30 Nisan 2010 Cuma

saygını al..


Soru şu, kadına hak ettiği gibi davranılmıyor mu ,yoksa kadın neyi hak ettiğini bilmiyor ve bunu talep etmiyor mu?

Körü körüne atladığımız, artık dillere pelesenk olmuş tartışmalara biraz daha gerçekçi bakmak mı gerekiyor acaba...

İnsanların, bir gün uyandıklarında kadınlara karşı bir anda saygı duymaya başlamalarını beklemek kusura bakılmasın ama polyannacılıkdan başka bir şey değil. İnsanların diyorum çünkü bahsettiğim kadına karşı saygısızlığı sadece erkekler yapmıyor. Kadının başka bir kadına saygı duymadığı, vurun kahpeyecilik yaptığı bir zaman çünkü. Ben artık herkesin bu kadına saygı konusunun sadece, tartışma konusu olarak gördüğüne ve “ne olacak bu ülkenin hali” muhabbetinden bir farklı kalmadığına hükmetmiş bulunuyorum. Herkes üzerine düşen rolden memnun, biçilen kumaşın içinde rahat (değilse bile şikayet etmiyor) devam ediyor yaşamına. Senaryoyu değiştirmek ve rolünü doğaçlama yapmak isteyenler ise “garip”bulunuyor adeta. Edilgenliğine alışmış kadın, mızmızlanmaya , şikayet etmeye, haksızlığa gelemediğini sadece dile getirmeye..Haklarının birileri tarafından verilmesine boyun eğmiş ve bunlardan şikayet etmesi bile sisteme dahil.. Başkasının ona saygı duymasına muhtaç, o saygıyı hak etmek için bir şey yapmak derdinde değil..

Bir zamanlar kullanılan “bu erkekleri de yetiştiren kadınlar” savunması ise çoktan geçerliliğini yitirdi bana kalırsa.. Elimizden saygımızı bir kadın alabiliyorsa başka bir kadın da geri alabilir çünkü. Bizi de yetiştiren aynı kadınlar nede olsa. Yetiştirilme sırasında sahibi olduğumuz davranış şeklini, düşünce yapımızı değiştiremeyeceğimizi düşünüyorsak kaderimize razıyız demektir. Güçsüz ve her zaman sunulanı kabulleneceğiz demektir. Kaldı ki bu noktada eğer bir erkek kendi karar veremiyorsa “insana saygı” duyması gerektiğine, başkalarının zayıflıklarından faydalanmaması gerektiğine veya, önce kişilikteki arızaların çözülmesi gerekiyor zaten. Çok zor ve uzak kimliklermiş gibi görünüyor olabilir . İşte “çok zor” , “nerede böyle insan” “ohooo sen nelerden bahsediyorsun hacıı” anlayışından uzaklaşmadan olacak şeyler değil.

Kadın değil , herhangi bir insanda dahi katlanamadığım tek anlayış “kendi isteği dışında” davranışlar göstermesi. Zaman zaman herkes yapmak istemediği şeyler yapar tamam da.. Hedefini “erkeğin onu sevmesi, daha çok sevmesi” olarak belirlemişse bir kadın, daha sonra erkekler hakkında söylemlerini türkü gibi dinlerim ben. Acıların kadınını oynamak sadece oynamaktır işte. Yani kadın dediğin“hükmedilmeyi sever,maço erkek sever, sahiplenilmeyi sever” anlayışlarını dillendirerek tüm ipleri eline verdikten sonra, birazcık sevgi kırıntısı için ona köle olmak değildir sevmek. Sevgiyi göstermenin, kendine olan saygından, karşındaki insanın sana duyduğu/duyacağı saygıdan “geçmek” olduğunu düşünmüyorum. Her şeye rağmen önce kendine saygın olacak derler ya, ödün vermeye başladığın çizgiden sonrası için yapılabilecek bir şey yok işte. Sana olan davranış şeklini sen belirliyorsun aslında bu gücün farkında olmasan da. Bazen savaşman gerekiyor ama severiz zaten savaşmayı.Kadını döven, söven , insanlıktan nasibini alamamış, eğitim öğretim hak getire, sıfatlarını saymaktan ar edeceğim “şey”lerden bahsetmiyorum elbette. Onların yaşam alanlarının, yan yana dizilmiş önüne konanın yenildiği besi ciflikleri olduğunu düşünüyorum çünkü. Konu dışıdır, ama o türler dışında taş devrinden bu yana her iki cins içinde size nasıl davranılmasını istiyorsanız bunu siz belirleyebilirsiniz diye genelleyebilirim. “Ben elimden geleni yaptım ama olmuyoor olmuyor işte” diyorsanız da, “yol vermek” her ne kadar kaba bir tabir olsa da oldukça uygundur bu tür durumlar için. Kendinize saygınızı kaybetmekten daha kötü olamaz çünkü..

Neyse, tez yazmıyorum bu konuda.. Yoksa bilimsel kaynaklara dayandırmak isterdim ben de tabii yazıyı.. .Fazla uzatmayalım, sonra çemkiriyorsunuz..söyleyecek çok şey var daha ama..Bitti..Gittim.. Biri beni durdursun:(

4 yorum:

  1. kadın nei hakettini blmio ve talep etmio!
    gücünü hemcinsinde kullanamayan, iş yerinde ezilen, belki işten atılan, dışarda ezikk sümsük olup evinde canavarlaşan insan bozuntularıda talep edilmeyen hakkı vermek için kılını kıpırdatmıo!

    YanıtlaSil
  2. ''Her şeye rağmen önce kendine saygın olacak derler ya, ödün vermeye başladığın çizgiden sonrası için yapılabilecek bir şey yok işte. ''çok doğru güzelsöylemişsin sayın yazar çizer..
    Kendine saygısı ,güveni olanı herkes sayar..Taviz verdiğin andaartıktaviz vermesi beklennende olursun...SAna olan davranışlarını daevetsen belirliyorsun sınırı sen koyuyorsunbelli sınırı aşmasına izinvermemeyi sen belirliyorsun...Ezik görünmeye çalışarakbişeyleri elde edemeyeceğinide bildikten sonra ...ne bilim ben işte..Başkaları beni sevsin beğensin diyehiçbişey yapmamışımki onun için nebileyim beeen diye bitiriyorum yazımı..Nediye yorum yazacamdiye saçmalıyorum onu da bilmiyorum ;)

    YanıtlaSil
  3. heyt be işte budur :))) güzellik..
    zevkle okudum ..
    sevgiler...

    YanıtlaSil
  4. Kadın erkek ayırmadan, insanların sana nasıl davranmasını istiyorsan sen de öyle davranacaksın. Vermediğini talep etme hakkın da olmaz. Ancak onurlu davranışlarının karşılığı saygısızlık, kabalık vs şeklinde geri dönüyorsa, yol vermek en doğrusudur bence de.

    Ebru

    YanıtlaSil

hadi söyle söyle!