4 Aralık 2013 Çarşamba

Bir an



Beklerken kendini yabancı hisseden herkes gibi, içinde bulunduğu durumun tuhaflığından çok, etrafındaki nesnelere yoğunlaştı. Sonra kütüphanenin başka bir bölümünde, diğerlerinin aksine üst üste duran kitaplar dikkatini çekti. Diğerlerine göre daha yeni gibi göründüklerini düşünürken, farkın yeni görünmüşlükte değil, okunmamışlıkta olabileceğini fark etti. Sanki daha sevilir kılıyordu okunmamış olmaları. O yüzden de ayrı bir yerde üst üste duruyorlardı. Henüz kütüphaneye ait değildi. Okumadığın bir kitap daha az senin olmaz mıydı gerçekten. Sahip olmak, parasını ödemekle olmuyordu demek ki kadın için. Bir şeyler katmalıydı ona, bir şeyler almalı, belki yerine yenilerini koymalı veya koymamalıydı. Ama muhakkak okunmalıydı.


Hoşuna gitti onun hakkındaki bu varsayımlar. Tam kitaplarla ilgili düşündüklerini kadının hayatına ait diğer her şeyle ilgili genelliyordu ki içeriden yaklaşmakta olan ayak seslerini duydu. Yüzünde henüz düşüncelerinin etkisi varken ona doğru döndü ve “Gitsem iyi olur.” dedi. “Gitsem iyi olur..”


-Gitsen mi?
-Evet, yarın erken kalkmam gerekiyor. Seni de rahatsız ediyorum.
-....
-İyi geceler.
-Dur kapıya kadar...
-Hayır, lütfen sen rahatsız olma.


Henüz birbirlerine ait değillerdi. Kendini okunmamış kitaplardan biri gibi hissetti. Zamanı geldiğinde kadının hayatındaki yerini yine kadın belirleyecekti sanki. Bunun olmasına izin vermemek için hızla uzaklaştı. Düşüncelerinden de, O’ndan da.


Not; 3.gün yazısını yazamadım. Yazsam sizi şaşırtabilirdim. Eksik ve hatalı şeyleri seviyorum... ;)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

hadi söyle söyle!