!
    Sevgiyle Yesari.

    YanıtlaSil
  13. sevgili Aycane; nedense postamda sizin yorumunuzu bildiren bir ileti aldığımda gülümsüyorum...

    çok güzel açıklamışsınız...benimki tabiki bilimsel anlamda empati açıklaması değildi okuduğunuz gibi..biraz mizahi yaklaştım...biraz da sanırım artık insanların bazı davranışlarını anlayamıyor olmama sitemdi...

    tekrar teşekkürler...

    YanıtlaSil

hadi söyle söyle!