5 Şubat 2010 Cuma

bir bardağım olsun isterdim..gül yüzü gülen..


Evde herkesin çay içmeyi tercih ettiği bir bardağı var. Herkesinkini bilirim, sık sık gelenlerin bardaklarını da. Ben dağıtacaksam karma karışık bir görüntü olur tepside. Bir benim yok belirli bir bardağım. Bunu fark edince “ulan amma kişiliksiz bir şeyim” dedim. Bana sorarlarsa “ hangi bardakla içersin” diye, “fark etmez” demek ağır gelecek bundan sonra. Bir de mutfak masasında oturma düzeni var bunun. Ev ahalisinin normal sayısı (üç) mevcutsa benim yerim bellidir. Ama bir kişi misafir olmasın, benim yerim onun yeridir ama onun yeri benim yerim değildir. Az biraz göçebe bi tarzım olduğundan diyorum , yada bir diğer değişle “evin küçüğü olacağına köpeği ol” anlayışına da bağlayabiliriz. Olay bunlarla kalsa iyi neyse ki, ben çay çok sevmem , kahve sevmem, asitli içecek çok sevmem.“yesari şunun tiryakisidir” diyemez kimse yani. Oturma odasından “benim yerim” diyebileceğim bir bölüm bile yoktur mesela. “Yatacak yeri yok” derler ya, onun topraksız versiyonu işte. Örnekleri sırf kalabalık olsun diye çoğaltmamız gerekirse; çok fazla sevdiğim bir kıyafetim yok, uğurum saydığım bir eşyam yok. Bir tek kitaplarımı severim, gözüm gibi bakarım. Okunması için bile verirken için gider acaba bana geri dönecek mi diye. Ama vazgeçilmez değildir yine de. Takıntım yoktur pek fazla.”aaaa ama o benim kaşığıımmm” diye çemkirmedim kimseye. Titiz sayılmam.(öle herkesin yaptığı yemem o kadar, hani eve getirir birileri ya , sonra boş iade edilmez o tabak , onlardan bahsediyorum)

Bu “kişiliksizim” yaklaşımı bardağın boş tarafıydı. Ters köşe yapmadan önceki anlatımı es geçmemek gerek.:) Benim savunma mekanizmalarım mükemmel işler. Şimdi bu anlattıklarıma inanılmaz mantıklı açıklamalar getireceğim ve aslında nasıl kişilikli biri olduğumu ispat edeceğim. (hep bir ispat peşindeyim ama durun bakalım ne çıkacak sonunda)

Bir tane bardağa bağlı kalmak istemiyorum. Mesela bir bardak tipinden bir adet kaldı, hepimiz ona gözümüz gibi bakıyoruz dolayısıyla. O bardağı kıranın kalbi fena kırılacaktır çünkü. Ben dolabı açtığımda başka bir bardağı beğeniyorum bezen, onunla içiyorum çayımı. Veya bardakla değil fincanla içmek isteyebiliyorum başka bir sabah. Aynı koltuğa oturmayı da sevmiyorum , bu sefer diğer koltuktan manzaranın nasıl göründüğünü ya da televizyonun hangi açıdan izlendiğini merak ediyorum. Bir yere veya bir şeylere bağlanmak istemiyorum körü körüne. Benim için her şey değişebilir ve yenilenebilmeli olmalı. Eşyalarıma çok bağlanmamalıyım, kapıyı çekip gidebilecek kadar az olmalı. Fazla ağırlık vermemeli ruhuma, ardımda bıraktıklarım. Hayatta hiçbir şeyin kalıcı olmadığını söylememe gerek yok sanırım. Bir gün istediğim bardağı bulamadığımda içim acımamalı benim, aklımda en sevdiğim bardak değil içtiğim çayın aroması olmalı. Başka bir şehre gittiğimde aklımda yeni bedenimle aynı yerde olmalı.

İnsanlarla ilgili bağımlılıklarım ve bağlılıklarım konusu başka bir post konusu. Aklınızdan geçenleri biliyorum. İçiniz fesat sizin.. :))

dip nöt; yazının içindeki kafanızı karıştıran her cümle için, yazıyı yazarken dikkatimi dağıtan bir takım dış mihrakları suçlayabilirsiniz.. izin veriyorum.. isim ifşa etmiyor olmam saygılı kişiliğimdendir..:))

19 yorum:

  1. Can Yücel'in Bağlanmayacaksın şiiri geldi aklıma..

    YanıtlaSil
  2. genelde böle tipler, bi çocuk buluverir aniden evlenirler sonra da lönk diye çocuk yaparlar, nerde kaldı özgürlük, kapıyı çeker giderim havaları hım?
    apışıp kalırsın öle vay be X mi hadi ya dersin.
    İnce belli olsun ama küçüklerden diil, bi de bigün en güzel koltuğa oturup sigaramı keyifle tüttürecem o salonda bilesin

    YanıtlaSil
  3. ben de bardak seçmem ama en büyüğü olsun isterim çünkü çay kahve içerken bardaklar kupalar dar gelir bana.. imza: dış mihrak no-biiir :)

    YanıtlaSil
  4. ''Fazla ağırlık vermemeli ruhuma, ardımda bıraktıklarım.''vay anamm vayy senin kalbinin öz sözü bu ya...demek öyle heee...Seni bu cümleyle tanıdım ne diyim...

    Bardaktan girmişsin konuya da sonucu (bence) süper bağlamışsın...Helal olsun...

    Siyah tutkunda mı yok merak ettim ;)

    YanıtlaSil
  5. bi vakit bilge bi insan demiş ki.. sahibi olduklarımız bi süre sonra bize sahip olmaya başlar.. ne de iyi demiş.. pek de iyi demiş.. bundan gayrı bi şey demeye lüzum bırakmayacak kadar iyi demiş.. ha bu arada yesari.net şeysini de güle güle kullan.. böle eli boş geldim ama nağpalım bi kuru yorumla idare ediceksin artık..

