4 Kasım 2009 Çarşamba

işte bütün mesele bu!!!



Eskiden insanlar mutsuzlukları , sıkıtıları, dertleri tasaları için hep birilerini neden olarak gösterirdi güzel güzel. Nerde o eski dertleşmeler azizimmm. “Beni dövdüüü” diyip ağlıyorduk mesela önceden. “Beni aralarına almıyorlar” “Beni üzdü, benim kalbimi kırdı, bana kötü davrandı, bana haksızlık etti..” “ bana bana, beni beni”

Yahuu şu tekamül, algılarının açılması , kişisel gelişim denen kavramlar filan hiç öle sandığımız gibi iyi şeyler değil söyliim ben. Tüm sorunlarımızla yüzleşmemize , tüm maskelerimizi indirmemize sebep olup, bi de yetmiyormuş gibi savunma mekanizmalarımızı elimizden alıyorlar. İstemiyorum ben kişisel gelişmek filan yaa. Etrafımda da, konuştuğum insanlar arasında da öle tekamül derdine düşmemiş, sıradan , eski usul yaşayan insanlar olsun istiyorum. Geri gelsin, sürekli birilerinden şikayet eden, başkalarını suçlayan , uzun uzun gevezelik eden, kendinden çok başkalarıyla ilgilenen , o ne yapmış bu ne söylemişçi insanlar. Yok onlar orda bir yerlerde duruyorlar , hissediyorum ama , ben gittikçe onlardan uzaklaşıyorum.
Genellemek için sayı önemli midir bilmiyorum ama benim için bu konuda düşünmeye başlamış olmam yeterli kriter. Konuştuğum , kelimelerini doğru okuyabildiğim insanalarda son zamanlarda dikkatimi çeken “kendinden memnun olmama” hali.(tabi bana çok tanıdık geliyor) Kabul, kimse yaşam koşullarını sevmez, işinden tam memnun değildir, kimse kazandığı paranın yettiğini düşünmez çoğu zaman. Ama bu kendinden nefret etme/ hoşnut olmama/ uzaklaşma hali bambaşka bir boyut. Üstelik herkes o kadar farkında ki herşeyin. Biliyor; bulunduğu durum kimsenin suçu değil, suçlayacak ve saldıracak yel değirmenleri yok, gayet farkında. Tek amaç birşeyler , herhangi birşeyler hissedebilmek olmuş. Nefret, sevgi, heyecan ve ya minicik coşku kırıntılarının açlığı çekiliyor. Gerçek duygular hissetmek, mış gibi yapmamak , mecburi olmayan tepkiler vermek lüks olmuş.

Ben anlatabildim sanırım derdimi. Sorun bu tamam mı. Şimdi böyle şeyler hissetmemiş, hatta bu yazıyı okurken yazdıklarımdan hiçbirşey anlamamış olan insanlara soruyorum. Bunun tedavisi var mı? Yani sen nasıl oluyorda öle sevgi dolu, neşeli, coşkulu, sevgi pıtırcığı halinizle kalabiliyorsun. Bazı duyguları tekrar hissedebilmek için anamın karnına dönebilirim yani. O kadar.

Yok yok, kesin yediklerimize birşey katıyorlar. Biliyorum. Hep o gavurların işi. Önce beden sonra ruh sağlığımızla oynuyorlar böyle.

Mevsimsel geçiş diyebilmek isterdim bunlara ama kaç mevsim geçti unuttum ben. Saymayı bıraktım...

30 yorum:

  1. Vayy güzel konu.
    Çok mu okuyorsun ne? 7 kat göğe mi ericen, okuya okuya kafayı sıyırmışın gibi geldi bana.
    Kendinden çok başkalarıyla ilgilenen insanlar günümüzde hep başkalarına zarar verir olmuşlar

    Peki bu duygular.. İçimizden gelenler? Kendinden nefret edenler? Kendinden emin, etrafa gülücük saçanlar? Gülmekten yüz şekli değişmiş palyaco suratlı insanlar?... Bu ve benzeri duyguları yönetmek ve yönlendirmek ne derece elimizdedir?
    Yani..
    Yani?

