20 Aralık 2010 Pazartesi

yazmak ya da yazmamak..nesi mesele şimdi bunun?



Neymiş efendim, yazarlar sakin, sessiz, doğayla baş başa yerlerde yazmayı severlermiş... Bize böyle öğretildi yıllarca. Hep amerikalı yazarlar alıp başlarını göl kenarına veya dağ başına gittiler, orada ilham perisini beklediler. Sonra başlarına türlü türlü işler geldi. Sanki yeşillikle besleniyor ilham perisi anasını satiim..

Yok işte öyle bir şey işte. “Uzun zamandır yazamıyorum , kahretsin beynim durdu, tek kelime çıkmıyor kalemimden , pfff napıcaam yeaa” klişeleri yutmuş müzmin yazar edasıyla üzüm çardağının altındaki sedirde otururken bunlar ancak çıkıyor benden. Buyrun, sonuç budur yani. Ne olabilirdi çok merak ediyorum. Karşı komşu tonton Kezban teyze seri katil mi çıkacaktı. Olmadı amcam aslında benim amcam değil halammış, sonra ben de evlatlık alınmışım ama onlar benim evlatlık olduğumu bilmiyorlarmış bir tek ben biliyormuşum. Bu kadar huzurlu bi bahçeden nasıl bi hikaye çıkar ve nasııll??

Kesin bir şeyler gelir aklıma, yazabilirim önce yapraklarına, sonra tepemdeki mor üzüm tanelerine baktım da öyle. Hayatın anlamını, varlığın özünü, yaradılışımdaki gayeyi aradım, sırtımı dayadığım ağaç gövdesinde,o güzel miss gibi incirde. Sonra da kalktım kopardım bir tanesini yedim n’apim, ohh misss. Tam incir zamanı yalnız, süper bir şey bu yaa.

Ama hakkımı yemiim kendimin şimdi. O minicik, ufak tefek narin!! erkek kuzenlerimin, hiç iştahı olmayan amcamın kızlarının“ayy ne yesek yeaaa”, “hadi şunu yapalım”,” mangal mı yapsak”, “çıkıp bi şeyler alalım”, “akşam film izleyelim barii” , “ayy bırak bilgisayarı da gel burada bizimle otur” gibi masum cümleleri olmasa yazarım ki been.. (ciddiyim!!)

Yaa bi de, böyle yeşillik , temiz hava filan... Ara sıra yağan yağmur çok piss uyku yapıyor biliyor musunuz..:(( Tamam tamam sustummm..

Neyse ..

Uzun sessizliğimi böyle bir “pşşt” edasıyla bozduktan sonra gerisi gelir diye ümit ediyorum. Ama ben huzurla beslenmiyorum onu anlamış bulunuyorum. Bana sürekli bi kafa meşguliyeti lazım ama olumlu anlamında. Öle acı dert keder vermesin Allah. O zamanlar damardan girip “ Batsın bu dünyaa, bitsin bu rüyaa” moduna geçiyorum ki böyle anlarda ben bile kendime katlanamıyorum. Off bu kadar çok ruh hali değişen insan olmak zor zor olmasına ama, hani böyle sürekli melankolik takılan insanların işi daha zor bence. Hepsine en güzelinden neşeli günler diliyorum. Size de elbette..:)

not; görsel kel alaka ama şuanki ruh halime az yaklaşık sonuç..

..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

hadi söyle söyle!