    YanıtlaSil
  6. KKAPF; acaba çocukluğumda bu şiirle mi büyütüldüm:P:p

    "Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...
    Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
    Senin değillermiş gibi davranacaksın.
    Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
    Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın. "...

    YanıtlaSil
  7. DecisionS;nağlakaa neee.. insanlarla ilgili daha sonra bir post yazıcaz dedik değil mi..üstelik senin bu yargın yanlış çıktı gördüğün gibi..medeni halim belli..

    YanıtlaSil
  8. antique; diğerleri de gelsinnn.. gelsinnlerr... birinin dünyadan haberi yok..yazının ortasında sitem ediyordu bana.. baş harfi LA..:)))

    YanıtlaSil
  9. papuç; bak ben de farketmiyorum yazarken o cümleleri..sen tırnak içinde belirt güzel cümleleri..ben feed yaparım onlardan..kihkihkih:))

    siyah tutkum da yok..sen kırmızı ver onu da giyerim..biraz kilo veriim bakk:))

    YanıtlaSil
  10. veee sevgili fevki;
    teşekkür ederim..bana kısaca yesari.net diyebilirsin:P
    (dersen külahları değişeceğimizin bilincinde olduğunu varsayıyorum)

    YanıtlaSil
  11. Paşabahçe bardak işini çok iyi yapıyor. Gelişen teknolojiyle birlikte ani ısı değişimlerinden kaynaklanan bardak kırılmalarını %1 seviyesine kadar çekmiş. iş yerinde çok denedim. Buz gibi suyun altında genleşen bardağa birden kaynar su döktüğüm halde kırılmadı. Biz çocukluğumuzda böyle şeyler görmedik. Kalp gibi çabuk kırılırdı bardaklarımız.
    Amanda aman, ne mantıklı ne iç açıcı bir açıklama olmuşş.
    Malumunuz ince belli çay bardağından bahsediyoruz, büyük boy olmalıdır ki doygunluk hissi versin. (1) Böylelikle 2. kez kalkıp çay almaktan ve o süre zarfı içinde çayın altını açık bırakmaktan bizi men ediyor. Bu ne demekk?? Tüpten tasarruf demek.. (2) Eğer bir iş yapıyorsanız işinizin başından kalkmamak demek. (3) Veya kardeş ya da aile bireylerinden istiyorsanız onları yormamak demek (4)
    Kulplu olması önemli, zira elinizi yakma (5), elinizi yaktığı an dökme (6) riskini ortadan kaldırır ki dökülen yerin temizlenmesi de selpak tüketiminin gayrı safi milli hasılamıza etkisini ortadan kaldırmamıza bir hayli yeter (7)
    Bununla birlikte çay bardağının içi görülür olması lazımdır. O kırmızı rengi görmelisiniz, gördüğünüz anda lezzeti dilinizin ucuna gelecek mutluluğa etki eden hormonlarınız harekete geçecektir (8)
    Şimdi bırakın efenim bardak kırılmasını.. 6 ve 12'li setler halinde satılıyor zaten bardaklar. Aldınız attınız kilere 6 tane.. Gidenin ardından üzülmezsiniizz.
    Örnekleri çoğaltabilmek lüksüne sahip olmamla birlikte canımın çay istemesinden mütevellit yorumumu bu noktada bitirmek isterim..

    Bağlanmaktan korkup hayatınıza engeller koymayın!

    Benim bardağım :)

    YanıtlaSil
  12. uzun sürmez bi bakmışın kucaanda bi velet. Ayrıca düzgün davran bana çok hastayım

    YanıtlaSil
  13. şimdi zannediyorsun ki bu post görünümlü yoruma aynı şekilde uzun uzun cevap vereceğim.. sadece tek şey söylüyorum.. benim de en sık kullandığım bardak "senin bardağın"..:)))

    P.S; bu yorumu bölsek yorum yapmadığın tüm yazılara yorum çıkar resmennn!!!

    YanıtlaSil
  14. DecisionS; neden olmasın..negzel olur bee..hergün "bebeeeğğmm aga uga dedi" beebeeğ bugün ilk katı gıdasını yedi" "bebeğğm hepinizinkinden zeki, çooh akıllı çoohh" tarzı yazılarımla çıkarım karşınıza..
    ayy heves ettim şimdi nan:)))

    YanıtlaSil
  15. bebeğim sürekli ağlıyor.. yine üstüme kustu.. altını yeni değiştirmiştim ki yine kirletmiş.. gece hiç uyutmuyor.. evet evet ne güzel dimi :)

    YanıtlaSil
  16. bak yaa bi de dalga geçiyorrr.. antiqueeeeeeeeeee!!!

    YanıtlaSil
  17. Kenarı çatlak bi kupam var benimde sanki bardak yokmuş gibi...

    Karnım fena halde acıktı sebepsizce şimdi.Sonra uğrarım yine.Sana güzel bir cumartesi diliyorum.Sevgiyle kal.

    YanıtlaSil
  18. tony der ki tam benim kafadan sın bebeğim :))

    YanıtlaSil
  19. eşya, kıyafet, ıvır, zıvır bağımlılığı. ben de kurtulmaya çalışıyorum bu yüklerden. biri birşeyimi beğenince armağan etmeye başladım misal. yakında çıplak kalırsam bilemem:)
    "Eşyalarıma çok bağlanmamalıyım, kapıyı çekip gidebilecek kadar az olmalı" cümlesi şu soruyu düşürdü aklıma: göçmenlik var mı? :)

    YanıtlaSil

hadi söyle söyle!