    YanıtlaSil
  2. Hmmm senelik performans değerlendirme dönemi başlamış, hayırlı olsun..
    Yan etkileri mevcuttur, lakin geçicidir, korkmayınız. :)

    YanıtlaSil
  3. kendimden sıkıldım.. aldığım yere götürüp yenisiyle değiştirmek istiyorum..

    YanıtlaSil
  4. hepimizin derdi bu; genel bir depresyon, maniklere karşı duyulan ağzı açık bir hayret hali. ama ben buldum nedenini. hani yediklerimiz falan demişsin ya, tam üstüne basmışsın. yeni birşey olamamasına rağmen şimdilerde adı sık telaffuz edilir oldu, GDO diyorlar! evet! genetiğimizle oynuyorlar! böyle depresif, farkındalık sendromuyla kıvranan insanlar olduk çıktık! hani felaket tellalı gibi olacak ama, tedavisi falan da yok. böyle gider işte :)

    YanıtlaSil
  5. ne zaman bu kadar havalandık ben de anlayamıyorum.
    kişisel gelişim de acilen ölsün. iyi bilmezük.

    YanıtlaSil
  6. Lise dönemimden sonra herkes gibi ben de kişisel gelişim fasa fisolarına kaptırmıştım kendimi. Oku babam oku. Farkettim ki, benim okuduklarım ben,ben,ben diyor da başka bişey demiyor. Bencillik, insanın başını göğe erdirmiyor ki. Atalar bunu teyy yıllar önce anlamış, inciler döktürmüş.
    Yukarda bahsettiğin gevezelerden bir kısım özelliklere sahibim ama fazla değil valla.
    Bir de beğenmediğim şeyleri değiştirebilirsem değiştiriyorum, değişmiyorsa görmezden geliyorum. Hiç canımı sıkamam değişmeyecek şeyler için. Hayat kısa, eğlen yaşa :P uydu mu, neyse :))


    Ebru

    YanıtlaSil
  7. Bi saniye yaa ne bu gavurların işi felan nerde bi terslik var suçu gavurlara atıyoruz bizim de işimize geldiği için arada saçmalıyoruz şükürsüzlüğümüzden memnuniyetsiziz demiyoruz sürekli suçu gavrlara sallıyoruz yok öyle:)

    Hep ben hep ben olmuyomuş dimi okuduk gördük Ahmet Şerif İzgören'in dediği gibi bu dünya da ya Süpermen olursun ya da Uğur Böceği...Biri mükemmel görünür ama sunidir diğeri kendi halinde ama huzurlu..işte öyle..bırakalım lütfen gavurları suçlamayı onlar işlerini yapıyor:P

    YanıtlaSil
  8. MİM; burda ben soru sorarım...gerçi senden cevap beklemiyordum zaten..sen bizim taraftansın...ama üzerime de gelme:))

    Mademoiselle Coco; hoşgeldin:) yok yıllık değil bir kaç yıllık...geçici midir cidden...gerçi geçmesi için bi ön çalışma başlatıyorum..du bakalım:))

    sevgili fevki; sen de safın belli..anlaşıldı..gel yamacımaa:)) (alışkanlıklardan geri kalmam her tahlilde:))

    YanıtlaSil
  9. mefisto; çok televizyon izliyorsun...çoook:))

    Sevgili Ebru; aslına bakarsan o sadece benzetme..kişesel gelişimi kitaplar filan sağlamıyor...bir çoğumuz öyle doğuyoruz..bi süre sonra kendimize dönmemiz kaçınılmaz..sorgular sualler başlıyor işte..mühim olan cevapları bulmak..kitaplarda bulamayız onu da..yine kendimizde...

    YanıtlaSil
  10. bu nasıl isim be gözünü seviim "dereotundan nefret ederim"...sen dereotundan nefret ediyorsun altı üstü..bana bakk baanaa...ben yesariden nefret ediyorum...(çok mu ağır olsu:S)

    ben okumuyorum kişisel gelişim kitaplarını..süreci geri çevirme eylemlerim devam ediyor:)

    YanıtlaSil
  11. papuç; ben sadece halk olmak istiyorum...süperman'in gözlüklü sıradan bir gazeteci olduğunu düşünmek...uğur böceğine de şarkılar filan söylerim en fazla:))

