8 Şubat 2013 Cuma

Allah'ın sopası yok! - The Alaçatı vol.2



Nerede kalmıştık...

Ilıca plajı
İlk günün ardından Alaçatı'yı keşfetmeye başladık. Genel olarak bilinen yanlışları düzeltelim. Öncelikle, Alaçatı'da deniz yok. Hı hıı, ben de öyle dedim. “Haahhaha, nasıl yani?” dedim ve sonra yuttum o ha ha ha'ları. Çünkü gerçekten yok. Yerleşim yeri, mimarisi, renkleri, ağaçları, çiçekleri hepsi muhteşem. Ama denizi yok. Yakınlarda Ilıca plajı var, Çeşme dolmuşla herhalde bir 20 dk, ve meşhur rüzgar sörfü merkezi var. Buraları dolmuşla gidebiliyorsunuz. Her yere dolmuşla gidebiliyorsunuz aslında. Önceleri biraz tuhaf gelse de sonra alışıyorsunuz ve normal geliyor.

Sahil o kadar güzel ve su o kadar sıcak ki uzaklık önemini yitiriyor. Kendimi o turkuaz rengi görünce çok şanslı hissettim. Çeşme'ye de gittik daha sonra ama denize girmek için tercih etmeniz gereken tek yer Ilıca plajı. Plaj istiyorsanız en azından. Bu arada her plaj paralı. Halk plajında bile şezlonga para veriyorsunuz. Hadi tamam, şezlonga para veriyorsunuz sonra adamlar diyor ki duş paralı. Buralar hep şikayet, bak şikayet. Çeşme'de gittiğimiz o dünyanın parasını verip girdiğiniz beachlerde kuma ayak bile basamıyorsunuz çünkü sahil yok.


Neyse...


Her şey ne kadar güzeldi. Günlerimiz çok güzel geçiyordu. Sonra ben her şeyi mahvedecek bir şey yaptım.

öyle sokak manzaraları
Neden insana komşunun tavuğu kaz görünür. Ne var yani benim beyaz peynir gibi bir tenim varsa. Ne yani, 1 haftada kuzenim gibi çikolata rengi olmak zorunda mıyım? Ama yoook, çok matah bir şeymiş gibi illa bi yanacaksın, bir kavrulacaksın. En son hatırladığım yattığım yerden kuzenime “Beni acile götüüüüüürrrr” dediğimdi. “Neden?” dedi “Ölüyoruuuuummmm” dedim. Bu dakikadan sonra benim için tatil de bitti zaten. Evime gitmek ve bir daha güneş batmadan evden çıkmak istemiyordum. Ama “ben seni uyarmıştım”dedi haklı olarak. Uyarmıştı gerçekten. “Sen çok beyaz tenlisin, koruma sür. Yapma etme” demişti. Ve mecburdum tatile devam etmeye. Gerçi bir gün sonra acılarım dindi. O günden itibaren korkudan 50 faktör güneş kremi(yanık kremi bile denilebilir) sürüp gölgede oturdum. Müstahaktı bana çünkü. (buraya tabi ki fotoğraf gelmiyor!!!)

Bir tweet atmıştım vakti zamanında “Kıvırcık saçlıların düz saça, düz saçlıların kıvırcık saça olan düşkünlüğü sayesinde çözdüm hayatın anlamını. Hayata dalgalı bakacaksın.” diye. Neysen osun. Kabul et ve huzura kavuş. 

sörf merkezi
Neyse, rüzgar sörfü yapanları izledik bi gün de. “Kııızzz biz de ders alalım mııı?” dedi bana. Banaaaa!!! Ben de orada ders almaya çalışan! göbekliiii, sakallııı bir abiyi gösterdim. Çocuklarının kahkahaları arasında defalarca sörf tahtasından düştü. Sörfü kullanırken değil üstelik, üzerine çıkmaya çalışırken. Ona iyi bak dedim, o adama iyi bak. Bu gördüğün manzaradan 10 kat daha ilginç manzaralarla karşılaşır biz ders alırken insanlar. Yaaa 5 yaşında çocuklar nasıl güzel sörf yapıyorlar. Onlar yaparken ne kadar da kolay görünüyor. Kendimi hayal ettiğimde ise nasıl bir kabusa dönüşüyor bu fikir.


İzledik biz de güzel güzel. Hocalar da nasıl çirkin nasıl çirkin. İzleyemeyecektim yemin ederim! (Sevgili DETECTED!)


Asma Yaprağı


Tatilin ortalarında yeni bir yer daha keşfettik. Alında çok meşhur bir yermiş ama biz hiç bir araştırma yapmadan gittiğimiz için Amerika'yı yeniden keşfetmiş gibi sevindik. Bahsettiğim yer yeme - içme üzerine elbette. Masalar dolu olduğu için o gün akşam yemeğini yine 23:00 civarı yedik. Rezervasyon yaptırıyorsunuz. Üstelik sokağa atılmış 7-8 tahta masaya! Her akşam dolu olur mu bir mekan. İlk defa gördüğümüz mezeler, inanılmaz yemekler, Ege mutfağına ait muhteşem lezzetler. Bir akşam yetmedi ertesi akşam da orada yedik. Menü değişiyor çünkü. Mümkün olsa her akşam bir şeyler yiyebileceğiniz bir yer Asma Yaprağı. Biraz pahalı ama bizim zaten ucuz konaklamayı bir yerden çıkartmamız gerekiyordu. Kusur kalırdı yoksa. :)

O kadar güzel zaman geçirdik ki. Bir yeri böyle sevince, sürekli şöyle cümleler kuruyorsunuz. “Keşke şu da olsaydı, bu da gelseydi. Ayy onunla da çok eğlenirdik burda. Kesin şununla da gelelim.”

