1 Aralık 2013 Pazar

Gerçek mi?

Twitter'da artık ıssızlaşan blogları hareketlendirmek için bir #blogfırtınası hareketi başlatıldı.. Linke tıkladığınızda hoop götürüyor sizi bilgiye zaten. Bu da benim 1.gün yazım. Hadi bakalım ne kadar istikrarlı olacağım, hep beraber görücez.




Bir varmış bir yokmuş..


Zamanın ve ülkenin birinde diğer tüm masallarda olduğu gibi bir kral yaşarmış.. Her kralın olduğu gibi onun da bir kızı varmış. O da her kral gibi prenses gibi yetiştirmiş kızını. Kız da her prensesin beklediği gibi üvey annesinin ona kötü davranmasını ve zehirli elma yedirmesini, olmadı bir cadı tarafından kaçırılıp bir kuleye hapsedilmeyi, kötü kalpli üvey kız kardeşleri tarafından aşağılanmayı, en son hiç olmadı artık, kötü bir perinin onu sonsuza dek uyutmasını bekliyormuş. Ama hiç bir şey beklediği gibi olmamış.


Hiç bir prensi etkilemek için bal kabağından araba yapmak zorunda kalmamış veya saçlarını sarkıtmamış kulenin birinden. Süreç böyle zorlu olmayınca gelen giden prens çok olmuş. Önce hepsi onun güzelliğinden, şanından şöhretinden etkilenmiş. Ama sonra aynı şeylerden korkar olmuşlar. Biri “henüz ciddi bir ilişkiye hazır değilim” demiş, diğeri “sen benden daha iyilerine layıksın” En son biri çıkıp “sorun sende değil” diyecek olmuş ki; prenses “Eeee başlarım artık sizin klişelerinize amaa haa” demiş. Neden böyle olduğunu, yani neden hiç bir ilişkisinin yolunda gitmediğini anlamaya çalışırken aslında sorunun tam da kendinde olduğunu farkına varmış..


Daha henüz bir çocukken prenses olacağı için ona yüklenen sorumluluklar, nasıl biri olması gerektiğine dair kurallar, gelecekte başına geleceğine inandırıldığı şeylerden dolayı bir korku duvarı ördüğünü fark etmiş. Kaybetme, değer görmeme, başarısızlık, ölüm.. Birikmiş de birikmiş. Bu yüzden de korktuğu şeyleri ona yaşatabilecek prensleri seçiyormuş prenses.

Masal burada bitmiş. Prenses için yüzleşme vakti gelmiş...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

hadi söyle söyle!