23 Aralık 2010 Perşembe

Ben bir “Aslında çok yalnızım ben yeaa” paratoneriyim..

Ben de bu “çok yalnızım biliyor musun” cümlesinin klişe olduğuna, hurafe olduğuna, kimsenin kimseye bu tarz cümleler kurmadığına inanmak isterdim. Bir tür şehir efsanesi olmalıydı ve sadece birbirimizle dalga geçmek için kurmalıydık bu tarz cümleleri. Ama birilerinin eğlence konusu diğerlerinin kâbusu olabiliyormuş.

Çeşit çeşit insanlar olur etrafınızda, görürüz. Cem Yılmaz’dan hallice, etrafına neşe saçan, güneş misali, ibreti âleme mutluluk abidesi olarak gönderilmiş. İşte onlar benimle sohbet etmeye başladığında , birden bire etrafı kara bulutlar sarar, gök gürlemeye başlar, tuhaf bir sessizlik olur, neredeyse uzaktan bir bağlama sesi duyulur, o kadar yani. Ne olduğunu anlamadan ortam bi gerilir ve başlar aramızda ilginç dialoglar “ Yaa biliyor musun benim hiç arkadaşım yok aslında, aslında çok yalnızım, bu seninle konuştuklarımı hiç kimseyle konuşamıyorum, konuşmam da biliyor musun, yaa sırf sensin diye anlatıyorum.. sana güveniyorum sen de kalacağını biliyorum, neden etrafımda seninle konuştuğum gibi konuşabileceğim hiç kimse yok.” Bu konuşmalar bende bir tür algı zaman boyut karmaşasına neden oluyor elbette. “ Eae ama hani şey, şey hani noldu o şakalar komiklikler.. E hani gülecektik biz.. Bak şimdi adamın birinin gözleri dolmuş karısı..%&/( Ama yaa tam şeyden bahsediyorduk bizz şeyden, sen yine komik bir cümle kuracaktın hani”

Hayır, bu bir kendini övme yazısı değil. Bir “herkes bana güvenir, herkes en derin sırlarını bana anlatır, insanlarda bi içini dökme duygusu yaratırım, heytt ben öyle bir şeyim kiiii been, şöyle mükemmel arkadaşım, sen var ya seen, benim kim olduğumu biliyor musun” yazısı, hiç değil. Bu bir “Allahııım ben ne günah işledim ki, tüm hayatım boyunca dert dinlemekten , sorun dinlemekten nefret ettiğimi söylememe rağmen, beni böyle sınıyorsun, söylemese miydim? Hani istemediğimiz şey başımıza gelemezdi. Hani secret vardı hani düşünce gücüyle her istediğimi elde edecektim, bir şeyi çok istersem olurdu demiştin. E bu durumda tersi de doğru olmaz mı bu önermenin. İstemediğimin de başıma gelmemesi gerekmiyor mu? Bak ne kadar akıllıyım hem bak bak düşünebiliyorum, tüme vardım gördün mü? Ama neden beeeennn nedeeen??

Sonuç; öyle çok neşeli insanların maskelerine aldırmayın, joker gibiler valla. Dışı sizi içi beni yakar. Biri çok fazla kahkaha atıyor ve attırıyorsa daha farklı bakıyorum artık. “Kim bilir ne hikâyesi var bu kahkahaların, bu gülen yüzün ardında?” diye düşünüyorum. Sürekli melankolik ve “ben ne acılar çektim sen biliyor musun” hallerinde gezenlerin dertlerinden çok daha vurucudur onlarınki genellikle. Bu yüzden de dinlemek istersiniz zaten her anlatacaklarını. Siz çekip alırsınız o cümleleri oradan. Doğru bakmışsınızdır karşınızdaki insana veya görmek istemişsinizdir. Artık kimse kendi sorunlarından fazlasını görmek istemiyor olsa bile, arada sırada başımızı kendimizden başka birine doğru çevirirsek, bu bize de iyi gelebilir belki, neden olmasın?

Hiç unutmam bir keresinde kuzenim cam açmış bana “bi bakim nasıl görünüyorum” diye. Bi yandan da yazışıyoruz ve ben bi cümlemi “ ahahahahhahahah” diye bitirmişim. Gelen cevap; Geri zekâlıııı, görüyoruuum seni, gülmediğini de. Ne diye “hahahaha” yazıyorsun!!!

Böyle işte.. Ahahhahahaha ;)

.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

hadi söyle söyle!