 Ben her zaman söylerim zaten. Ben bir şeyi seviyorsam herkes sevsin isterim. Belki bizim kadar uzun kalmazsınız ama İzmir civarında tatil yaparsanız muhakkak uğrayıp bir iki gün geçirin derim.

Bir kaç uyarı;

*Kendinizi alış-veriş yaparken kaybetmeyin. Çünkü her şey çok güzel burada. Özellikle seçilmiş gibi her şey. Sakin olun!
* Sıradan yemekler yemeyin. Yöresel yemekleri ve daha önce denemediğiniz şeyleri denemeye çalışın. Tamam biraz daha masraflı olacak ama sonuçta her zaman yaptığınız şeyler değil.
*Çılgın geceler sizi beklemiyor. Böyle bir tatil istiyorsanız söylenmek ve oflamak puflamak için Alaçatı'ya gelmeyin. Birlikte olduğunuz insanları da bunaltmayın. Booodrumm Bodrum! ;)
*İnsanlarla iletişim kurun, sohbet edin. Soğuk nevale olmayın, huysuz olmayın. Mümkünse tüm stresinizi geldiğiniz şehirde bırakın.
*İzmir'in güzel kızları sizi rahatsız ediyorsa, edecekse, etmesi muhtemelse gitmeyin onların bol bulunduğu yerlere. Hepsi mi güzel olur!
*Size bu güzel tatilde eşlik eden insanlara teşekkür edin.

Teşekkür ederim...

the end





9 yorum:

  1. Twite bayıldım ;hayata yeni bakışın güzlemiş benimsedim...

    Süper olmuş tatil hikayesi (tatilde güzel gibi ama peynir benizlilerin tatili soğurt tadında geççiyormuş öğrendik)

    Bir de buradan sayın Absaloma bir şeyler söylemek istiyorum: Absalom ,Yesari 5 ay beklemiş ama süper yazı çıkarmış yaaaa benim yazıların hepisini (peki tamam çeyreğini) toplasam bu kadar güzel yazı çıkmaz:))

    Gerçi az daha beklese yaz sezonu açılaaaadı ama olsun :)

    YanıtlaSil
  2. hıı hı soğurt evet orada olası gerekne kelimede tam da buydu..ammaaann benim Türkçeme...

    YanıtlaSil
  3. hahahaha anladık biz. 5 ayda yazdığım için güzel oldu. bundan sonra hep böyle :P:p teşekkür ederim güzel sözleriniz için efendim.

    yaa yorum yapmayı unutmuşum ya ben.

    neyse sevgiler saygılar.

    kıızzz yazabiliyorum yani halaaa:))

    YanıtlaSil
  4. yahu ben peynir değilim amma günesten çok etkilenirim...
    semsiyenin altında tisortle kafamda sapkayla otururum eğlenirler benlen.
    napiyim dayanamıyorum.
    çarpılayım mı senin gibi:))

    sayın pabuç:)
    kim güzel yazıyor diye yarısmıyoruz efenim.
    güzellikte gorecelidir;)
    5 ay düsünüp sonra yazınca ben de sahane yazarım.

    hem bak yesari yazı da yazabiliyomus yorumlara cevapta verebiliyomus ne haber yazamaz diyodun hahahaaaaaa.

    yahu bu tvitterler felan yaktı bloku amma eninde sonunda bloka donecek herkessssss.
    bakın gorürsünüz:))

    hevestir...
    kesmez bizi ole 140 karakter felan.

    YanıtlaSil
  5. absalom efendii absalom efendiii..ablama öyle dedim diye yazıyı 5 ayda yazmadım herhalde. 2 gün canım.

    terbiyesiz!

    YanıtlaSil
  6. hahahhaaaa

    temem temem 5 ay kurguladın 2 günde yazdın.
    e ben de oyle diyorum:))

    pabuç kurtar beni hahahaaa.

    YanıtlaSil
  7. O değil de yazı iyi ses getirdi göründüğü üzre :))

    Bu arada Yesari 5 ay düşündü de yazdı DA siz bu son 5 ay neredeydiniz de hiç yamzadınız sayın Absalom diye de sorası geliyor insanın :))

    Blog alemine geri dönüş tarihleriniz bir birinize yakın onun için sizin tatil hikayenizi de okumak isteriz absalom :))

    Ve yesari,madem yorumlara cevap yazabiliyorsun arada başka blog yazılarına da yorum yaz bizahmet :) (abla laf sokar burada)

    Peki siz devam edin ben uğrarım ara sıra ;)

    YanıtlaSil
  8. Fena değilsiniz. Ara sıra ben de uğrarım buraya..

    YanıtlaSil
  9. teşekkür ederim @profösör. ben de ara sıra yazıyorum zaten. ;)

    YanıtlaSil

hadi söyle söyle!