    YanıtlaSil
  12. Yesucuum yavrucuum, kisisel gelisim derken naif ve icten iletisimin yollari daraldi kisminda sonuna kadar yanindayim ama, hem duyarlilik duzeyini yuksek, ruhunu tekamulde tutup, hem yine de mutlucuk kelebegi olarak gezilebiliyor bazen...Oncelikle etrafinin tekamul etmemislerle sarili oldugunda da farkli keyifler icerebileceginin farkindaligina varmak, sonra da illa olgun bir ruha sahipsin diye kendini her konuda karalar baglamak dusuncelere dalip ahlanip vahlanmak zorunda hissetmemek...Hem olgun ruhlu, hem cocuk safliginda, arada seytani keskin bir zekayla, arada da su katilmamis salaklikta olunabilir bence, kim mahsuru var demis ki?

    YanıtlaSil
  13. terayağın üzerine reçek bal filan sürmeyi sevmem ben..ama seni sürüp yesem doymam elizammm:))

    hiçbirşey olmadım henüz..bu saydıklarının çok azı bile yeter bana...inşallah diyorum sadece:)

    YanıtlaSil
  14. Manik hal hiç te iyi bişi diildir aksine tayfundan önceki fırtınadır, hipomani derseniz ohhh daha ne isterim (hay allah ustume cay doktum bu arada)
    ben gayet güzel suçluyorum, mesela boşbakanı, ,sıraya girmeyen saygısız insanları, İzmir şöförlerini, koyunları vs . Sonra kendimden de nefret ediyorum ama, "ulen benim bu ülkede işim ne". 2 lokma ekmek olsun, 3 kuruş ta bişi kazanayım, sağlıklı huzurlu olayim, gören de cahil bellesin nediim

    YanıtlaSil
  15. :)) şu tayfun kopacaksa kopsun yaa...razıyım benn...

    aaaa...ne güzeell..başka...ne güzel vala...kendimden de nefret ediyorum demeseydin mükemmel bi yorum olacakmış uykusuz...

    YanıtlaSil
  16. aşık olunca geçer...

    YanıtlaSil
  17. Tekamülünde olması gereken şeyler var ama sanırım sapla samanı karıştırıyoruz.

    YanıtlaSil
  18. absalooooooooommm...aşık olmuşsam zaten mesele bitmiş olmuyor mu...duygu dediğin şeyin en yoğunlaştırılmış ve bize kakalanmaya çalışılan hali değil midir aşk..ohooo...sen çok iyimsesin yaa:)) biz seni böyle bilmezdik:))

    YanıtlaSil
  19. 10.köyün adamı; sapa da razıyım samana da...ama o ikisiyle de ne yapacağımı bilmiyorum..sorun orda işte...

    YanıtlaSil
  20. e yesari aynı şeyleri söylüyoruz...
    mutlu coşkulu neşeli olmaya çalışmak yerine aşık olmya çalışmak lazım o halde...
    aristo mantığı:)))

    dipnöti,
    ben su katılmamış bi optimistimdir efenim.
    satır aralarını kaçırmamak lazım.

    :)))

    YanıtlaSil
  21. biliyorum biliyorum:))

    umut en son ölürmüş...ehuehueheu..

    YanıtlaSil
  22. ah pandora ahhhh.

    :)))

    YanıtlaSil
  23. seni çok bilmişşş seniii:)))

    YanıtlaSil
  24. hislerimiz karşılıklı :)))

    YanıtlaSil
  25. yanlış... pandoranın kutusundan en son umut çıkar... ölmezzz... çıktığı halde hala beklenir... Pseudo

    YanıtlaSil
  26. :)))

    bak yaa çok bilmişler çoğaldı...suss sen yağmur...ölürmüş dedim..emin değilim sonunda öldüğünden:))

    YanıtlaSil
  27. ölüm herkes içindir...
    herşey içindir yağmur...
    gün gelir umut da ölür.

    bakma sen niçe abiye.

    YanıtlaSil
  28. ''gün gelir'' demek... bu da senin umudun işte. umut güzel olmak zorunda değil absalom... sen bak ama iyidir nice abi... Pseudo

    YanıtlaSil
  29. umudun ölmesi benim umudum değil dorusunu sölemem gerekirse yağmur:)

    niçe abi iyidir ebet..
    ama lou salomeyi daha çok severim ben.
    niyeyse?

    YanıtlaSil

hadi söyle söyle!