19 Mart 2013 Salı

Birine kendini önemsiz hissettirmenin yolları.



Birine kendini önemsiz hissettirdiğinde sen önemli hale gelmiyorsun. O matematik öyle işlemiyor.


Matematiğim hep iyiydi oradan biliyorum. Senin kötüydüyse ben sana anlatabilirim.


Tamam hepimiz mükemmel bir çocukluk geçirmedik. Biliyorsun sen de arıza taraflarımızın büyük çoğunluğunun çocukluğumuzdan geldiğini. Benim de annem bana çok sinirlendiğinde “keşke seni doğuracağıma taş doğursaydım” gibi talihsiz cümleler kurdu. Ama ben onları bugüne taşıyıp acısını başkalarından çıkartmıyorum. O zaman da gerçi bunun için acı çekmiyordum. “İnsan nasıl taş doğurur, ayy ne kadar korkunç. Annem bence sağlıklı düşünemiyor” diyerek geçiyordum o konuyu. Beni onun kızı, bunun oğluyla karşılaştırdığında ise (evet erkek çocuklarıyla bile karşılaştırılabilecek kadar yaramaz bir çocuktum, ne var yaaaanii) anneme katılıyordum öyle oldukları konusunda ve cümlenin sonuna “ne yazık değil mi?” diye ekliyordum. Hep annesine yardım ediyormuş da, üstü başı hep tertemizmiş deee, ağaçlara çıkmıyormuş, yaramazlık yapmıyormuş. Mış mış da mış mış. O ne biçim çocuk yeaa.

Yani söylemek istediğim, biri bilerek veya bilmeyerek sana kendini değersiz hissettirmiş olsa bile sen o duygunun tutsağı olmak zorunda değisin. Çünkü tercihini bu yönde kullanırsan aynı duyguyu başkalarına hissettirdiğinde geçeceğini zannedebilirsin. Ama geçmez..

Şu an bu cümleleri okurken “evet yaaa, ne kadar yanlış hareketler bunlar” diye aklından geçirirken “ben asla böyle bir insan değilim” diye düşünüyorsun. Acaba gerçekten öyle mi? Çünkü böyle şeyler her zaman kasıtlı yapılmaz.

Nasıl mı yapılır?

-Senin düşüncelerine çok önem veren biri (çalışanın/arkadaşın/eşin/dostun/komşun/ailen) sana bir fikrini sormuş veya yardımını istemiş olabilir. Yani senin anlayacağın sana ihtiyacı varken,  o an keyfin olmadığı için onu geçiştirmiş olabilirsin mesela. Sonradan pişman olmuşsun kaç yazar.

-İş yerinde önüne geçemezsin bu durumun. Çünkü iş dünyası dediğimiz bu kaygan zeminde en iyi tutunanlar kaypak ve yalakalardır. Senin altında çalışanların çabalarını görmez ve takdir etmezsen, bir süre sonra kendinin ve yaptıklarının değersiz olduğunu hissetmeye başlar. Ve “diğerleri”nden biri olmaya karar verir kaçınılmaz olarak. Tebrikler son derece sıradan bir çalışanın daha oldu. Yalakaların egonu yalaması yeterince keyif veriyordur umarım.

-Sevdiğin insana duygularını göstermezsin veya yeterince göstermezsin. En sık karşılaşılanlardan biri belki de bu. Hiç bir zaman eşit olmayacak yoğunlukta duygular var çünkü ilişkilerde. Belki de bilerek isteyerek yapılmayan türü olduğu için gerçek sevgi barındırıyorsa en kolay affedileni olacaktır. Konuş, tart, anlat kendini o yüzden. Kimseyi ondan daha fazla sevdiğin için daha az değerli olmazsın çünkü. Böyle hissettirme karşındakine. Açık kapı bırakma ve senaryolar yazmasına izin verme senin adına. Çünkü yazmaya başlarsa kafasında kurduklarını geri döndüremezsin.

-Yeni tanıştığın birine karşı kendi eşsiz özelliklerini göstermekte dengeyi sağlayamaz ve dozunu kaçırırsın. Senin ne kadar mükemmel! bir hayatın olduğunu düşünmek ona kendi hayatını “eksik” hissettirir. Sen anlattıklarınla kendi egonu doyurursun ama bu karşındakini daha aç hissettirir. Kendini farklı göstermeye çalışırken etrafındaki herkesi sıradan göstermeye çalışıyorsun ya sen hani. Bunu yaparken, farklı olmaya çalışan, kendinden başka anlatacak bir şeyi olmayan “gerçek sıradan” insanlardan biri oluyorsun aslında. Senden artık o kadar çok var ki, elimizi kolumuzu çarpmamak için zor yürüyoruz yollarda.


-Hiç bir şeyler yapmasan çok sinirli olduğunda kırıcı oluyorsundur kesin. Dilin sivriliyor ve en savunmasız anında sokuyorsundur masum avına. O da neye uğradığını şaşırıyor ve hak ettiği o lafları alıp geldiği yere dönüyordur.

Yapmıyor musun bunları? O zaman Allah aşkına bu yazıyı neden okudun?  5. Geeeç!



8 yorum:

  1. Yesari'nin Ablası19/3/13 21:12

    Ben diyorum sana ,çok iyi yazıyorsun..

    Haklısın, ben bunları yapmıyorum diyemiyoruz malesef..Sondan bir önceki paragrafta anlatılan tipler bir süre sonra insanların gözünde küçüldüklerini farkedemiyorlar bu da bir gerçek...

    Sevgiler..Ya sen de harbi ne yaramaz bi çocuktun yaa :) ama çok şekerdin o ayrı...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Günümüz de kötü bir alışkanlık haline gelen ,önemsizmiş gibi hissettirdiğinde kendi değerinin artacağı düşüncesiyle ezmeye çalışan bir toplum,zihniyet bu yazınızı bir kez değil,defalarca okumalı bence .Bu güne kadar okuduğum blok yazılarının en güzeli ağzına yüreğine sağlık.

      Sil
    2. ayakkabı giymiyordum daha ne olsun:))

      Sil
    3. Sude; Teşekkür ederim çok güzel bunları duymak. üstelik uzun süre yazmaya ara verdikten sonra iyi geldi. :)

      Sil
    4. iyi geldiğine sevindim ama içimden geleni söyledim çokça yazınız efenim banada beklerim.

      Sil
  2. Şu sonuncuyu bende yapıyorum itiraf ediyorum.
    Ama herkese degil, sevdiğim insanlara agzıma her geleni söyleyemiyorum.
    İnsanın diliyle açtığı yara en beteri. Nasıl birşey olduğunu biliyorum. O yüzden başkasının yaşamasına gerek yok bence.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Onu özellikle en sona bıraktım. "Bu değilim, bu hiç değilim, bu da değilim. Aaaa bu beniiim" desinler diye. Evet kötüyüm. ^^

      Sil
  3. Yapıyoruz bunları gerçekten, insan olmanın dayanılmaz vahşiliği. Birine ne kadar "yok" hissettirirsen kendin o kadar "var" oluyorsun sanıyorsun.

    YanıtlaSil

hadi söyle söyle!